mortal kombat 1995, iyi film midir?

sinema sanatı açısından tartışılır.

mortal kombat filmi olarak ise yeni filmlerin çoğunun mezar taşına tekme atar.

çünkü 1995 mortal kombat’ın en büyük olayı şudur: film ne olduğunu bilir. kendini büyük mitolojik evren, karanlık karakter draması, üç boyutlu travma dosyası, modern aksiyon evreni falan sanmaz. oyun uyarlamasıdır. turnuva vardır. dövüş vardır. kötü adam vardır. müzik girer. adamlar birbirine dalar. seyirci de “tamam, mortal kombat izliyorum” der.

bu kadar basit.

ve bazen basitlik erdemdir.

1995 filminde efektler bugünün gözüyle yaşlanmıştır. reptile sahnesi mesela yer yer bilgisayar kursu bitirme projesi gibi durur. goro’nun mekanikliği bellidir. bazı replikler atari salonunda jeton bozdururken yazılmış gibidir. ama filmde ruh vardır. o ruh da şudur: karakterler sahneye çıktığında ne oldukları bellidir.

liu kang intikam ve kader taşır.
sonya serttir, görev insanıdır.
johnny cage egolu ama işlevlidir.
raiden tuhaf ama mitolojik ağırlığı olan bir rehberdir.
shang tsung ise kötü adamdır.

hem de mis gibi kötü adam.

cary-hiroyuki tagawa’nın shang tsung’u, tek bakışla filmin geri kalanına kira ödetir. adam “your soul is mine” dediğinde cümle replik olmaktan çıkar, tapu işlemi gibi çalışır. kötü adam budur. açıklama yapmaz, kendini aklamaz, çocukluk travmasıyla kefalet istemez. gelir, gülümser, ruhunu alır.

modern senaryonun en büyük hastalığı şu: kötü adamı kötü bırakmaya korkuyor.

herkese gerekçe, herkese flashback, herkese iç çatışma, herkese “aslında o da haklı” indirimi. mortal kombat evreninde buna gerek yok. burada kötü adam kötü olacak, iyi adam dövüşecek, arada biri omurgasını yanlış yerde bırakacak. oyunun özü bu.

1995 bunu biliyordu.

yeni mortal kombat tarafı ise pahalı görünmek isteyen ama dövüşün ne demek olduğunu unutmuş bir salon dekoru gibi. fragmanda, posterde, röportajda her şey var: turnuva, fatality, karakter, kostüm, kan, fan service. ama mesele ekrana gelince işin ritmi kaçıyor. mortal kombat dediğin şeyde fight sahnesi tokat gibi gelmeli. boss fight dediğin şeyde karşı taraf sahneye girdiğinde omurga alarm vermeli.

burada boss fight dediğin şey bile powerpoint sunumu gibi geçiyor.

sanki biri “buraya büyük kapışma koyduk” diye dosya adı açmış ama içine ruh koymayı unutmuş. shao kahn varsa ağırlık olacak. shao kahn sahneye girdiğinde ortamın oksijeni azalacak. adam sadece büyük zırhlı kas yığını gibi durmayacak; ekrana hükmedecek. 1995’te shang tsung bunu yapıyordu. yeni filmde büyük tehdit diye gelen şeylerin çoğu, pazarlama malzemesi gibi duruyor.

mortal kombat’ta boss fight kötü olursa geriye ne kalır?

cosplay katalogu.

johnny cage meselesi daha da sinir bozucu.

1995 johnny cage basit yazılmıştır ama nettir. adam ego sahibidir, aktördür, kendini kanıtlamak ister, şovmendir. ama dövüşün içine girince çalışır. havalı olmaya çalışırken bile sahnenin işlevini taşır. linden ashby’nin cage’i çizgi film gibi olabilir ama karakterin oyundaki tadını bilir: ukala, komik, kendine güvenen, yumruk yiyince de hâlâ espri yapabilen bir tip.

yeni johnny cage ise sanki karakter değil, “onu üç boyutlu yapalım” toplantısının kurbanı.

cage’in motivasyonu öyle silik, öyle gevşek, öyle karton kokulu ki insan karakteri değil, karakter dosyasının ilk taslağını izliyor gibi hissediyor. johnny cage dediğin adamın egosu olacak. şovmenliği olacak. kendisini fazla ciddiye almasıyla komik olacak. sonra dövüşün gerçekliğiyle tokadı yiyecek ama yine de cage kalacak.

burada ise adamı yumuşatalım, kırık gösterelim, içsel motivasyon verelim, kariyeri düşmüş olsun, seyirci empati kursun diye uğraşırken karakterin elektriğini kesmişler.

cage dediğin şey prizden çekilirse geriye sadece deri ceket kalır.

işte yeni filmin sorunu bu. karakterleri daha “derin” yapmaya çalışırken daha sığ hale getiriyor. çünkü derinlik dediğin şey karaktere hüzünlü arka plan vermek değildir. derinlik, karakterin ne istediğini bilmesi ve bunun için sahnede enerji üretmesidir.

1995 bunu teknik olarak kusurlu ama içgüdüsel olarak doğru yapıyordu.

yeni film ise çok şey biliyormuş gibi davranıp en temel şeyi unutuyor:

mortal kombat dövüş oyunudur.

dövüş iyi değilse film çöker.

efekt meselesi de aynı. 1995’in efektleri eski. buna kimse itiraz etmez. ama o efektlerde bir dönem kokusu, bir fizik hissi, bir “biz bunu yapmaya çalıştık” samimiyeti var. yeni filmde bazı efektler daha parlak ama daha ölü. görüntü pahalı duruyor, etki ucuz kalıyor. ekranda bir şey parçalanıyor ama seyircide iz bırakmıyor.

şiddet var ama ağırlık yok.

fatality var ama ölüm hissi yok.

kan var ama leke yok.

bu da modern aksiyonun büyük derdi. her şey daha sert görünmek istiyor ama hiçbir şey gerçekten sert hissettirmiyor. plastik kan, plastik öfke, plastik tehdit. halbuki mortal kombat dediğin şeyin çirkin olması gerekir. biraz arcade kokacak, biraz kasap tezgahı gibi olacak, biraz da “bunu çocukken nasıl izledik lan” dedirtecek.

1995 filmi pg-13 sınırında bile bunu hissettiriyordu. çünkü atmosfer vardı. müzik vardı. turnuva hissi vardı. shang tsung’un adada kurduğu baskı vardı. karakterler az konuşup çok poz kesiyordu ama pozun altında oyun ruhu duruyordu.

yeni film ise daha çok konuşup daha az hissettiriyor.

bir de şu var: 1995 filmi aptalca olduğunda bile eğlenceli aptalcadır. yeni film aptalca olduğunda kurumsal aptallık gibi duruyor. aradaki fark büyük. biri atari salonunda bağıran çocuk gibi, diğeri toplantıda “fanları memnun edecek unsurları listeledik” diyen ekip gibi.

mortal kombat fanı liste istemez.

fight ister.

boss ister.

fatality ister.

johnny cage’in johnny cage gibi davranmasını ister.

shang tsung ya da shao kahn sahneye çıktığında “tamam, bu adamla pazarlık yapılmaz” demek ister.

1995 bunu kötü efektle de olsa veriyordu. yeni film ise elinde teknolojiyle geliyor, sonra temel dövüş hissini bile yere düşürüyor. bu yüzden daha çok sinir bozuyor. çünkü eski film imkânsızlıkla iyi niyetliydi. yeni film imkânla ruhsuz.

ve ruhsuz mortal kombat, fatality yemiş sub-zero gibidir.

dışarıdan hâlâ şekli vardır.

içeride hayat kalmamıştır.
4 3
ayı kullanıcısının profil fotografı