boomer veya baby boomer; ikinci dünya savaşı’nın kasvetli ve yıkıcı atmosferinden sonra, 1946-1964 yılları arasında doğan, adını o dönem yaşanan "bebek patlamasından" (baby boom) alan ama asıl patlamayı ekonomik konfor ve hak iddialarında yaşayan nesildir.
sosyolojik bir etiket olmanın çok ötesinde, bugün "boomer" demek; zamanın ruhunu kaçırmış, buna rağmen direksiyonu asla bırakmak istemeyen, kronik bir haklılık sendromundan muzdarip bir zihniyet yapısını ifade eder.
boomer'lar, tarihin gördüğü en şanslı ama ironik bir şekilde en şikayetçi jenerasyonudur. kendi gençliklerinde asgari ücretle ev ve araba alabilmiş olmalarını tamamen kendi üstün "deha"larına bağlarlar. bugünün gençlerinin haftada 50 saat çalışıp kirasını ödeyememesini ise "yeterince çabalamamak" veya "kahveye çok para harcamak" olarak görürler. ekonomik yapısal çöküşleri, bireysel tembellikle karıştırmaya bayılırlar.
teknolojiyi sonradan öğrendikleri için onu bir araç olarak değil, bir işgalci gibi kullanırlar. sabahın köründe parıltılı "hayırlı cumalar" görselleri göndermek, facebook’ta asparagas haberlere inanıp infial yaratmak ve her şeyi büyük harflerle (caps lock açık) yazmak onların dijital ayak izi cvsini oluşturur.
gezegeni çılgın bir tüketim çılgınlığıyla tüketip, mülkleri kapatıp, üstüne bir de sonraki nesillere "siz de çok hazırcısınız" fırçası kayabilen tek nesildir. arkalarında devasa bir iklim krizi ve çökmüş bir konut piyasası bırakırken hala öğüt vermekten çekinmezler. dünyanın kendi gençliklerindeki değerlerle dönmeyi bıraktığını kabul edemezler. çevre krizinden toplumsal değişime kadar her yeni fikre "icat çıkarma" gözüyle bakar, dünyayı kendi konfor alanlarına göre sabitlemek isterler. hayat boyu rüzgarı arkasına alarak koşmuş, ancak rüzgar dindiğinde arkasından gelenlerin neden yavaş ilerlediğini anlamayıp onları yürüyüş teknikleri üzerinden eleştiren bir jenerasyonel narsizmin adıdır boomer.
bugün gençlerin dillerine pelesenk olan ve benim de son günlerde sık sık ihtiyaç duyduğum"ok boomer" (tamam dayı/teyze, uzatma) kalıbı, tam da bu bitmek bilmeyen, gerçeklikten kopuk nasihat silsilesine karşı çekilmiş kibar ama net bir beyaz bayraktır.
sosyolojik bir etiket olmanın çok ötesinde, bugün "boomer" demek; zamanın ruhunu kaçırmış, buna rağmen direksiyonu asla bırakmak istemeyen, kronik bir haklılık sendromundan muzdarip bir zihniyet yapısını ifade eder.
boomer'lar, tarihin gördüğü en şanslı ama ironik bir şekilde en şikayetçi jenerasyonudur. kendi gençliklerinde asgari ücretle ev ve araba alabilmiş olmalarını tamamen kendi üstün "deha"larına bağlarlar. bugünün gençlerinin haftada 50 saat çalışıp kirasını ödeyememesini ise "yeterince çabalamamak" veya "kahveye çok para harcamak" olarak görürler. ekonomik yapısal çöküşleri, bireysel tembellikle karıştırmaya bayılırlar.
teknolojiyi sonradan öğrendikleri için onu bir araç olarak değil, bir işgalci gibi kullanırlar. sabahın köründe parıltılı "hayırlı cumalar" görselleri göndermek, facebook’ta asparagas haberlere inanıp infial yaratmak ve her şeyi büyük harflerle (caps lock açık) yazmak onların dijital ayak izi cvsini oluşturur.
gezegeni çılgın bir tüketim çılgınlığıyla tüketip, mülkleri kapatıp, üstüne bir de sonraki nesillere "siz de çok hazırcısınız" fırçası kayabilen tek nesildir. arkalarında devasa bir iklim krizi ve çökmüş bir konut piyasası bırakırken hala öğüt vermekten çekinmezler. dünyanın kendi gençliklerindeki değerlerle dönmeyi bıraktığını kabul edemezler. çevre krizinden toplumsal değişime kadar her yeni fikre "icat çıkarma" gözüyle bakar, dünyayı kendi konfor alanlarına göre sabitlemek isterler. hayat boyu rüzgarı arkasına alarak koşmuş, ancak rüzgar dindiğinde arkasından gelenlerin neden yavaş ilerlediğini anlamayıp onları yürüyüş teknikleri üzerinden eleştiren bir jenerasyonel narsizmin adıdır boomer.
bugün gençlerin dillerine pelesenk olan ve benim de son günlerde sık sık ihtiyaç duyduğum"ok boomer" (tamam dayı/teyze, uzatma) kalıbı, tam da bu bitmek bilmeyen, gerçeklikten kopuk nasihat silsilesine karşı çekilmiş kibar ama net bir beyaz bayraktır.