parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği

en az kibar feyzo kadar izlemekten keyif aldığım başka bir kemal sunal filmi olan çöpçüler kralı, 1977 yapımı, yönetmenliğini zeki ökten’in üstlendiği, senaryosu umur bugay tarafından yazılmış türk sinemasının kült başyapıtlarından biridir. görünüşte saf bir mahalle komedisi ve naif bir aşk hikayesi gibi dursa da, derine inildiğinde 1970'ler türkiye’sinin sosyo-ekonomik panoramasını, bürokratik yozlaşmayı ve sınıf çatışmalarını absürt bir mizah potasında eriten keskin bir toplumsal hicivdir. birçok kemal sunal filmi gibi "sığ komedi"den uzak, derinlikli bir filmdir.

film; saf, temiz kalpli mahalle çöpçüsü apti şakrak (kemal sunal), gücünü kötüye kullanan mahallenin baskıcı zabıta amiri şakir (şener şen) ve her ikisinin de gönlünü kaptırdığı temizlikçi hacer (ayşen gruda) arasındaki üçgen üzerine kuruludur.
apti şakrak; sistemin en alt basamağını, geçim derdi ve yoksulluk içinde sıkışmış ama insani değerlerini kaybetmemiş "küçük adam"ı simgeler.
zabıta şakir; küçük otoritesini mahalleli ve esnaf üzerinde bir baskı aracı olarak kullanan, güce tapan ama üstleri karşısında ezilen bürokratik çarpıklığın vücut bulmuş halidir. apti ve şakir arasındaki çekişme, sadece bir aşk rekabeti değil; ezen ile ezilenin, elinde güç tutanla o gücün altında ezilenin evrensel mücadelesidir.
film, arka planda akan sahnelerde dönemin en büyük sancıları olan tüp, yağ ve şeker kuyruklarını, yüksek enflasyonu ve köyden kente göçün getirdiği adaptasyon sorunlarını belgesel titizliğiyle kayda geçirir.

bu filmi izlerken, gülmenin ötesinde buruk hisler peydah oluyor. görsel olarak soğuk bir ekran tercih edilmesi de buna sebep oluyordur belki; ama bu seçim de filmi bambaşka bir yere taşıyor.

en az kibar feyzo kadar izlemekten keyif aldığım başka bir kemal sunal filmi olan çöpçüler kralı, 1977 yapımı, yönetmenliğini zeki ökten’in üstlendiği, senaryosu umur bugay tarafından yazılmış türk sinemasının kült başyapıtlarından biridir. görünüşte saf bir mahalle komedisi ve naif bir aşk hikayesi gibi dursa da, derine inildiğinde 1970'ler türkiye’sinin sosyo-ekonomik panoramasını, bürokratik yozlaşmayı ve sınıf çatışmalarını absürt bir mizah potasında eriten keskin bir toplumsal hicivdir. birçok kemal sunal filmi gibi "sığ komedi"den uzak, derinlikli bir filmdir.

film; saf, temiz kalpli mahalle çöpçüsü apti şakrak (kemal sunal), gücünü kötüye kullanan mahallenin baskıcı zabıta amiri şakir (şener şen) ve her ikisinin de gönlünü kaptırdığı temizlikçi hacer (ayşen gruda) arasındaki üçgen üzerine kuruludur.
apti şakrak; sistemin en alt basamağını, geçim derdi ve yoksulluk içinde sıkışmış ama insani değerlerini kaybetmemiş "küçük adam"ı simgeler.
zabıta şakir; küçük otoritesini mahalleli ve esnaf üzerinde bir baskı aracı olarak kullanan, güce tapan ama üstleri karşısında ezilen bürokratik çarpıklığın vücut bulmuş halidir. apti ve şakir arasındaki çekişme, sadece bir aşk rekabeti değil; ezen ile ezilenin, elinde güç tutanla o gücün altında ezilenin evrensel mücadelesidir.
film, arka planda akan sahnelerde dönemin en büyük sancıları olan tüp, yağ ve şeker kuyruklarını, yüksek enflasyonu ve köyden kente göçün getirdiği adaptasyon sorunlarını belgesel titizliğiyle kayda geçirir.

bu filmi izlerken, gülmenin ötesinde buruk hisler peydah oluyor. görsel olarak soğuk bir ekran tercih edilmesi de buna sebep oluyordur belki; ama bu seçim de filmi bambaşka bir yere taşıyor.