maya kitap tarafından 2019 yılında yayınlanan alix christie romanı.

sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; dönüp dönüp aynı şeyi anlattığı için okurken sıkan, karakterlerin gerçekle bağlantılı olduğunu iddia eden ama (aşksız olmaz diye galiba) aralarına bir de hayali bir sevgili karıştıran, istanbul’un fethini ve fatih sultan mehmet’i (doğal olarak) bir facia olarak gösteren, zaten metin içinde bahsettiği ilk dönem matbaacılık kavramları hakkında bir de sözlük ihtiva eden bir kitap.

arka kapak yazısı;
1450 yılının paris’i:
peter schoeffer günlerini yazarak, akşamlarını ise paris’in tadını çıkararak geçirmektedir. bir gün
tüccar olan babası tarafından mainz’e geri çağırılır. mektubunda müthiş bir adamla tanıştığından
bahsetmektedir.

bahsettiği müthiş adam, azimli ve pervasız mucit johann gutenberg’in ta kendisidir. gutenberg,
devrim niteliğinde bir baskı tekniği geliştirmiştir ve bu teknikle dünyayı değiştirmek üzeredir.
genç kâtip peter, işte bu adamın atölyesine çırak olarak girer…

alix christie, tarihsel gerçekliklere sıkı sıkıya bağlı kalarak kurguladığı bu romanında ilk kitap basımının hikâyesini anlatırken okurlarını hareketli bir ortaçağ kasabasında gezintiye çıkarıyor. romandaki karakterlerse her an sayfadan fırlayacakmış hissi veriyor. bir devrimin tam da merkezinde olan kahramanlarımız, yaptıkları şeyin dünya tarihini nasıl değiştireceğini tahmin dahi edemezler.

“tutku, yoldaşlık, ihanet ve kültürel dönüşüm hakkında ilham verici bir hikâye… harikulâde.”
booklist

kaynak: kitapyurdu

yıllardır her kitap alışverişimde aklıma düşmesine rağmen bir türlü almadığım bir kitaptı. beynim beni durdurmaya çalışmış, dinlememişim…

arka kapakta böyle bir yazı olup tanıtım yazılarında da yerlere göklere sığdırılamadığı için inanılmaz bir beklenti yaratıyor haliyle. ancak hiç de “aman aman aman, bu neymiş yaa” dedirten bir roman değildi benim için.

kitap adından da anlaşılacağı üzere matbaanın doğuşu hakkında. fakat yine adından anlaşılacağı gibi gutenberg’e değil, onun çırağı olarak tanıtılan peter schoeffer * karakterine odaklanmış. gutenberg sadece makineyi icat etmiş geri kalan her şeyi peter halletmiş gibi… zaten olayları öğrenmeye de peter efendinin bir nevi röportajı ile başlıyoruz. gutenberg ölmüş gitmiş, peter efendi babasının parasıyla ustasından öğrendiği teknolojiyi birleştirip almış yürümüş, olay bu aslında.

olay tabii ki ortaçağda geçiyor, tabii ki kilisenin baskıcı yönetimi ve başpiskopos ve saz arkadaşlarının üçkağıtları vs anlatılıyor ama yetmez. ben adında “gutenberg” geçen, “dünyayı sonsuza dek değiştiren icat” şeklinde alt başlığı olan ve tarihsel roman olduğu iddiasını taşıyan bir eserden daha fazlasını beklerim. ayy daha fazla yazamayacağım, darlandım.

alix hanım’ın ilk kitabıymış, umarım sonuncudur.
2 0
assistant regional manager kullanıcısının profil fotografı