bruce dickinson

metal müziğin en ikonik şarkıcılarından biridir. sevmeyeni bile bunu kabul eder. sayısız vokaliste ilham vermiş bir isimdir ve elbette iron maiden'ın solisti olarak bilinmektedir en çok.

görsel

benim de üniversitede başlayan ve 20 seneden fazla süren şarkıcılık/vokalistlik serüvenimdeki temel ilham kaynağımdır—gerçi arada çok büyük bir boşluk vardı ve epey sayıda konserde sahne alsam da az sayıda albümde yer aldım; ayrıca profesyonelce yaklaşsam da amatördüm elbette, yani para kazanmak için müzik yapmadım hiç. hatta 2003 senesine kadar falan bruce baba'ya bildiğin öykünüyordum ben. yani bruce dickinson gibi söylemeye çalışıyordum direkt. bunu başarabiliyordum, hatta sesim de bruce'tan daha geniş olduğundan aşıyordum da belki... lakin işte taklitler orijinalleri yaşatır. bu "özentiliğimden" kurtuldum işte 22 yaşımda falan. neyse, konu ben değilim ama bu da bir şekilde bruce dickinson'ın ne kadar ilham verici olabildiğine güzel bir örnekti bence.

okuduğum kadarıyla, dickinson'ın samson grubuna girmeden evvel kariyeri pek de iyi değilmiş. yani işte yeterli ilgi görmemiş önceki gruplarında. samson'ın yeteneğiyle ilgisini çekmiş ama işte ve oradan da iron maiden'a zıplayarak müthiş başarılı bir kariyere yelken açtı kendisi, bilindiği üzere. tabii fear of the dark albümünden sonra bu topluluktan ayrıldı, sonra 2000'lerin başındaki brave new world albümüyle de geri döndü. iron maiden'ın deli bir fanı olmadığımdan şu anda neler yapıyorlar takip etmiyorum, fakat dağılmadıklarını biliyorum en azından. ufukta yeni bir albüm varsa bile bu hemen çıkamaz sanırım zira bruce baba, benim asıl manyağı olduğum solo işlerine odaklanmış durumda.

evet, artık iron maiden'dan çıkıp bruce dickinson'ın fevkalade solo albümlerine dalabiliriz... yani bu konuda ciddi bir azınlığı temsil ediyorum ben: bruce baba'nın solo kariyerini iron maiden'a bin kat fazla tercih ediyorum yani. 1997'de keşfettiğim balls to picasso akbümüyle bu dünyaya giriş yapmıştım. bu komik bir rastlantıydı aslında. abim bu albümü bruce springsteen albümü sanıp almış, metal müziği pek sevmediğinden beğenmeyip bana vermişti. böyle tanıştık yani. haha. sonra 1998 çıkışlı the chemical wedding albümünü çıktığı zamanlarda orijinal kaset formatında almıştım. o zamanlar söke'de lise okuyordum ve kuşadası'na bir okul gezisi yapmıştık ve oradaki d&r mağazasında bu kaseti görüp hemen kapmıştım. sanatçının bundan önce çıkan accident of birth albümünü ise, üniversite okumaya ankara'ya gittiğim 1999 senesinde dost kitabevi'nden yine orijinal kaset formatında almıştım.

bu üstte bahsettiğim albümlere bayılıyorum elbette. accident of birth ve the chemical wedding zaten hayatımın albümleri arasındadır.

sonra da tyranny of souls çıktı 2005'te ve bunu da çıkar çıkmaz aldım elbette, ama bu sefer cd formatında almıştım.

yalnız bundan öncesinde, 2000'lerin hemen başlarında, ev arkadaşlarımdan biri odasına internet bağlatmıştı ve ona audiogalaxy sitesinden bruce dickinson'ın bulunabilen tüm şarkılarını mp3 formatında indirtmiştim. yani b-side'lar, işte aslında hiçbir albümünde olmayanlar falan... bunlar da dahil. bu yüzden, dickinson'ın dinleyicilere ulaşan hiçbir parçasını ıskalamamışımdır galiba. yani o sitede bulunamayanlar da vardıysa bilemeyeceğim bittabi.

sanatçının en son the mandrake project isimli albümü çıktı ve seneye, hatta belki sadece aylar sonra bir solo albümü daha geliyor... bu albümde yer alacak parçaları dinleyen, iron maiden'ın "direği" steve harris: "bruce'un en iyi solo albümü gelecek" demiş galiba. şarkılardan o denli etkilenmiş yani. bu da heyecanımı artırdı elbette. ayrıca bu bir canlı kayıt albümü olacak. hatta kayıtlar da tamamlandı bile diye okudum. canlı kayıt derken... yani stüdyoya girip hep beraber aynı anda çalıp söyleme manasında. normalde stüdyo albümlerinde bilindiği gibi enstrümanlar ve vokaller tek tek, ayrı ayrı kayıt edilir, ekseriyetle defalarca performe edilir ve mükemmeliyet kovalanır, ve bunlar işte stüdyo çalışmalarıyla üst üste bindirilir, mikslenerek iç içe geçirilir, hatta kusurlu kayıt performansları da stüdyo hileleriyle düzeltilir falan... burada direkt konserde gibi çalıyor ve söylüyor hepsi birden. yani iki türlü kayıt tercihi de harika neticeler verebiliyor ama bu yapay zeka çağı'nda bruce'un böyle radikal ve aykırı bir tercihte bulunmasını hakikaten de takdir edilesi buldum.

bu yazıyı paldır küldür, hiç google'a falan danışmadan yazdım. çok kısa sürede yazdım böylece. istesem bruce dickinson hakkında bir roman bile döşeyebilirim. hem de uzunundan. ama siz okuyanları düşündüğümden yazımı burada noktalıyorum.

tabii bir şarkı paylaşmadan da olmazdı... keyifli dinlemeler!

5 1
ythrilnaw kullanıcısının profil fotografı