anton çehov, modern tiyatronun yönünü sessizce değiştiren yazarlardan biridir. asıl mesleği hekimlik olmasına rağmen kısa öyküleri ve oyunlarıyla edebiyat tarihinde kalıcı bir yer edinmiştir. onun sahnesinde büyük kahramanlıklar, ani felaketler ya da yüksek perdeden tiratlar yerine; konuşulamayan duygular, ertelenmiş hayatlar ve gündelik hayatın içten içe biriken ağırlığı vardır. öyle ki okurken ya da üzerinde çalışırken, insanın üzerine bir kasvet çöker...
çehov’un oyunlarında karakterler çoğu zaman bir şey yapmak ister ama yapamaz; gitmek ister ama kalır; sever ama söyleyemez. bu yüzden eserlerindeki asıl çatışma kişiler arasında değil, kişinin kendi içindeki bekleyiş ve geç kalmışlık duygusunda yaşanır. bu yaklaşım, klasik dramatik yapının dışına çıkarak modern tiyatronun psikolojik ve doğal anlatımına güçlü bir zemin hazırlamıştır.
özellikle martı, vanya dayı, üç kız kardeş ve vişne bahçesi ile tanınır. bu eserlerde görünen olaylar çoğu zaman küçüktür; asıl mesele insanların kaçırdığı fırsatlar, değişen toplumsal düzen ve "başka bir hayat mümkün müydü?' sorusudur.
çehov oyunları ile haşır neşir olduğum dönemlerde fark ettiğim bir unsur da, kendisinin william shakespeare'a olan saygısı ya da ondan aldığı ilham. ivanov oyununda, ıvanov karakterinin eylemsizliğinin hamlet'e benzemesi; martı oyununda shakespeare göndermesi ve yine "oyun içinde oyun" kurarak göz kırpması, bende bu intibayı oluşturmuştu. hem böyle bir ilham alıp, hem de metinlerinde kendine has bir doku yaratması ayrıca dikkat çekici elbette.
çehov’un oyunlarında karakterler çoğu zaman bir şey yapmak ister ama yapamaz; gitmek ister ama kalır; sever ama söyleyemez. bu yüzden eserlerindeki asıl çatışma kişiler arasında değil, kişinin kendi içindeki bekleyiş ve geç kalmışlık duygusunda yaşanır. bu yaklaşım, klasik dramatik yapının dışına çıkarak modern tiyatronun psikolojik ve doğal anlatımına güçlü bir zemin hazırlamıştır.
özellikle martı, vanya dayı, üç kız kardeş ve vişne bahçesi ile tanınır. bu eserlerde görünen olaylar çoğu zaman küçüktür; asıl mesele insanların kaçırdığı fırsatlar, değişen toplumsal düzen ve "başka bir hayat mümkün müydü?' sorusudur.
çehov oyunları ile haşır neşir olduğum dönemlerde fark ettiğim bir unsur da, kendisinin william shakespeare'a olan saygısı ya da ondan aldığı ilham. ivanov oyununda, ıvanov karakterinin eylemsizliğinin hamlet'e benzemesi; martı oyununda shakespeare göndermesi ve yine "oyun içinde oyun" kurarak göz kırpması, bende bu intibayı oluşturmuştu. hem böyle bir ilham alıp, hem de metinlerinde kendine has bir doku yaratması ayrıca dikkat çekici elbette.