ful yaprakları, civan canova tarafından yazılan ve ilk kez 2005'te sahnelenen tiyatro oyunudur. eser, teknolojinin ve sanal iletişimin insanların yalnızlığını azaltmak yerine bazen onu daha da görünmez hâle getirmesini merkezine alan psikolojik-toplumsal bir dram olarak ön plana çıkar.
oyunun odağında; birbirine ekranlar, yazışmalar ve kurulmuş kimlikler üzerinden yaklaşan ama gerçekte kendi yalnızlıklarından kaçamayan insanlar vardır. özellikle kent içinde yaşanan yabancılaşma, görünmeden yaşama hâli ve gerçek benlik ile olmak istenilen kişi arasındaki mesafe oyunun temel gerilimlerinden biridir. karakterlerini büyük trajedilerden ziyade; gündelik hayatın, iletişim kurma çabasının ve birbirine yetişemeyen insanların arasına yerleştirir. bu yüzden oyundaki gerilim yüksek sesli çatışmalardan çok, eksik kalan cümlelerde ve ertelenmiş yüzleşmelerde ortaya çıkar. canova’nın kendi tanımıyla bu metin; "sesleri çıkmadığı hâlde hayata haykırmaya çalışanların" ve hayatlarını yeniden kurmaya çalışan insanların hikâyesidir.
oyunda üç karakter vardır:
madonna: bütün gününü bilgisayar basinda geçiren, fazla kilolu ve fiziksel engelli bir genç kız. kendisini chat yaparken "balerin" olarak tanıtır.
richard: madonna ile chat yapan, savruk bir insandır.
kadın: madonna'nın ablasıdir ve barda çalışmaya ek olarak escortluk ile para kazanır. oyundaki en gerçekçi karakterdir. belki de bu sebeple bir ismi yoktur.
canova’nın oyunculuk geçmişinin de etkisiyle diyaloglar gündelik hayata yakındır; ancak bu doğallığın altında dikkatle kurulmuş bir ritim vardır. oyun okuru ya da seyirciyi büyük bir sonuca götürmekten çok, karakterlerin arasında dolaştırır.
-insan gerçekten anlaşılmak mı ister, yoksa sadece görüldüğüne inanmak mı?-
oyunun adı olan "ful yaprakları", geçicilik ve dağılganlık duygusunu çağrıştırır. elde tutulduğunu sanılan ilişkilerin, kimliklerin ve beklentilerin aslında ne kadar kolay savrulabildiğini ima eder. canova’nın yazarlığında görülen ironik ama kırıcı olmayan bir bakış hissedilir; insanlar birbirini anlamaya çalışırken çoğu zaman kendi yalnızlıklarının etrafında dolaşırlar.
oyun; bireysel ilişkilerdeki gediklerle birlikte, modern hayatın insanı birbirine yaklaştırırken aynı anda nasıl uzaklaştırabildiğini; görülme, duyulma, varolma ihtiyacı ekseninde anlatır. "nbr?"- "ii snden nbr?" kelimeleri arasına sıkışmış problemleri anlatır.
oyunun odağında; birbirine ekranlar, yazışmalar ve kurulmuş kimlikler üzerinden yaklaşan ama gerçekte kendi yalnızlıklarından kaçamayan insanlar vardır. özellikle kent içinde yaşanan yabancılaşma, görünmeden yaşama hâli ve gerçek benlik ile olmak istenilen kişi arasındaki mesafe oyunun temel gerilimlerinden biridir. karakterlerini büyük trajedilerden ziyade; gündelik hayatın, iletişim kurma çabasının ve birbirine yetişemeyen insanların arasına yerleştirir. bu yüzden oyundaki gerilim yüksek sesli çatışmalardan çok, eksik kalan cümlelerde ve ertelenmiş yüzleşmelerde ortaya çıkar. canova’nın kendi tanımıyla bu metin; "sesleri çıkmadığı hâlde hayata haykırmaya çalışanların" ve hayatlarını yeniden kurmaya çalışan insanların hikâyesidir.
oyunda üç karakter vardır:
madonna: bütün gününü bilgisayar basinda geçiren, fazla kilolu ve fiziksel engelli bir genç kız. kendisini chat yaparken "balerin" olarak tanıtır.
richard: madonna ile chat yapan, savruk bir insandır.
kadın: madonna'nın ablasıdir ve barda çalışmaya ek olarak escortluk ile para kazanır. oyundaki en gerçekçi karakterdir. belki de bu sebeple bir ismi yoktur.
canova’nın oyunculuk geçmişinin de etkisiyle diyaloglar gündelik hayata yakındır; ancak bu doğallığın altında dikkatle kurulmuş bir ritim vardır. oyun okuru ya da seyirciyi büyük bir sonuca götürmekten çok, karakterlerin arasında dolaştırır.
-insan gerçekten anlaşılmak mı ister, yoksa sadece görüldüğüne inanmak mı?-
oyunun adı olan "ful yaprakları", geçicilik ve dağılganlık duygusunu çağrıştırır. elde tutulduğunu sanılan ilişkilerin, kimliklerin ve beklentilerin aslında ne kadar kolay savrulabildiğini ima eder. canova’nın yazarlığında görülen ironik ama kırıcı olmayan bir bakış hissedilir; insanlar birbirini anlamaya çalışırken çoğu zaman kendi yalnızlıklarının etrafında dolaşırlar.
oyun; bireysel ilişkilerdeki gediklerle birlikte, modern hayatın insanı birbirine yaklaştırırken aynı anda nasıl uzaklaştırabildiğini; görülme, duyulma, varolma ihtiyacı ekseninde anlatır. "nbr?"- "ii snden nbr?" kelimeleri arasına sıkışmış problemleri anlatır.