moonspell

1989 yılında portekiz'de kurulmuş bir gothic metal grubu.

kahvemi yanıma aldım, saatler önce yayımlanan far from god albümünü açtım ve grubun ilk tanımını gireyim dedim.

moonspell, akdeniz’in o sıcak, enerjik ruhunu alıp gotik karanlıkla, kurt adam hikayeleriyle ve melankoliyle harmanlayan şahane bir grup. zaman zaman black metal, folk metal gibi farklı tarzlar da denediler. her şey aslında 1989 yılında, morbid god adıyla başladı. o dönemler norveç'ten esen bir black metal çılgınlığı var, grup da haliyle daha çiğ, daha yırtıcı bir sound’un peşinde. fakat 1992’ye geldiğimizde adlarını moonspell olarak değiştirip direksiyonu bambaşka bir yere kırdılar ki bence çok iyi yaptılar. black metal moonspell'in işi değil. bence şimdi en iyi bildikleri işi yapıyorlar.

direksiyonu black metalden tam kopmadan içine klavyeler, gothik melodiler ve o meşhur akdeniz mistisizmini ekledikleri yeni bir tarza doğru kırdılar. 1994’teki under the moonspell ep’si zaten "kaçılın lan geliyoruz"un ayak sesleriydi. ama asıl bomba bir yıl sonra patlayacaktı. (evet kaçılın)

yıl 1995. wolfheart albümü piyasaya çıkıyor ki metal dünyası için tam bir dönüm noktasıdır. albümdeki alma mater şarkısını bugün hangi metal barda çalsanız, mekandaki herkes tek bir ağızdan eşlik eder. moonspell bu albümle portekizce sözleri, folk motiflerini ve karanlık gotik atmosferi öyle bir birleştirdi ki, tüm avrupa "kim ulan bu moonspell?" dedi.

hemen arkasından 1996’da irreligious geldi. hani opium diye bir şarkı vardır, klibinde fernando ribeiro abimiz karizmanın öz evladı gibi arz-ı endam eder; işte o albüm bu albüm. grup artık rüştünü ispatlamış, doom ve gotik metalin zirvesine oynamaya başlamıştır.

doğuş ve yükselik hikayelerine ışık tutması adına bir iki albüme çok kısaca değindim fakat tek tek her albümden söz etmek istemiyorum; zira 13 stüdyo albümleri var ve ben bu işi bu şekilde beceremediğimi anladım. yani bilgi verme konusunda beceriksizim.

şimdi neden moonspell'i çok seviyorum ben biraz bundan bahsedeyim. öncelikle fernando ribeiro faktörü var. adam sadece bir vokalist değil; şair, yazar ve muazzam bir sahne insanı. o tok, derin, insanı büyüleyen clean vokalleriyle brutal vokalleri arasındaki geçişleri kusursuz buluyorum. ayrıca müziklerinde portekiz’in o meşhur melankolik halk müziğinin ruhu hissediliyor. karanlığın içinde hep bir hüzün, bir tutku saklı. son olarak, kendilerini hiç tekrar etmediler. 2017'den tamamen portekizce ve lizbon depremini anlatan 1755 gibi konsept bir albüm yaptılar. 2021’de ise daha sakin, derin ve olgun hermitage ile karşımıza çıktılar.

in flames ve amorphis gibi ne yaparlarsa kabulüm dediğim gruplardan biri de moonspell'dir.
3 2
tool kullanıcısının profil fotografı