corpse party tortured souls

corpse party: tortured souls, okul arkadaşlığı temasını alıp üstüne paslı çiviyle “keşke mezuniyete gitseydiniz” yazan animedir.

normalde okul animelerinde sınıf, arkadaşlık, vedalaşma, anı defteri, son gün hüznü falan olur. burada da arkadaşlar bir ritüel yapıyor. amaç ne? birbirlerinden kopmamak. tatlı bir gençlik hareketi gibi başlıyor.

sonra evren “bağlı kalmak mı istiyorsunuz?” diyor.

alın size sonsuza kadar aynı okul.

corpse party’nin güzelliği burada. anime sana laneti büyük gotik şatoda, sisli ormanda, şeytani tarikatta vermiyor. bildiğin okul binası. sınıf var, koridor var, tahta var, sıralar var. ama hepsi öyle bir hale gelmiş ki milli eğitim değil, mezarlıklar müdürlüğü işletiyor sanki.

heavenly host denen yer okul değil.

çocukluk travmasının tapulu hali.

bu animeyi izlerken insan şunu anlıyor: bazı binalar yıkılınca bitmez, karakter olur. heavenly host öyle bir mekan. sadece arka plan değil. karakterleri avlayan, ayıran, çıldırtan, birbirine düşüren bir cehennem düzeni. buranın duvarları bile insanı sevmiyor. koridorlar yanlış yere çıkar, sınıflar mezara döner, arkadaşlık bağı dediğin şey birkaç sahne sonra “kim nerede kaldı lan?” paniğine dönüşür.

corpse party’nin kara mizahı da çok tuhaf yerden gelir.

çocuklar arkadaşlık büyüsü yapıyor, sonuç toplu halde ölüm sonrası okul gezisi. yani iyi niyetle yapılan en kötü mezuniyet etkinliği olabilir. bir daha kimse “hatıra olsun” diye ritüel yapmasın. fotoğraf çekilin, deftere yazı yazın, en kötü whatsapp grubu kurun. doğaüstü bağ ritüeli nedir kardeşim? lise öğrencisinin eline makas versen proje diye boyut kapısı açıyor.

bu evrende rehberlik servisi yok.

olsa da ilk kaybolan o olurdu.

corpse party’nin anti-steril tarafı çok net. bu hikaye karakterlerini korumaz. seyirciyi rahatlatmaz. “gençler hata yaptı ama buradan büyüyerek çıkacaklar” demez. bazı hatalar vardır, karakter gelişimi değil, adres değişikliği getirir. o adres de genelde cehenneme yakın bir okul katıdır.

modern güvenli içerik aklı bunu çekse ilk bölümde ritüelin yanına uyarı metni koyar, ikinci bölümde herkes travmasını konuşur, üçüncü bölümde lanetin aslında kuşaklararası iletişim eksikliği olduğu anlaşılırdı. corpse party ise böyle davranmaz. “yanlış şeyi kurcaladınız, şimdi okul sizi kurcalayacak” der.

bu kadar.

çünkü bazı korku hikayeleri açıklanınca güzelleşmez. bazıları karanlıkta kalınca çalışır. corpse party de öyle. mantığı kurcaladıkça rahatlamıyorsun. tam tersine, bu okulun içine mantık sokmaya çalışan insanı da duvara gömerler gibi geliyor.

karakterler tarafında da seri fazla nazik değildir.

burada herkes kahramanlık kapasitesiyle değil, panik kapasitesiyle sınanır. kimisi ağlar, kimisi kaçar, kimisi yardım etmeye çalışır, kimisi yanlış karar verir, kimisi zaten korku filmlerinde ilk ölen insan enerjisiyle dolaşır. ama bu kötü değil. çünkü corpse party’nin dünyasında herkesin mükemmel karar vermesi yalan olurdu. burası okul değil, sinir sistemi öğütücü.

insan böyle bir yere düşse karakter arkı yaşamaz.

önce bağırır.

sonra daha çok bağırır.

sonra sesinin bir önemi olmadığını fark eder.

işte anime o çaresizlik hissini iyi kuruyor. dar alan, karanlık, kopmuş arkadaş grubu, neyin gerçek neyin lanet olduğu belli olmayan bir atmosfer. korku burada canavardan çok kaybolma hissinden geliyor. birinin seni öldürmesinden önce, kimsenin seni bulamayacağını anlamak daha kötü.

corpse party bu duyguyu seviyor.

hatta fazla seviyor.

anime bazen “tamam anladık, okul kötü” dedirtir. ama sonra okul biraz daha kötüleşir. çünkü heavenly host’un mesai anlayışı budur. öğrenciyi bırakmaz, izleyiciyi de bırakmaz. burada çıkış kapısı varsa bile muhtemelen kapının arkasında daha kötü bir fikir vardır.

asıl mesele şu: corpse party temiz korku değildir.

şiddeti plastik değildir. ölümü dekor yapmaz. karakterleri sadece jumpscare malzemesi olarak kullanırken bile üstüne pis bir çaresizlik sürer. bu yüzden rahatsız eder. her şey fazla dar, fazla kirli, fazla umutsuzdur. sanki anime sana “okul anılarını hatırla” diyor, sonra o anıların üstüne kilit vuruyor.

bu da onu ayrı yere koyar.

çünkü bugünün fazla steril korku anlayışında herkesin güvenli travması var. korku bile bazen terapi seansına dönüyor. canavar gelir, karakterin bastırdığı duyguyu temsil eder, finalde karakter kendini kabullenir, seyirci de eve sağlıklı mesajla döner.

corpse party’de mesaj falan yok.

varsa da muhtemelen tahtaya kanla yazılmıştır ve okumaya çalışırken başına bir şey gelir.

bu hikayede kötülük temsil panosu değildir. kötülük mekandır. kötülük çocuk sesidir. kötülük yanlış sınıfa girmektir. kötülük, arkadaşının adını seslenip cevap alamamaktır. ve en kötüsü, bütün bunların bir zamanlar okul olmasıdır.

okul dediğin yer normalde çocukları hayata hazırlar.

heavenly host ise çocukları hayattan alıp kendi içine arşivliyor.

bu cümle bile yeterince hastalıklı.

corpse party’nin en iyi tarafı, izleyiciye konfor alanı bırakmamasıdır. karakterleri sevmeye başlıyorsun, anime “çok bağlanma” diyor. bir çıkış umudu görüyorsun, anime “koridor değişti” diyor. biri mantıklı davranacak gibi oluyor, evren “mantık burada seçmeli ders değil” diye kafasına vuruyor.

bu yüzden izlerken insan hem geriliyor hem de sinirli bir kahkaha atıyor.

çünkü olayların çıkış noktası o kadar basit ki: birkaç öğrenci, biraz vedalaşma hüznü, biraz ritüel merakı.

sonuç: okul cehennemi.

demek ki neymiş?

arkadaşlık bazen abartılmamalıymış.

corpse party: tortured souls büyük, derin, felsefi bir korku şaheseri mi? tartışılır. ama pis, acımasız, rahatsız edici ve kendi küçük cehennemini iyi kuran bir iş mi? evet. üstelik bunu yaparken seyirciye “merak etme, herkes bir şey öğrenecek” diye yalan söylemiyor.

herkes bir şey öğreniyor gerçi.

ama çoğu mezun olamıyor.

özetle corpse party; okul animesinin güvenli sıralarını alıp altına bodrum katı, lanet, panik ve kötü kararlar döşeyen bir iş.

bazı okullarda zil çalınca ders biter.

burada zil çalınca yoklama başlar.
5 2
ayı kullanıcısının profil fotografı