kedilerin insanları sahiplenmesi

ilginçtir ki teknik olarak durum böyledir. köle -sahip bakış açısıyla ele aldığımızda, evimize aldığımız kedinin görünürde sahibi zannetsek de kendimizi bildiğin kölesi oluyoruz. mamasını ver, suyunu ver, kumunu temizle, tüyünü tara, oyun oyna, evi ona göre dizayn et ve canı sıkılınca da seni tırmalasın; köle kodların öne çıksın ve bundan dahi keyif al. resmen adına "kedi sahiplenme" denen bu organizasyonda iki mırıltı dinleyecez, efenime söylim keyfi gelecek de yaralı parmağımızı yalayacak diye keşişlik destanı yazıyoruz. biz bunu yaparken de onlar hoppidi hoppidi oynamıyorsa, evin en güzel ve konforlu yerine geçip göd yayıyorlar. bir de ödül maması teranesi var ki akıllara durgunluk veriyor! neyin ödülü bu arkadaşım? bulaşıkları mi yıkadı, evi mi süpürdü? apartmanın bilmem kaçıncı katında fare-cardın mı avladı, bokunu kendi mi temizledi, çöpleri toplayıp götürüp attı mı???? neyin ödülü abi yattığı yerden yani? nasıl mazoşist bir tutku bu? niye karşı koyamiyoruz bunların esnek ve estetik varlıklarına??? bugün bir kediye hakkıyla bakmak ayda 10 bin papeli buluyor yani. hizmetlerimiz için ücret almadığımız gibi zatalinin hizmetini görebilmek için de dışarıda çalışmak ve para kazanmak zorunda olduğumuz bir distopya!!! orwell kardeşim, big brother'ını da al git!
4 1
gece kullanıcısının profil fotografı