kibar feyzo

kibar feyzo, türk sinemasının altın çağında, 1978 yılında ertem eğilmez’in yönetmenliğinde ve atıf yılmaz’ın yapımcılığında hayata geçirilmiş, absürt mizah ile sert toplumsal eleştiriyi kusursuz bir şekilde harmanlayan kült bir politik komedi filmidir. senaryosu, türk sinemasının dahi kalemi ihsan yüce’ye ait olan film; feodal sistemin, ağalık düzeninin, başlık parası geleneğinin ve sömürünün çarklarını, doğu anadolu’nun kurgusal bir köyü üzerinden trajikomik bir dille masaya yatırır.

kemal sunal’ın canlandırdığı, saf ama sistemin adaletsizliğine karşı giderek gözü açılan "feyzo" karakterine; şener şen, müjde ar, adile naşit , ihsan yüce, ilyas salman ve erdal özyağcılar gibi dev bir kadro eşlik eder.

film, köylüyü adeta bir mal gibi gören feodal ağalık düzeni ile şehirdeki kapitalist işçi sınıfı yaşamını karşılaştırır. feyzo’nun başlık parasını kazanmak için gittiği şehirde sendikalaşmayı, grevi ve işçi haklarını öğrenip bunu köye taşıması, türk sinemasındaki en güçlü sosyo-politik hicivlerden biridir.

filmin en kült repliklerinden biri olan; maho ağa’nın köylülere sinirlenip kurduğu "ula şurda 141-142 başsınız, hepinizi ben besliyim. vallaha satarım köyü ha!" repliği, türk sinema tarihinin en zekice ve en cesur siyasi göndermelerinden biridir.
bu replik, sıradan bir hakaret ya da rastgele söylenmiş sayılar değil; filmin çekildiği dönemdeki türk ceza kanunu’nun (tck) meşhur 141. ve 142. maddelerine doğrudan bir atıftır. o dönem yürürlükte olan bu kanun maddeleri, türkiye'de komünizm ve sosyalizm propagandası yapmayı, sınıf esasına dayalı örgüt kurmayı ve sınıf tahakkümü yaratmaya çalışmayı suç sayıyordu. özellikle sol görüşlü aydınlar, yazarlar, sendikacılar ve siyasetçiler bu maddeler uyarınca yargılanıyor ve ağır hapis cezalarına çarptırılıyordu.

bunun yanında "ağam bizimle eğleniyir", "faşo ağa", "agaya beleş" ve "ağa'nın pohunun üstüne poh olir mi?" gibi replikler, günümüzde bile kullanılmaya devam edilen işlevsel ve güncel repliklerdir.

film bir yandan da inanılmaz bir şekilde doğal akar. dönemin yeşilçam filmlerine göz attığımızda, insanın böğrüne oturan bir tiyatral oyunculuk söz konusu iken; bu filmde sahneler sanki yanı başımızda gelişen doğal konuşmalar gibidir. özellikle feyzo ve zülfo'nun tarlada mola verirken sırt üstü yatarak yaptıkları konuşma, filmin en sevdiğim sahnelerinden biridir. "sen sen ol, taksitlen garı alma; ben aldım!"

velhasıl, aala sıkılmadan denk geldikçe izlenebilecek, zamana meydan okuyan bir külttür.
4 0
gece kullanıcısının profil fotografı