warhammer 40k vs star wars biri masal biri mezbaha

star wars ile warhammer 40k’yı yan yana koyunca olay hangisi daha iyi evren meselesi olmuyor.

biri uzay operası.

öbürü galaktik otopsi raporu.

star wars, evreni anlatırken sana umut verir. karanlık taraf vardır ama ışık da vardır. jedi düşer ama bir yerden biri çıkar. imparatorluk kötü olabilir ama isyanın içinde hâlâ romantizm, arkadaşlık, kahramanlık, baba-oğul dramı, sevimli robot ve merchandising’e uygun yaratık bulunur.

warhammer 40k ise sana umut vermez.

verirse de faturayı ekler.

bir gezegen kurtulur, üç gezegen yakılır. bir kahraman gelir, yanında kırk bin ölü ve beş yeni travma getirir. bir zafer kazanılır, sonra öğrenirsin ki bu sadece daha büyük yenilginin ön ödemesiymiş.

star wars’ta kötülük siyah pelerin giyer.

warhammer’da kötülük devlet kurar, kilise açar, vergi toplar, dua eder, rapor yazar ve seni cepheye yollar.

fark budur.

star wars’ta “space racism” vardır ama casual’dır.

cantina’ya girersin, herkes birbirine garip bakar. wookiee’ye laf atılır. droid bara alınmaz. alien türler birbirinden hoşlanmaz. bir yerde “bunlar da hep böyle zaten” havası vardır. yani evrenin içinde türler arası önyargı var ama daha mahalle arası seviyededir.

casual space racism.

“şu tür güvenilmezdir.”

“bu droid’i içeri almayız.”

“bu uzaylılar hep sorun çıkarır.”

çirkin ama gündelik.

star wars bunu arka plan kiri gibi kullanır. evrene doku verir. tam olarak steril değildir ama seni içine atıp “bu ayrımcılık yüzünden bütün galaksi kıyma makinesine döndü” demez.

çünkü star wars hâlâ masaldır.

en karanlık yerinde bile bir çocuğun eline ışın kılıcı verip “belki düzelir” diyebilir.

warhammer 40k ise casual space racism falan yapmaz.

warhammer competitive space racism oynar.

burada türler birbirini sevmiyor değil.

birbirinin varoluşunu problem olarak görüyor.

ımperium xeno görünce “rahatsız oldum” demez.

“temizleyin” der.

eldar insanlığa bakınca “biz farklıyız” demez.

“bunlar galaktik çocuk, gerekirse harcanır” diye düşünür.

necron uyanır, galaksiye bakar, “burası zaten bizim tapulu mezarlığımızdı” der.

tyranid zaten ırkçılık yapmaz, çünkü seni insan olarak bile görmez.

sen menüsün.

orklar ayrımcılık yapmaz gibi görünür çünkü herkesi dövülecek nesne olarak eşit görür.

bu da kendi içinde korkunç bir eşitlik anlayışı.

tau gelir, gülümser, “greater good” der.

sonra bakarsın seni sisteme dahil etmiş, kültürünü yumuşak yumuşak eritmiş, üstüne de broşür vermiş.

kurumsal asimilasyon.

star wars’ta alien’a kötü bakarlar.

warhammer’da alien’a orbital bombardıman atarlar.

işte casual ile competitive arasındaki fark bu.

star wars’ta ırkçılık cantina kapısında ters bakıştır.

warhammer’da exterminatus formudur.

star wars evreninde bir mon calamari amiral olabilir. bir wookiee kahraman olabilir. bir twi’lek asi olabilir. droid bile bazen aileden biri gibi olur. yani evrende önyargı vardır ama hikaye hâlâ farklı türlerin birlikte bir şey yapabileceğine inanır.

warhammer 40k’da birlikte yaşama fikri, çoğu fraksiyona göre ya saflık ya sapkınlık ya da geçici askeri zorunluluktur.

ımperium için xeno genelde konuşulacak değil, yakılacak şeydir.

eldar için insanlık çoğu zaman mayın tarlasında yürüyen kaba et yığınıdır.

drukhari için zaten herkes hobi malzemesidir.

necron için canlılık bile biraz rahatsız edici ev istilası gibidir.

tyranid için diplomasi yoktur. sadece sindirim vardır.

40k’da türler arası ilişki “birbirimizi anlayalım” diye başlamaz.

“önce kim kimi siler” diye başlar.

star wars’ta kötülük çoğu zaman merkezi bir tiranlık gibi çalışır. empire vardır. sith vardır. darth vader vardır. palpatine vardır. bunlar kötüdür. hikaye sana kötünün yüzünü verir. sen de ona karşı durursun.

warhammer’da işler daha pis.

burada insanlığın tarafına geçiyorsun, bir bakıyorsun senin tarafın da gezegen yakıyor. chaos’a karşı duruyorlar, doğru. ama şüphe varsa kendi vatandaşını da yakıyorlar. xeno tehdidi gerçek, evet. ama bu gerçeklik ımperium’u temiz yapmıyor.

sadece anlaşılır derecede korkunç yapıyor.

star wars’ta isyancı olmak romantiktir.

warhammer’da isyan edersen önce neden isyan ettiğine bakarlar. haklı olabilirsin. sonra chaos bağlantısı şüphesi gelir. sonra ınquisition gelir. sonra mahkeme olmaz. sonra sen de olmazsın.

star wars’ta “hope” kelimesi çalışır.

warhammer’da hope kelimesi dosyaya girse önce purity seal yapıştırılır, sonra sapkınlık ihtimaline karşı sorgulanır.

star wars bir çocuğun “ben de jedi olabilir miyim?” sorusuna evet der.

warhammer aynı çocuğa bakar, kemik yoğunluğunu ölçer, genetik uyumuna bakar, sağ kalırsa organ takar, ruhunu çelikle döver, sonra onu insanlıktan yapılmış zırhlı bir silaha çevirir.

ikisi de kahraman yaratır.

ama biri masal kahramanı yaratır.

öbürü üretim bandından kutsanmış savaş suçu çıkarır.

star wars’ta lightsaber zariftir.

warhammer’da chainsword vardır.

bu bile evrenlerin farkını anlatmaya yeter.

biri ışıkla keser.

öbürü motorlu testereyi kılıç yapıp üstüne dua okur.

star wars’ta force mistik bir denge meselesidir. aydınlık taraf, karanlık taraf, kader, seçim, iç huzur, ustanın öğüdü, öğrencinin sınavı.

warhammer’da warp vardır.

warp, mistisizmin kanalizasyon borusudur.

star wars’ta içindeki karanlığa yenilirsen sith olursun.

warhammer’da içindeki çatlağı yanlış şey duyarsa, gözünden daemon bakmaya başlar.

burada meditasyon yetmez.

bazen gezegen yakmak gerekir.

star wars’un güzel tarafı, insanın hâlâ iyi olabileceğine inanmasıdır. bir çiftlik çocuğu imparatorluğu sarsabilir. bir kaçakçı dostluk öğrenebilir. bir baba son anda oğlunu seçebilir. bir robot evrenin en sadık karakterlerinden biri olabilir.

bu yüzden star wars masaldır.

kötü anlamda değil.

masal olması onun gücüdür.

ama warhammer başka bir şeydir.

warhammer, masalın karanlıkta çok uzun süre bırakılmış halidir. içindeki umut küflenmiş, kahramanlık militarize olmuş, din devletleşmiş, bilim mumyalanmış, insanlık kendini kurtarmak için kendini tüketmeye başlamıştır.

star wars sana “karanlığa rağmen ışık var” der.

warhammer sana “ışık var ama her gün insan yakılarak yanıyor” der.

bu fark küçük değil.

biri umut alegorisi.

öbürü insanlığın yoğun bakım fişi.

star wars’ta empire kötü olduğu için yenilmelidir.

warhammer’da ımperium korkunç olduğu halde belki de yıkılmamalıdır.

çünkü dışarıda bekleyen şeyler daha korkunçtur.

bu, warhammer’ın en pis tarafıdır.

sana temiz seçenek vermez.

ımperium’u desteklersen faşizan, fanatik, paranoyak bir mezar devletinin yanında durursun.

desteklemezsen chaos, tyranid, ork, necron, drukhari gibi seçeneklerin arasında “hangisi beni daha yaratıcı biçimde yok eder” anketi açarsın.

star wars’ta yanlış taraf seçersen kötü olursun.

warhammer’da doğru taraf seçsen bile kirlenirsin.

star wars’ta galaksi kurtarılabilir.

warhammer’da galaksi yönetilebilir bile değil. sadece bazı bölgeleri geçici olarak yanmıyor.

star wars’ta kahramanlık hikayeyi değiştirir.

warhammer’da kahramanlık bazen sadece ölümü beş dakika erteler.

ama o beş dakika için milyonlar ölür, milyarlar dua eder, bir space marine kapıya dayanır, bir guardsman elindeki el feneriyle kıyamete nişan alır.

ve sistem buna zafer der.

çünkü 40k’da zafer dediğin şey çoğu zaman “tamamen ölmedik” demektir.

star wars’ta türler arası gerilim vardır ama hikaye farklılıkların birlikte çalışabileceğini kabul eder. rebel alliance zaten bunun üstüne kurulur. insan, alien, droid, kaçakçı, prenses, eski jedi, herkes aynı masaya oturabilir.

warhammer’da aynı masa kurulsa biri masayı kutsar, biri masanın sapkın olduğunu söyler, biri masayı yer, biri masayı yağmalar, biri masanın eski necron mülkü olduğunu iddia eder, biri de masanın acı çekmesini sağlar.

diplomasi toplantısı bile boss fight’a döner.

bu yüzden star wars casual space racism’dir.

çünkü evrenin içinde önyargı vardır ama hikaye hâlâ beraberlik ihtimalini sever.

warhammer ise competitive space racism’dir.

çünkü burada herkes kendi türünün kabusunu profesyonel lige taşımıştır.

ımperium xeno yakar.

eldar insan harcar.

tau seni gülerek dönüştürür.

necron seni kiracı sayar.

tyranid seni besin sayar.

ork seni eğlence sayar.

drukhari seni malzeme sayar.

chaos ise seni zaten senden önce tanır.

burada herkesin birbirine bakışı basit:

“senin varlığın benim problemim.”

star wars’un karanlığı operatiktir.

warhammer’ın karanlığı endüstriyeldir.

star wars’ta trajedi sahneye çıkar.

warhammer’da trajedi vardiya yapar.

star wars’ta kötü adam maskesini çıkarınca altında kırılmış insan bulursun.

warhammer’da maskeyi çıkarınca altında başka bir maske, onun altında mühür, onun altında mutasyon, onun altında da on bin yıllık başarısız devlet politikası çıkar.

star wars güzel evrendir.

warhammer etkileyici evrendir.

bu ikisi aynı şey değil.

star wars izleyince insan bir ışın kılıcı ister.

warhammer okuyunca insan önce dua eder, sonra dua ettiği şeyin de tehlikeli olabileceğini fark eder.

özetle:

star wars, galaksinin masalıdır.

warhammer 40k, galaksinin morg raporudur.

star wars’ta karanlık taraf seni baştan çıkarır.

warhammer’da karanlık taraf zaten doğum belgende dipnot olarak durur.

star wars’ta uzay ırkçılığı casual’dır; barda, sokakta, imparatorluk bürokrasisinde, türler arası gerilimde görünür.

warhammer’da uzay ırkçılığı competitive’dır; doktrine, orduya, dine, mühimmata, gezegen yakma protokolüne dönüşmüştür.

biri sana “farklılıklarımıza rağmen birlikte savaşabiliriz” der.

öbürü sana “farklılıkların koordinatlarını ver, filo yola çıksın” der.

ve işin komiği, ikisi de kendi içinde çalışır.

çünkü biri masal anlatır.

diğeri mezbaha işletir.
3 1
ayı kullanıcısının profil fotografı