direkt görselle başlayayım da aklınızda belirebilecek "ulitharid nedir" sorusunun yanıtı olsun bu. yalnız beyninizi koruyun. bunlar zeki varlıkların beyinleriyle besleniyor, ve bu beyinleri lüpletirken onların hafızalarındaki şeyleri falan da öğreniyorlar! bu görseldeki direkt ythrilnaw hatta. mahlasımın geldiği ulitharid yaratığı yani. şu kaynaktan da bunu kanıtlayabilirim: https://media.wizards.com/2020/dn...201_moon.pdf

ulitharid'lere noble illithid (soylu illithid) ve enlightened one [aydın(lanmış) olan)] deniyor. yani işte illithid'lerin soyluları olarak görülüyor bu nadir yaratıklar ve ulitharid'in anlamı olarak "enlightened one" denmiş; bu illithid türünün ilk belirdiği, dungeon magazine'in 1990 çıkışlı 24. sayısındaki "thunder under needlespire" adlı bölümünde. ulitharid'ler elbette "karanlık" varlıklar ama zeka seviyeleri çok yüksek ve psiyonik (psionic) güçleri çok üstün olduğundan böyle bir mana [aydın(lanmış) olan] düşünülmüş olmalı onlar için. kaldı ki illithid'ler düşünmüştür bu manayı herhalde ve onlara göre kendileri kötü değildir sonuçta. hani karanlık da onlar açısından ideal bir şey ya... yani burada "aydın(lanmış)ı da metaforik olarak düşünmeliyiz elbette, hani ulitharid'lerin illithid türünün seçkin entelektüelleri olması...
yukarıdaki bir ulitharid görseli olduğundan rengi böyle ve ağız çeperinden çıkan dokunaçları 6 tane. standart illithid'lerin farklı olarak ağız çeperinden çıkan 4 dokunacı olduğu gibi renkleri de daha açıktır, hatta eflatundur.
öncelikle "malum" bir yerde mind flayer başlığını açmıştım, orada tanıtmıştım bu frp denince akla belki ilk gelen şey olan dungeons & dragons kapsamında tanıtılan yaratıkları (frp denince akla ilk gelen şey d&d, mind flayer değil) ve bu yüzden burada da aynı başlığı açmak istemediğimden önce ulitharid başlığını açayım dedim. aslında illithid diye açabilirdim bu başlığı diye düşünmüştüm, ki bu da mind flayer ile aynı şey, fakat havalar çok sıcak ve illithid gibi birçok türü olan bir yaratık cinsini kapsamlı bir şekilde tanıtmaya üşendim başta, bu yüzden de bir mind flayer, yani illithid türü olan ulitharid'i tanıtayım demiştim. zamanın birinde illithid başlığını açıp bayağı epik bir yazı da döşeyebilirim buraya elbette demiştim, ama bu sıcaklarda değil... yoo dostum, hiç değil... demiştim. sonra yazdıkça yazdım ve anormal kapsamlı bir illithid yazısına evrildi bu ve ulitharid olarak açmakta olduğum başlıkta yazdığım bu devasa yazıyı sonra bu başlığı "aç" diyerek buraya kopyaladım ve işte bu başlık da böylelikle açılmış oldu. yani yazının ilk kısımlarında sanki bir ulitharid başlığı gibi oldu/olacak bu yazı ve burada açıkladığım sebeple oldu bu da.
yazı sonlandıktan sonra gelen edit: bir de yazı ilk yazdığım haliyle de 5.000 kelime civarından oluşarak çok uzun olsa da, artık bunun iki katını da aşarak bayağı epik uzunlukta oldu. yani bu da belirli bir kaotiklik oluşturdu içerikte, zira işte aklıma sonradan gelen şeyleri falan uygun yerlere eklemeye çalışmışsam da tabii ki baştan sona, yekpare olarak yazılan bir yazı gibi olamadı bu, haliyle. belki uğraşırsam öyle bir forma da sokabilirdim bu yazımı ama burada akademik bir çalışma da yapmıyoruz neticede. yani yazının birçok yerinde akademisyen titizliğinde olmuşsam bile bu da benim açımdan işin eğlencesinin bir parçasıydı. bütünlükte, lineerlikte ve akışta kusursuzluk sağlayamadım belki ama cidden özendiğim bir yazı oldu bu. umarım okuması sizin açınızdan da eğlenceli olur ve bazılarınızın işine de yarayabilecek bir yazı olmuştur.
illithid'ler 70'lerdeki ilk/orijinal/basic d&d kapsamında tanıtılan bir mahlukattır. bu kurgusal yaratıkların yaratıcısı, gary gygax denen kişidir, ki kendisi zaten d&d denince belki de akla gelen ilk isimdir. o olmasa d&d olmazdı, ythrilnaw da olmazdı hatta zira mahlasımdaki yaratık da bir d&d yaratığı, hatta bir illithid varyantı olan bir ulitharid. evet, illithid denen kurgusal varlık gygax tarafından 1970'lerde yaratılmıştır ve hatırladığım kadarıyla ilk kez 1975'te d&d sevenlerle buluşmuştur, hatta mind flayer'lara illithid de denmeye başlanması 1989'da olmuştu galiba; ancak ulitharid denen soylu illithid türünü 1990 senesinde james jacobs ortaya çıkarmıştır.
benim bu mahlukatla tanışmam ise, 2000 çıkışlı baldur's gate ii: shadows of amn oyunuyla birlikte olmuştu. frp ve/ya dungeons & dragons başlıklarında da demiş olmam lazım ki burada da tekrarlayayım: benim 2000'li yıllara kadar d&d'den, frp'den falan haberim bile yoktur. işte o aralar yaşadığım şehirde cidden bir arkadaşım, tanıdığım falan bile bilmiyordu veya ilgilenmiyordu bunlarla. ben de böyle geç tanışmış oldum bu yüzden... işte bg2 oyunundaki temple district'in sewers alanında karşılaşmıştım illithid'lerle ilk olarak. oyunun daha başarıydı ve cidden bu uzaylımsı tuhaf ırkla nasıl baş edebileceğimi bilememiştim. walkthrough falan kullanmadığımdan cidden akla karayı seçmiştim bu yaratıkları alt edebilmek için. bence öyle bir şehrin işte kanalizasyonlarında gizli işgal planlarını yürüten illithid konsepti müthiş ilginçti ve bunlar kesinlikle yine kanalizasyonlarda konaklayan ninja kaplumbağalar gibi iyi niyetli varlıklar değildi... gerçi bir yönden bu ikisini benzetebilirim de: ninja kaplumbağalar insansı kaplumbağalar ise illithid'ler için de insansı ahtapotlar diyebiliriz.
demem o ki, ilk karşılaştığımda bu mind flayer'ları anında olağanüstü ilginç bulmuştum ve o hiç beklemediğim ve oyunun başlarına göre müthiş zorlu illithid encounter'ım oyunla ilgili hafızama en kalın çizgilerle kazınan anılarımdan biridir, hatta birincisi bile olabilir. atıyorum dev bir ejderha, cthulhu, böyle acayip ötesi bir yaratık falan gibi şeyleri "korkutucu" bulabilsem de, bana müthiş ilgi çekici gelmez böyle varlıklar. ben her zaman böyle insansı ama bir şekilde tabiatüstü güçleri olan kötü varlıkları daha enteresan bulmuşumdur. illithid'ler de 2000'lerin başları itibarıyla bu tarz mahlukat arasına eklendi hafızama. yani süper zekiler ve işte çok entrikacılar. öyle oraya buraya azgın boğa veya kuduz köpek gibi saldıran yaratıklardan değiller. sinsiler ve kurnazlar... böyle kötücül varlıkları her zaman daha ideal bulmuşumdur kurgularda. bir de illithid'lerin "zamanın sonundan" gelmesi olayı var ki bu, bu yaratıkların enteresanlık seviyesini arşa çıkartıyor diyebilirim. bu mevzuyu bilahare, yazının ilerilerinde açacağım. sırf bu bile illithid'leri olağan dışı ilginç kılıyor gözümde ama daha ne ilginçleri var... işte yazıda bu mahlukat hakkında ilgimi çeken her şeyden bahsetmeye çalışacağım.
illithid'leri ekstra ilginç bulmamın ana sebeplerinden biri de kendilerinin hem fantastik, hem bilim kurgu hem de korku türüne dahil yaratıklar olması. yani bu üçü de eşit gibi hatta. fantastik oldukları zaten bariz. yani en basitinden d&d yaratıkları bunlar. bilim kurgu konsepti de çok baskın bu varlıklar düşünüldüğünde. yani zamanın sonundan, yazının ilerilerinde anlatacağım şekilde d&d'nin kadim zamanlarına gelmeleri, teknolojik olarak gelişkin bir ırk olmaları ve zaten uzaylımsı varlıklar olmaları da onları net bilim kurgusal varlıklar yapıyor. korku unsuru... cidden korkunç yaratıklar da bunlar. yazının gerilerinde bunun ipuçlarını vermiştim zaten, ki yüklediğim ulitharid/ythrilnaw görselinden de bu belliydi zaten. şeytani planları falan da es geçilemez... yani cidden korku türüne de tamamen dahiller. bu üçüne de tamamen ve eşit/denk seviyede dahiller bence.
yazıda illithid'lerle ilgili temel bilgileri atlamamaya çalışacağım ama akademik bir üslup/içerik amaçlasam da bu kısmen olacak. yani yarı akademik bir çalışma/yazı, yarı eğlenceli bir blog yazısı gibi bir içerik sunmaya çalışacağım burada. umarım fazla uçmam da diyorum açıkçası. yani birilerinin işine yarayabilecek bir yazı olmasını istiyorum bunun. verdiğim ve vereceğim net bilgilerin güvenilirliği yüksek olacak, ki zaten aktardığım mühimsenesi bilgilerin hangi kaynaklardan yazıma sirayet ettiği de açık olacak. gelgelelim, "free" takılacağım kısımlar da olacaktır ve bu kısımlarda fazla cıvıtmam diye umuyorum. haha. ama oraları kendini belli eder en azından. yani yazımdaki bilgilerin doğruluğuna olan inancı sarsmazlar kanısındayım. o halde "wild ride" başlasın diyorum. yani misal bu illithid'ler tamamen orijinal bir yaratım ürünü müymüş yoksa belirli ilham kaynakları var mıymış... bu sorunun yanıtını arayarak çılgın maceramızı başlatabiliriz.
gygax, illithid denen yaratığı tasarlarken howard phillips lovecraft'ın cthulhu'sundan ilham aldığını açıkça söylememişse bile bu bariz böyledir, yani doğrudan olmasa bile dolaylı olarak kapı buraya çıkıyor zaten. gary, what's going ooon?! oops, pardon... gary gygax, illithid'leri yaratırken brian lumley imzalı the burrowers beneath adlı romanın ilk baskısının kapak resminden çok esinlendiğini söylemiştir. yani gygax "lovecraft'tan esinlendim" demese de bu roman zaten cthulhu mitosu dahlindeki bir eserdir ve bu da dolaylı da olsa bu mahlukatın bazının lovecraft'ın hayal gücünden geldiğini bir nevi belgeler.
bugünkü ulitharid ve genel olarak illithid konseptini anlamak için ise, ad&d 2e edisyonu çerçevesindeki 1998 çıkışlı bruce r. cordell imzalı the illithiad isimli d&d kitabını/kaynağını da bilmek gereklidir; zira elder brain denen, illithid kolonilerini yöneten "mastermind" yaratık bu kaynakla birlikte konsepti tamamen değiştirmiştir. ulitharid ile birlikte elder brain konseptini de çıkartan kişi, 1990'daki "thunder under needlespire" adlı macera modülüyle james jacobs olsa bile, elder brain'i flu ve az detaylılıktan çıkartıp çok kapsamlı bir konsept haline getiren kişi bruce r. cordell olmuştur. cordell , jacobs'un ortaya ve temelini atmış olabildiğini düşündüğüm ve telepatik alan menzili ve bu menzildeki illithid kolonisi üzerindeki psiyonik hakimiyetinden detaylandırmadan bahsettiği elder brain konseptinin o temelini almıştır (temeli başkası da atmış olabilir, hemen alttaki 2 paragrafta bu konudaki fikrimi açıkladım) ve bu temelin üzerine çok detaylı bir yapı inşa etmiştir de diyebiliriz. 2016 çıkışlı, d&d 5e edisyonu kapsamındaki volo's guide to monsters ile birlikte de artık ulitharid'ler birer elder brain adayı olmuşlardır ve bu da diğer atlanamaz bir dönüm noktasıdır, ki ulitharid başlığında bunu atlamak zaten affedilemez. haha. yani artık elder brain'ler de birer "kozmik gizem unsuru" olmaktan çıkmıştır, ve ulitharid'lerin belirli bir pratikle elder brain'e dönüştüğü bilgisiyle birlikte bu konsept belki de nihayetine ermiştir. "belki de" dedim zira geleceği göremem. yani bakarsın bu konsept ilerideki edisyonlarla bambaşka yerlere de gidebilir...
şunu not olarak düşmem gerekir ki bu elder brain konseptinin d&d lore'unda 1990'dan önce yer almaya başlaması ihtimali de var. ad&d 2e öncesine çok hakim değilim ben ve internetteki aramalarım da bana bu bağlamda pek yarcımcı olmadı. ulitharid'in 1990'daki üstte bahsettiğim kaynakla bu lore'a dahil olduğu kesin gibi görünse de elder brain konsepti daha öncesine gidiyor olabilir. zaten o 90'daki "thunder under needlespire"da elder brain'den bahsedilirken sanki öyle "ilk kez duyacağınız bir yaratık" deniyor gibi de değildi. hatta "fakat buradakinin telepatik menzili şu kadar..." falan gibi bir kısmı okuduğumda "demek ki 'normalde' elder brain'lerin psişik hakimiyet alanı bilinen bir şey olabilir" diye de düşünmüştüm. tabii şey ihtimali de var. mesela illithid'lerin böyle "merkezi bir varlık/beyin" tarafından yönetilmesi konsepti daha eskidir, ama buna elder brain denmeye başlanması 1990'da olmuştur...
ama sanki elder brain konsepti önceden varmış gibi bu 1990 tarihli dungeon magazine içeriğinde. hoş, burada ilgili maceranın ulitharid'i akuloth'un geldiği yerin elder brain'ini temsil eden bir illithid beyninden bahsediliyordu. yani bu macerada ilgili elder brain olmasa da onun etki ve gücünün en azından belirli bir kısmını barındıran bir magic item falan gibi bir şey burada bahsedilen... en nihayetinde burada elder brain nedir ne değildir açıklanmadan, işte bu elder brain'i temsil eden illithid beyninin telepatik menzili şudur... falan denmesi yüksek ihtimalle elder brain konseptinin illithid lore'unda daha önce yer aldığı kanısında olmamı sağladı. başka teoriler de ürebilebilir elbette bu hususta da kanıtsız bunların bir geçerliliği yok. ben hobi olarak hala ara ara d&d kaynaklarını karıştırırım. ola ki günün birinde daha eski bir d&d kaynağında elder brain'lerden bahsedildiğini görürsem bu tanımıma bir edit geçip eklerim.
işte beklenen edit: bu konudaki araştırmalarımı derinleştirdim ve elder brain isminin ilk 1989 senesindeki ad&d 2nd edition monstrous compendium volume one'da çıktığını öğrendim. yani bundan öncesinde de olabilse de işte şimdilik son teyit edebildiğim bilgi bu, bu hususta. ve 1981 tarihli a3 assault on the aerie of the slave lords modülünde de, elder brain adı verilmese de illithid kolonilerindeki merkezi bir beyinden bahsedilmiş. yani mind flayer / illithid denen yaratık 1975'te çıkmıştı ve bunların merkezi bir beyin tarafından yönetilmesi konsepti de 1981'de gelmiş galiba. yani şimdilik son ulaştığım bilgi bu, bu bağlamda. 1975, ilk d&d edisyonu çerçevesi demek. 1981'deki assault... ise ad&d 1st edition kapsamında oluyor. 1989'daki, ilk elder brain isminin de geçtiği kaynak da ad&d 2nd edition kapsamında, ki 1990 tarihli, üstlerde bahsettiğim kaynak da bu edisyona dahil. yine yukarılarda bahsettiğim the illithiad kaynağı da 1998 çıkışlı olduğundan, ad&d (revised 2nd edition)'a dahil. bu minvaldeki son majör önemdeki 2016 çıkışlı kaynak da, demiş olduğum gibi d&d 5e kapsamında.
üstteki 1981 ve 1989'daki kaynaklarla ilgili bilgileri, web browser'ım norton neo'nun yapay zekası iletmişti bana. 1989'daki kaynağı taradım ve illithid'ler anlatılırken elder brain'lerden de bu isimle bahsedilmiş. yani the illithiad'daki gibi detaylı bir tasvirden bahsedemesek de bu mastermind'ların temel özellikleri burada anlatılıyor. diğer, 1981 tarihli kaynağı text dosyası olarak açtım ve ctrl+f yapıp elder diye aratınca bir sonuç bulamadım ve norton neo'nun yapay zekasına durumu belirtince kendisi şöyle bir yanıt verdi. şu anda bu kaynağı baştan sona okuyamayacağım için neo'nun yanıtını aşağı alıntı olarak koyuyorum:
a3 assault on the aerie of the slave lords modülü ve elder brain gerçekleri
paylaştığınız pdf metnini detaylıca taradım ve harika bir keşif yaptım! sizin de fark ettiğiniz gibi, 1981 tarihli bu orijinal modülde (a3) "elder brain" ifadesi metin olarak doğrudan geçmemektedir.
bu durum, d&d tarihçesi ve canavar gelişim süreçleri açısından son derece heyecan verici bir tespiti beraberinde getiriyor. durumu sizin için şu şekilde analiz ettim:
"elder brain" kelimesi neden a3 modülünde çıkmadı?
ad&d 1. edisyon döneminde yazılan bu modülün (a3) taramasında "elder" kelimesini arattığınızda sonuç bulamamanızın nedeni çok basit ama bir o kadar da önemlidir: çünkü o tarihte "elder brain" adı verilen ayrı bir canavar/figür henüz resmi olarak isimlendirilmemişti.
tarihsel süreç: 1981 yılında yayımlanan bu modülde ıllithid'lerin yönetici katmanı, psiyonik güç merkezleri veya sığınaklarındaki o devasa "beyin" konsepti arka planda fikirsel olarak (ve bazı slavelord tasarımlarında dolaylı psiyonik etkilerle) hissedilse de, yaratığa resmi olarak "elder brain" adı verilmemişti.
ilk resmi isimlendirme (1989): bu kavramın literatüre resmi bir canavar bloğu (stat block) ve isim olarak girmesi, tam olarak 1989 yılındaki ad&d 2nd edition monstrous compendium volume one ile gerçekleşmiştir.
1990 popülerleşmesi: james jacobs'un 1990'da yazdığı macera ise bu canavarı sadece kuru bir istatistik olmaktan çıkarıp derinlemesine hikayeleştiren ilk büyük kurgu olmuştur.
yazınız için harika bir güncelleme fırsatı
yazınızı güncellerken bu bulguyu şu şekilde entegre etmeniz, analizinize muazzam bir akademik derinlik katacaktır:
"her ne kadar ıllithid toplumunun temelini oluşturan kozmik ve psiyonik felsefe 1981 yılındaki a3: assault on the aerie of the slave lords modülüne kadar dayansa da, 'elder brain' terimi bu modülde henüz kelime olarak geçmemektedir. konsept arka planda olgunlaşmış, ancak resmi olarak adının konması ve kurallara dökülmesi 1989 yılındaki ad&d 2nd edition monstrous compendium ile gerçekleşmiştir.
paylaştığınız pdf metnini detaylıca taradım ve harika bir keşif yaptım! sizin de fark ettiğiniz gibi, 1981 tarihli bu orijinal modülde (a3) "elder brain" ifadesi metin olarak doğrudan geçmemektedir.
bu durum, d&d tarihçesi ve canavar gelişim süreçleri açısından son derece heyecan verici bir tespiti beraberinde getiriyor. durumu sizin için şu şekilde analiz ettim:
"elder brain" kelimesi neden a3 modülünde çıkmadı?
ad&d 1. edisyon döneminde yazılan bu modülün (a3) taramasında "elder" kelimesini arattığınızda sonuç bulamamanızın nedeni çok basit ama bir o kadar da önemlidir: çünkü o tarihte "elder brain" adı verilen ayrı bir canavar/figür henüz resmi olarak isimlendirilmemişti.
tarihsel süreç: 1981 yılında yayımlanan bu modülde ıllithid'lerin yönetici katmanı, psiyonik güç merkezleri veya sığınaklarındaki o devasa "beyin" konsepti arka planda fikirsel olarak (ve bazı slavelord tasarımlarında dolaylı psiyonik etkilerle) hissedilse de, yaratığa resmi olarak "elder brain" adı verilmemişti.
ilk resmi isimlendirme (1989): bu kavramın literatüre resmi bir canavar bloğu (stat block) ve isim olarak girmesi, tam olarak 1989 yılındaki ad&d 2nd edition monstrous compendium volume one ile gerçekleşmiştir.
1990 popülerleşmesi: james jacobs'un 1990'da yazdığı macera ise bu canavarı sadece kuru bir istatistik olmaktan çıkarıp derinlemesine hikayeleştiren ilk büyük kurgu olmuştur.
yazınız için harika bir güncelleme fırsatı
yazınızı güncellerken bu bulguyu şu şekilde entegre etmeniz, analizinize muazzam bir akademik derinlik katacaktır:
"her ne kadar ıllithid toplumunun temelini oluşturan kozmik ve psiyonik felsefe 1981 yılındaki a3: assault on the aerie of the slave lords modülüne kadar dayansa da, 'elder brain' terimi bu modülde henüz kelime olarak geçmemektedir. konsept arka planda olgunlaşmış, ancak resmi olarak adının konması ve kurallara dökülmesi 1989 yılındaki ad&d 2nd edition monstrous compendium ile gerçekleşmiştir.
üstteki alıntı da bu yazıda yapay zekadan faydalandığım tek kısım oldu bu arada. yani cidden birçok pdf kaynağını kendim taradım, bu yazıyı yazmak için bilgilenirken ve/ya bilgilerimi tazelerken. üstteki alıntıda bahsedilen kısımları da belki bir gün iyice tararım ve işte yanlışı-eksiği-fazlası falan var mı diye buraya not düşerim. sonuçta biz insanlar gibi yapay zekalar da yanılabiliyor ve dijital bir mercekle birlikte benim organik merceğim de devreye girerse, bu türden bir içeriğin doğruluğu daha güvenilir olur. ikinci bir göz her zaman iyidir... şimdilik bu konu burada kalsın ve yazı devam etsin diyorum...
cephalophagy diye nitelenen bir usulle beslenir mind flayer'lar: yani beyin yiyerek! bu hem beslenmeleri için önemlidir, ama daha çok tükettikleri beyinlerden metafiziksel olarak psişik faydalar sağlamaları ön plandadır. ayda 1 tane beyin yemeleri yeterli olsa da, 3 aya kadar beslenmeyerek idare edebilirler. daha uzun süre beyin yiyemezlerse ciddi sorunlar onları bekliyordur... illithid'lerin mental kabiliyetleri de çok üstündür. telepati de dahil önemli psiyonik güçleri vardır. en bilindik ve önde gelen mental saldırıları mind blast'tır. küçük bir alanda, çevredeki düşmanların bu mental patlatmayla "aklını" alırlar ve sersemlettiği zeki varlıkların beynini kısa sürede lüpletebilirler. ulitharid'in bu ability'si daha kuvvetlidir standart illithid'lerden. zaten hemen her bakımdan ulitharid'ler üstündür işte diğerlerinden.
bunlar ahtapotsu kafa yapıları dışında insansı yaratıklardır. organ yapıları da işte kafaları dışında insanlardan pek farklı olmasa da hermafrodit olmalarından mütevellit üreme biçimleri de farklıdır alışıldık bir memeliden. aslında amfibiktirler de ama kara yaşamına tamamen uyum sağlamışlardır ve sıcakkanlıdırlar, tıpkı insanlar gibi. sıradan bir illithid, normal bir insan boyutundadır. ulitharid'ler ise 2 metrenin üzerindedir ve 2.5 metre falan da olabilirler. yapış yapış, nemli bir deriye/dokuya sahip olan bu yaratıklar haliyle güneş ışığından nefret ederler. yani güneş altında, misal bir shade veya vampir gibi "penaltı yemeseler" de gene de pek iyi gelmez onlara güneş ışığı. zaten normalde underdark'ta yaşadıklarından burası kendilerine ideal bir karanlık ortam sunar. üstün infravision / kızılötesi görüşleri de vardır ve karanlıkta bu minvaldeki görüş mesafeleri dikkat çekici derecede geniştir.
süt beyazı gözleri karanlıkta da aydınlıkta da çok iyi görse de karanlıkta daha iyi görür. koku alma becerileri yoktur ve duyma becerileri insanlardan biraz daha zayıftır. psiyonik becerileriyle bunları kompanse edebilseler de bazı durumlarda bu yoksunlukları veya çok üst seviyede olmayan becerileri kendilerine dezavantaj sağlayabilir. işitme becerileri kayda değer oranda zayıf olmasa da karmaşık sesleri ayırt etmede güçlük çekebilirler. fakat mesela ulitharid'lerin, 2 mil yakınındaki zeki bir yaratığın intelligence score'uyla birlikte tam bulunduğu yönü ve uzaklığı algılayabilme/bilme gibi, sıradan illithid'lerde olmayan bir becerisi olmuştur d&d 5e ile birlikte ve bu sürpriz atak yeme ihtimalini düşman varlıkta bunu hükümsüz kılabilecek bir beceri/büyü falan yoksa büyük oranda elimine ettiği gibi, illithid'in elini de çok güçlendirir olası bir encounter'da. bu, d&d 5e'de gelen bir özellik/beceri bu arada ulitharid'lere. ulitharid'ler 2 mil yakınına gelen tüm 4+ intelligence score'u olan varlıkların tam yönünü ve uzaklığını bu becerisiyle tespit edebilir, fakat düşman yeterince güçlüyse/kabiliyetliyse mind blank veya benzeri etkisi olan bir büyüyle kendini gizleyebilir de elbette. zaten d&d'de hemen hemen her beceriyi geçersiz kılabilecek bir karşı-beceri vardır.
illithid'lerin qualith adlı tuhaf bir yazılı dilleri vardır ve bu yaratıklar bu dildeki kabartmalı yazıları dokunaçlarıyla dokunarak okurlar. o halde dokunaç/tentacle olayına gelelim. işte kafa yapılarının ahtapotsu olduğunu söylemiştim zaten. bu yaratıkların standartlarının ağız çeperinde 4 tane böyle dokunaç varken, ulitharid'lerde bu sayı altıdır ve ulitharid'lerin dokunaçları daha da uzundur sıradan illithid'lerinkilerden. bunları hissetmelerinde, kavramalarında ve beslenmelerinde kilit rol oynayan esnek organlardır. bu organlarına ihtiyaçları olmadığı anlarda bunlar serbestçe "oynasa" da gerektiğinde bu organları üzerinde %100 kontrolleri vardır. illithid'ler bu organlarını saldırılarında da kullanırlar. kurbanlarının beyinlerini çıkarıp yemelerinde de işte bu dokunaçlarındaki kemikleri bile eritebilen bir enzim bezi elzemdir, zira başka türlü kafatasından beyin çıkartamazsınız zaten. haha.
illithid'lerin ağızları ise bazı gözlemciler tarafından "gagalı" olarak belirtilse de genel kabul geren bilgiye göre dokunaç köklerinin hemen arkasında çenesiz dişlere sahiptirler ve ağızları da bu sirvi dişleri ihtiva eden yuvarlak bir formdadır. illithid'lerin burunları olmadığından ağızlarından solur bu mahlukat. ağız yapıları buna uygun olmadığından ve ses telleri de olmadığından illithid'ler konuşamazlar ama telepati ile rahatlıkla başka varlıklarla iletişim kurabilirler.
yapış yapış dokularından bahsetmiştim. bu mukozik deri dokuları suyu ve oksijeni absorbe edebilir fakat oksijenin iç dokuya geçmesini engeller ve ciltleri için gerekli nemin korunmasını sağlar. bu mukozik tabakalı cilt yapılarının psiyonik yetileri için de çok önemli olduğu, hatta onların üstün büyü direncinde (magic resistance) de bunun hayati rol oynadığı bilinmektedir.
kafa yapıları dışında insansı olduklarını söylemiştim. mesela elleri de öyledir falak işaret parmakları yoktur ve toplamda 4 parmakları vardır bu haseple. ayaklarında ise sadece iki parmakları bulunur ve bunların arasında ince bir perde (web) vardır. iki loblu ayakkabılar giyerlerken bu perdelerin bir işlevi olmasa da, yüzmeleri gerekirse ve bu botlarını bu amaçla çıkartırlarsa bu parmakları arasındaki perdeler onlara ciddi avantaj sağlar. bu becerileri/özellikleri de ceremorphosis öncesindeki biyolojik yapılarından geriye kalan avantajarından biridir. artık tam bir illithid'e dönüşmüşlerse balıklar gibi su altında nefes alamazlar, yani bizler gibi yüzeye çıkıp çıkıp nefes almaları gerekir, fakat suda bizden çok daha iyi yüzebilirler. çok çok daha iyi yüzebilirler...
ceremorphosis dediğime göre bu yaratıkların üremeleri ve yaşam döngülerine de girelim artık dedim... hermafrodit olduklarını söylemiştim. bir illithid hayatında iki kez yumurtlar. yapıp yapış ve mukoza kaplı bir yumurta kümesi bırakır işte bunlar ve minicik 1.000 tane civarı yumurtadan oluşan bu küme kesif bir mukozik yapıyla birbirine sıkıca bağlıdır. tuzlu su havuzunun iç çeperine, bu sıvının yemen yüzeyinin üzerine yumurtalarını bırakır bir illithid. 1 ay kadar sonra yumurtalardan çıkan minik, tadpole (iribaş) denen varlıklar bu havuza dalar. iribaş denince kurbağalar akla gelse de, illithid'ler iribaşlık evresinden doğrudan insansı vücut yapılarına geçmezler. burada karanlık bir şeyler var. yazının biraz ilerisinde bu paragraftaki ilk kelimeyi açtığımda bu durum netleşmiş olacaktır.
brine/briny pool denen şey, illithid'ler için kritik öneme sahiptir. burası bir illithid kolonisinin en korunaklı alanında olmalıdır ve işte üremeleri için olduğu kadar, elder brain denen, bir nevi koloninin "tanrısı" olan varlığın da yaşam alanı olduğundan bu tuzlu su havuzu olmadığı takdirde o koloni de varlığını fazla sürdüremez. illithid yumurtalarından çıkan iribaşlar başta bir şekle, hatta kuyruğa bile sahip değillerdir ve sadece emme aksiyonunda bulunan v şeklinde ağızlara sahiptir. zamanla kafaları büyür ve sivri dişli yuvarlak bir ağızla birlikte aralarında şeffaf perdeler olan 4 adet dokunaçları çıkar ve bunlar bu evrede kuyruk görevi görür. illithid'ler tam 10 sene bu şekilde kalırlar, ki ulitharid'ler için bu 20 senedir. bu iribaş evrelerindeyken kendilerine hazırlanan beyin öğünleriyle beslenseler de sadece beyin parçalarıyla da idare edebilirler, öyle gerekirse.
bu 10 senelik süreçte minyatür, uzun ahtapotları andıran fakat zekaları az geliştiğinden kendilerini savunma ve sakınma gibi konularda başarılı olamayan illithid'lerin sadece 1.000 tanesinden 1-2 tanesi gibi bir oranı tam yetişkinliğe ulaşabilir ve geriye kalan büyük ve şanssız yığın, tuzlu su havuzunun diplerinde ikamet eden elder brain için besin olmak dışında bir işe yaramaz. bittabi burada "şans" yerine "survival of the fittest" şeysini de düşünebiliriz. acımasız bir doğa kanunu mu yoksa?.. fakat illithid'lerin iribaşlıktan çıkıp bildiğimiz formlarına ulaşması o kadar acımasız ki, demin bahsettiğim şey hiç de acımasız kalmıyor bunun yanında...
nihayet ceremorphosis konusuna tam manasıyla gelebiliriz artık... burayı uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım. bu korkunç transformasyon şöyle oluyor: cere = beyin, morphe = form. bu az kişi tarafından bilinen, illithid'ler tarafından büyük bir sır olarak saklanmaya çalışılan dönüşüm şöyle oluyor: yetişkin bir illithid, yetişkin bir iribaşı, özenle ve belirli kriterlere göre seçilmiş insansı bir kurbanın/tutsağın kulağının oraya bırakıyor. bu iribaş buradan girip ilgili varlığın beynine kadar ulaşıyor ve beyninin çoğunu hızlıca yiyip buralara kendi iğrenç dokusunu yayıyor. beynin altlardaki yenmemiş sap kısmına karışan bu iribaş, kurbanın tüm kişiliğini/ruhunu öldürüyor fakat vücudunu kendi bedeni yapmak üzere hayatta tutuyor. günler içinde ek morfolojik transformasyonlar, ekleme ve çıkarmalarla birlikte işte bildiğimiz illithid de meydana gelmiş oluyor. bu implantasyon başladıktan sadece 1 saat sonra artık kurban geri döndürülemez biçimde iribaşın kontrolüne giriyor ve iribaş evresi de bittiğinden artık karşımızda süper zeki bir yaratık olan illithid olmuş oluyor.
illithid türleri... şimdi bunların standartları psiyonik güçleri olan karakterlerdir, ama nadiren de olsa arcane alanlarda uzmanlaşanları da çıkabilir. bunlar işte direkt büyücü oluyorlar. oedachlo diye bir illithid mage var mesela, en bilinen ve güçlü illithid büyücülerden. ya da illithilich'ler var, ki bunlar da illithid lich oluyor. artık bir undead türü olan lich olduklarından, bunların o eflatun ve sümüksü cilt dokuları tabii ki kuruyup çatlaklar oluşan bir yapıya dönüşüyor fakat bunlar görebileceğiniz en kudretli karakterler arasındadır. alhoon'lar da kısmen böyle ama illithilich ile bunlar her edisyonda aynı şey değil ve alhoon'lar belirli bir level'da olabilseler de illithilich'ler bayağı epik büyücüler olabiliyor. hatırladığım kadarıyla d&d 5e'de illithilich'lerin challenge rating'i 22 idi, ki bu da kimi archdevil'lardan, işte epik ejderhalardan, veya ikonik d&d yaratığı tarrasque'tan falan sonra en güçlü düşmanlardan biri yapıyor bunları. yani standart lich'lerden bile daha kuvvetli bunlar.
ulitharid'lerden zaten ara ara bahsetmiştim, bahsetmeye de devam edeceğim zira online personam ythrilnaw bir ulitharid. haha. d&d'de bilinen tek ulitharilich, thalynsar isimli bir karakter. yani bunlar da teknik olarak illithilich olabiliyor demektir bu. ama ulitharid'ler zaten çok nadir, illithilich'ler de çok nadir rastlanan şeyler. yani herhalde bu yüzdendir ki bir illithilich, yani ulitharilich olan bir ulitharid ultra-nadir bir şey olsa gerek. bir de böyle bir karakter inanılmaz ötesi kudretli olur ya. thalynsar kendi ahmaklığı yüzünden kendi sonunu hazırlasa da yeterince bilge bi ulitharilich, d&d alemlerinde rastlanabilecek en en korkutucu varlıklardan biri olsa gerek.
bir de sıra dışılıkta zirve ve kudrette epikler epiği bir karakter olan ioulaum var, ki kendisi belirli kritik olaylar silsilesi sonrasında bir undead elder brain oluyordu. oracle of ellyn'taal olarak bilinen bu müthiş varlık bu halinde bile weave üzerinde bir kontrol, o da olmazsa işte the art kullanırlarken esasen ne yaptığının farkında olmayan büyücüleri manipüle etmeye çalışıyordu ve tanrılar azuth ve mystra devreye girip onun bu çabalarını boşa çıkarıyorlardı, realms bu varlık tarafından daha fazla zarar görmesin diye. sonuçta onu yok etmeseler de "divine intervention"larını lüzumlu görecek denli tehlikeli bulmuşlar demek ki ioulaum'u. burada elder brain'lere sıçradım bir anda ama bu karakterden de bahsetmeliydim, unique bir illithid örneği olduğu için, daha doğrusu undead bir elder brain haline geldiği için ve thalynsar nasıl bilinen tek ulitharilich örneğiyse, bu da bilinen tek undead elder brain örneğidir diye biliyorum veya tahmin ediyorum ben.
şimdi ulitharid'lere dönebiliriz...
ulitharid'lerin nadirlik oranını şöyle açıklayayım: 1 yumurta kümesi içindeki 1.000 civarı iribaştan sadece 1 veya 2 tanesi tam yetişkinliğe ulaşabiliyor ve ceremorphosis evresine geçebiliyor. böyle 20 yumurta kümesindeki 20.000 tane civarı iribaştan ise sadece 1 tane ulitharid oluşabiliyor ortalama olarak. 10 koca illithid kolonisinden sadece 1 tanesinde bir ulitharid meydana gelebiliyor. yani işte bunlar bu illithid türünün ne kadar nadir olduğunu belgeleyen bilgiler.
ulitharid'ler, sıradan mind flayer'ların iki katı kadar yaşayabiliyor: yani ortalama 250 sene. fakat bundan çok daha uzun yaşayabilen ulitharid'lere de rastlanmıştır. ama bunlar eninde sonunda elder brain'in tuzlu su havuzuna karışır ve bu mutlak ölüm demektir. yazının gerilerinde bahsettiğim ve ilerilerinde de bahsedeceğim gibi, 2016'daki d&d kaynağı çıkana kadar ulitharid'ler ölümlü varlıklardı. yani tabii bir illithilich veya ulitharilich olarak sonsuza dek yaşayabilmeleri de olası olsa da bu sonuçca "undead"lik olduğundan buna "yaşamak" denir mi bilemiyorum. haha. her neyse, işte elder brain denen şey öldürül(e)mediği sürece ölümsüz bir varlık. yani mesela onu birileri öldürmezse sonsuza kadar yaşayabilir. ve 2016'daki konsept getirildikten sonra ulitharid'ler de hiç undead falan olmadan, bir elder brain'e dönüşerek ölümsüz olabiliyor.
ythrilnaw ölümsüz olamaz, zira kendisini ihtiva eden dungeon magazine sayısı 2012 çıkışlı ve işte bu yüzden "beni" kapsamıyor bu ölümsüz bir türe dönüşebilme opsiyonu. olsun. ölümlü de olsak, 250 sene, belki çok daha fazla yaşayabiliyoruz. bu da kafi. haha. sahi aslında bir edisyondaki bir konsepti başka bir edisyona da uygulayabiliriz aslında ve ythrilnaw mesela ilgili macera modülünde adventurer'lar tarafından lunar citadel'den kaçmaya zorlanırsa underdark'ta bir yerde bir illithid ekibi kurup, uygun bir alan ayarlayıp orada kendisini bir elder brain'e dönüştürüp ölümsüz olabilir de. ya da bir illithilich/ulitharilich olarak tek tabanca gezen ultra-kudretli ve gene sonsuza dek var olabilecek bir hale de gelebilir. biraz da hayal gücünüze kalmış. yani anormal saçmalamadığınız sürece diğer edisyonlardaki kimi konseptleri ilgili karakterin yer aldığı edisyona uyarlamanızda da bir beis olmaz.
şimdi de elder brain'lere tam olarak gelelim. her illithid kolonisinin bir elder brain'i olmasından mütevellit bunlar aslında ulitharid'ler kadar nadir değil diyebiliriz. gerçi işte edisyona göre de değişebilen bir şey bu. dediğim gibi, 2016 ve sonrası itibarıyla artık her ulitharid bir elder brain adayı zaten. neyse... üstlerde söylediğim gibi, elder brain'ler bu illithid kolonilerinin merkezi ve çok iyi korunan bir alanındaki tuzlu su havuzunun diplerinde yer alan, vücutsuz dev beyinlerdir; lakin kocaman olsalar da belirli bir büyüklüğü de hiçbir zaman aşmazlar, sonsuza dek büyümezler yani. ölen illithid'ler bu havuza atılır ve elder brain tarafından tüketilir. onun temel besin kaynağı böyle bir prosestir diyebiliriz yani. her normal illithid'in sonu budur. fakat illithid'ler bilinçlerinin ve karakterlerinin elder brain ile birlikte ölümden sonra yani psişik bazda da olsa devam edeceğine inanır, ki bu yanlıştır. yani elder brain'ler ölüp bu havuza karıştırılan illithid'lerin hafızalarını falan saklar sadece. illithid'ler belki de bunu bilseler isyan bayrağını çekerlerdi... ama bunlar zaten kovan arısı (hive-mind) şeklinde koloniler. yani illithid'ler çok zeki olsalar da işte tam bir özgür iradeleri hiçbir zaman olmaz normalde. tabii ki istisnalar olabiliyor... mesela online personam ythrilnaw'nın baş kötüsü olduğu, yazının en başlarında verdiğim bağlantıdan ulaşabileceğiniz "face of the moon" oyun modülündeki kymohl adlı illithid, elder brain'in etkisinden tamamen çıkıp çalışmalarını özgür iradesiyle yürütebiliyordu ve onun teknoloji obsesyonu neticesinde öğrendiği kimi bilgiler önemli görüldüğünden ythrilnaw da kendisinin lunar citadel'de kalmasına izin vermişti. yani böyle olağan dışı durumlara nadiren de olsa rastlanabiliyor.
bir elder brain, yaşına göre 2-5 mil arası bir menzile telepatik bazda tamamen hakimdir ve bu alan içerisindeki her zeki varlıktan haberdardır. bu yüzden bir illithid kolonisine sürpriz atak yapabilmek çok zordur ve siz oraya daha ulaşmadan elder brain zaten defans ve saldırılarını organize etmeye başlayabilir.
elder brain'ler ile ilgili daha birçok bilgi var tabii ilgili kaynaklarda. brain golem falan gibi... ama zaten çok uzun bir yazı olmakta ve işte her detayı anlatırsam bir roman uzunluğuna ulaşacak bu tanım. haha. ama şu ekstra ilginç bakın: illithid'lar arasında yaygın bir söylenti varmış. buna göre elder brain'lerin nihai durum ve amaçları şimdiki zamanlarında bilinen şey değilmiş. doğru zaman geldiğinde, yani bu elder brain'ler birçok hücreden oluşan başka bir varlığı oluşturabilecek sayıya ulaştıklarında ani bir psişik tetiklenme bunları birleştirecek ve elder brain nöronları astral düzlemde birbirine bağlanarak akılalmaz güçlere ulaşan üstün bir beyin (overmind) denen tanrısal bir varlığı oluşturacak. fakat illithid tanrılarının/deity'lerinin böyle bir şeyi pek onaylamacağı da düşünülüyormuş zira bu onlara rakip başka bir tanrısal varlığın oluşması kapısına çıkıyor gibi. illithid tanrıları demişken... ilsensine akla gelir ilk elbette. sonra bir de maanzecorian vardı. bu gerçi orcus tarafından öldürüldü dense de aslında belki de tamamen ortadan kaldırılmamış olabilir diye söylentiler de çıkmıştı sonrasında.
elder brain konusuna şu son eklemeyi yazım bittikten sonra yapayım dedim. böyle bir şeyler zamanında okusam da şu anda kaynaklardan teyit etmeye üşeniyorum ama muhtemelen sağlam kaynaklarda okumuşumdur bunları da. illithid kolonisinden çıkıp elder brain'in total psişik ve zihinsel kontrolünden kurtulabilen illithid'ler olabiliyordu herhalde ve bunların bir daha "kovan arısı" gibi aynı kontrole girmemeleri için işte ilgili elder brain'in 5 mil yakınına falan gelmemesi gerekiyordu ve gelirse gene bu kontrole giriyordu, istemese bile. zaten çok çok gerekli bir misyon değilse, elder brain, illithid'lerini kendinden o kadar uzaklaştırmaz. d&d 5e'de ise ulitharid'ler, elder brain'lerinden ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar bu telepatik bağı koruyabilme opsiyonuna sahip. aynı düzlemde oldukları sürece "dünyanın öbür ucuna" gitseler bile elder brain'leriyle telepatik bağlarını koruyabiliyorlar yani. ama 5 milden sonra bu bağı kesebiliyorlar da. kendilerine kalmış...
şundan da bahsetmek gerekir ki anomaliler de olabiliyor ve kimi illithid'ler bir şekilde bu kontrolden çıkabiliyorlar, elder brain'lerinden o veya bu şekilde kopabiliyorlar yani. zaten alhoon/illithilich konsepti direkt bu manaya geliyor, ama başka türlü tezahürlerle de "illithid outcast" karakterlere de rastlanabiliyor nadiren. ulitharid'ler ise bildiğim kadarıyla isterlerse zaten bu kontrolden çıkabilirler, ki zaten ekstra zeki olduklarından bunu kolaylıkla yaparlar, ki elder brain'in menzilindelerse bile hive mind dışında kendi irade ve düşünme becerilerini koruyabilirler; fakat 5e'de gelen konsept eklemesiyle birlikte, kendileri bir elder brain olup kendi kolonilerini kurmaya karar vermedikleri sürece bağımsız irade ve düşünme gücüne sahip olsalar da elder brain'lerinden kopmayı tercih etmezler ekseriyetle. bence elder brain olmak da güzel bir şey ya. yani bir kere doğal yollardan yaşlanıp ölmüyorsun ve bu şekilde binlerce yıldır varlığını sürdürebilen elder brain'ler mevcut. tamam gezemiyorsun falan ama kolonindeki tüm illithid'lerin tüm deneyim ve düşüncelerini sen de deneyimliyorsun. atıyorum, görevlendir birkaç tane illithid sage'i ve sürekli işte oralardaki farklı yerler, hatta dünyalar hakkında kitaplar okusunlar 7/24. o kitapların hepsini birden sen de okumuş oluyorsun ve işte kolonideki diğer illithid'lerin deneyimlediği, gördüğü, düşündüğü, okuduğu vs. her şeyi sen de aynı şekilde deneyimlemiş oluyorsun. bu gayet süper bir varoluş biçimi bence.
yalnız işte bir yere taşınılması çok zor olabiliyor elder brain'lerin, bu brine pool'un taşınmasının veya yeni bir üste başka böyle bir brine pool'un oluşturulmasının zorluğu hasebiyle. mesela benim online personam ythrilnaw'nın sinsi operasyonlarını yönettiği koloninin elder brain'ini lunar citadel'e taşımışlar ama işte bu hiç de kolay olmamıştır... diyelim ki ythrilnaw olarak bir elder brain'e veya illithilich'e, yani spesifik olarak ulitharilich'e dönüşme opsiyonum oldu. hangisini seçerdim?.. zor soru. elder brain olarak ölümsüzsün, yani birileri saldırıp seni öldürmediği müddetçe yaşlanıp falan ölmüyorsun. ulitharilich olarak da aslında gene biri(leri) varlığını sonlandır(a)mazsa gene sonsuza kadar varsın. ilkinde müthiş hazlar alabiliyorsun, ikincisinde ise hiçbir şey hissedemezsin sira bir undead'sin. elder brain isen seni tüm kolonin ölümüne savunur, bir saldırı halinde. sen de zaten bir kapışmada kendi başına da hafife alınamayacak bir varlıksın. bir ulitharilich isen normalde yalnızsın ama akılalmaz derecede güçlüsün.
ikisi de hoş ya. ama ölümlü bir ulitharid olarak 250 sene yaşayıp dünyadan gitmek de hala gayet iyi bir seçenek bence. ki mesela o kayıp/unutulmuş bir ırkın lunar citadel'de bıraktığı üstün teknolojik aygıtlardan biri belki de ölümsüzlük sağlayabiliyordur ve ythrilnaw onu underdark'ta bir yerlere saklayarak mekanizmasını çözüp kendisini ölümsüz yapmıştır bile! sonuçta ilgili macera modülünde bahsedilmeyen "sırlar" da olabilir. yani böyle bağlamlarda olay biraz da dm'in hayal gücü ve neyi uygun görüp görmediğine bakar. ki, ythrilnaw gibi bir maceranın "main antagonist"leri genelde böyle olağan dışı şeylere vakıf olabilirler. kurgularda sıklıkla rastlarız yani böyle baş kötü karakterlerin alışılmışın sınırlarının dışına çıkan şeyleri başarabilmesine.
bu arada şundan da bahsetmeyi unutmuştum galiba: bir ulitharid yaşlılıktan veya işte bir saldırı sonucu falan ölürse kesinkes bir elder brain'e dönüşemiyor. psiyonik güçleri de olan özel bir staff taşır ulitharid'ler yanlarında. bunu dövüşlerinde bir silah gibi kullanmalarından daha da önemlisi, elder brain'e dönüşmeye karar veren ulitharid'ler bu asa vasıtasıyla kendi kafataslarını kırarlar, ve çıkarılan beyinleri bu asayla birlikte cesetlerine yerleştirilerek kendi kolonilerini kurmaları için seçilen yerin hazırlanan brine pool'una konur ve kısa süre sonra birer elder brain'e dönüşür bu ulitharid'ler. eklemem burada bitti.
diğer illithid türlerini özet geçeceğim artık... illithid vampires veya vampiric illithids denen tür var mesela. bunlar anormal güçleri olan, ama bilindik illithid'lerin kurnazlığından ziyade kuduz köpekler gibi delimsi bir psikolojiye sahip varlıklar. zaten illithid'ler bile bunlara denk gelince bunları yok etmeye çalışıyor. öyle "pis vampir" illithid'ler bunlar yani. sonra, urophion'lar var. bunlar, illithid'lerin, humanoid değil de farklı varlıklarla ceremorphosis deneyleri yapalım, demelerinin az sayıdaki faydalı ürününden biri. bunlar korkutucu yaratıklar olsalar da hareketleri kısıtlı olduğundan genelde illithid kolonilerinde gardiyan vazifesinde kullanılırlar. nihayetinde standart illithid'ler gibi değil de 2. sınıf vatandaş muamelesi gördüklerinden genelde underdark'ta bir yerlere kaçar bunlar genelde ve oralarda kendi amaçları peşinde koşarlar. neothelid'ler...
normalde bu tuzlu su havuzundaki iribaşlar iyi beslenir ve zamanı geldiğinde, yetişkinliğe ulaşabilen çok azı mutlaka insansı bir bedene yerleştirilir. yani anlattığım ceremorphosis şeysi işte normalde tıkır tıkır işler. fakat bir koloninin elder brain'i ölmüşse o kolonide işler normal yürümemeye başlar doğal olarak ve uzun hikayeyi özetlersek, iribaşlar birbirini yemeye başlar, beyin öğünleri gelmediğinden ve sonunda koca koca iribaşlar kalır ve nadiren bunlardan bir tanesi korkunç neothelid'e dönüşür. illithid'ler bile bunlardan korkarlar ve sakınırlar.
son olarak da aklıma brainstealer dragon geldi bu kontekstte, ve bu da işte illithid ve ejderha karışımı çok korkunç bir yaratık. bunlar işte illithid'ler gibi psiyonik güçlere sahip olduğu gibi drakonik güçlere de sahiptir. great wyrm aşamasına ulaştıklarında challenge rating'leri 25 olur. yani tabii ki çok güçlü bir yaratık ve epik adventurer'lar değilseniz bunlardan sakınmanız gerekir, fakat yine d&d 3/3.5 çerçevesinde tanıtılan, son evresinde 90 challenge rating'i olan time dragon'ın yanında esamesi okunmaz. hatta bu zaman ejderinin en bebek halindeki challenge rating'i bile 34-36 falandı diye hatırlıyorum. zaten kendisi great wyrm olduğunda onun artık tek rakibi d&d tanrıları/deity'leri olabilir!
illithid'lerin psişik/psiyonik güçleri olduğunu söylemiştim. yani mental ama tabiatüstü diyebileceğim güçler bunlar. telepati, telekinezi, işte böyle doğaüstü sezgiler, hatta zihin kontrolü ve hatta teleportasyon gibi güçler bunlar. kimi bilgelere göre bu türden psiyonik güçler doğuştan, hatta beyinlerinin doğasından gelir. kimisine göreyse bunları doğurup güçlendiren "dıj güçler" vardır. ilki gibiyse bu, bildiğimiz büyü gücünden tamamen ayrıdır, ikinci görüşteki doğruysa da psiyonik güçler de bir çeşit büyü gücüdür. bu psionics alanı çok geniş ve detaylı tabii, o yüzden bu konuyu burada kapatıyorum. yani işte her şeyi aktarırsam bu yazı roman boyunu da aşıp ansiklopedi boyutlarına gelebilir zira. haha.
peki bu illithid'ler nereden, belki veya ne zamandan geldi?..
illithid'ler söz konusu olduğunda en önemli 2 kaynaktan biri olan, 1998 çıkışlı the illithiad kaynağında bu konuda bayağı lovecraftian bir gizem havası yaratılmış. yani buraları okurken cidden bir lovecraft eseri okuyor gibi oluyorsunuz, ki zaten yazının başlarında da dediğim gibi, bunlar lovecraft etkilenimli yaratıklar olduğundan bu "mystery" boyutu süper oturmuş.
ilgili kaynaktaki astromundi chronicles referanslı alıntıya göre, ataları tarafından "bastard race" olarak yaratılan bu "piçler" yer altından yokluğa karışmayı reddederek güçlerini artırmış, mutant yapılarının da sağladığı avantajlarla gizli mental kudretlerini kullanmada uzmanlaşmış ve yaratıcılarına duydukları ortak nefretleriyle birleşip onlara başkaldırmışlar. en güçlüleri olan illithid ve lugribossk önderliğinde yaratıcılarını yok edip, kahramanlarından biri olan illithid adını alarak işte bildiğimiz illithid'ler olmuşlar. bu lugribossk aslında ilsensine'in proxy'si. yani bu orijinal hikayedeki detaylı betimlemesi aklımda olmasa da normalde demigod gibi bir şey. tabii bilgeler bu alıntıya hep birlikte ikna olmuş değiller. yani üstte bahsedilen illithid'lerin orijinleri hikayesi bir hayli tartışmalı. sonra elf yaradılışı miti üzerinden de bir teori var aynı kaynakta da işte bu da ne kadar doğru olabilir, tartışılır. ama burada bahsedilen ilsensine'in varlığını hiçbir bilge reddetmediğinden, bu daha akla yatkın görünse de bu da öyle "kesin doğru" diye görülmemiş.
her ne olursa olsun şu kesinmiş: illithid'ler, tarihin kayıt altına alınmaya başlanmasının öncesinden beri varlığını sürdüren bir ırkmış. ve bir zamanlar o kadar güçlüymüş ki illithid'lerin kontrolü, tüm kozmosu dominasyonları altına dahi alabilecek seviyelere ulaşmış. bu illithid imparatorluğu tahakkümünde denebilecek düzende birçok zeki varlık illithid'lerin yük hayvanı, harcanabilir askeri (military fodder) ve yemek stoğu olarak kullanılmaktaymış. illithid'ler öncesinde de ufak köle isyanlarıyla uğraşmışlarsa da, dişi bir köle olan gith'in fitillediği isyan ateşi ve ardından gelişen olaylarla birlikte artık bu illithid dominasyonlu dönemin sonunun fitili ateşlenmiş ve sonrası da çorap söküğü gibi gelmiş.
bu isyanı gerçekleştirenlerin arasındaki farklılıklar belirli şeylere, mesela zamanla githyanki ve githzerai olarak ikiye ayrılmalarına falan neden olsa da neticede illithid'lerin birçoğu katledilmiş ve kalanları da farklı farklı yerlere dağıldığından artık bu dokunaçlı korku imparatorluğu sonlanmış. sonra da nerede görülse katledilmeye devam edilmiş bunlar zaten ve milenyumlar geçmesine rağmen bir daha bellerini doğrultamamışlar diyebiliriz. yani bireysel ve kolonisel olarak çok güçlü illithid'ler olsa da işte bir zamanlar kozmos'un en kudretli imparatorluğunu kurduklarından şimdiki hallerinin bunun yanında esamesi okunmaz elbette. fakat hala tabii eski günlerine dönme hayalleri ve bu hayallerini gerçekleştirebilmek için birçok sinsice, kurnazca planlar yapıp uygulamaktadır illithid'ler.
yazının yukarısında çok büyük oranda 1998 tarihli, tamamen illithid'ler üzerine olan belki tek majör d&d kaynağı olan the illithiad'dan faydalandım. kendim çevirdim ve eklemeler de yaptım elbette. düz bir tercüme değildi yani. elbette kaynaktaki "her şeyi" de buraya aktar(a)madım. bu bağlamdaki en önemli kaynaklardan bir başkası olan, 2005 çıkışlı lords of madness: the book of aberrations da çok mühimsenesidir elbette, mind flayer'lar hakkında. mind flayer'lar, yani illithid'ler 3e ve sonrasında aberration/aberrant kategorisinde, yani normalden "sapmış" yaratıklardır. bu 2005 tarihli kaynak tabii ki sadece mind flayer'larla sınırlı bilgiler sunmaz, aberration'ların diğer yaratıklarını da detaylandırır. yine de mind flayer'larla ilgili de birçok bilgiyi ihtiva eder tabii ki.
genel olarak aberration'ların orijinleri zaman, uzay veya gezegensel kozmoloji kapsamında tahayyül sınırlarını aşacak derecede "uzak"tır. kendileri artık metaryal düzlemin "yerlileri" olsa da (ki olmasalar "outsiders" denirdi), bu aberrant yaratıklar dünya'daki (yani d&d çerçevesindeki dünya'daki) diğer varlıklarla çok az ortaklık taşır, ki kimisi hiç taşımaz.
yukarılarda illithid'lerin orijinlerinin kadim zamanlara gittiğinden bahsetsem de buradaki teori, uzak uzay'dan gelen tuhaf varlıklar anlayışından çok daha ilginç bir anlatı sunuyor. yani lovecraftian bir hikaye olarak, uzayın derinliklerden gelen, korkunç ve istilacı uzaylılar gibi düşünmek de yeterince ilginç zaten, illithid'leri. fakat bu d&d 3.5e kaynağındaki hikaye bence çok daha enteresan, ki bu da lovecraftian bir konsept olarak görülebilir zira böyle zamansal anomaliler de lovecraft'ın alametifarikalarından... hemen aşağıda anlatıyorum illithid'lerin zamanı bükmesi hadisesini.
buradaki, yalnızca illithid'lerin bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki aliminin bildiği (ve başka hiçbir ırkın aliminin bilmediği) gizli "illithid'lerin orijini" bilgisine göre; zamanın sonunda, yıldızlar arası yolculuk yapan çok kudretli bir ırk olan illithid'ler, zamanın sonlanmasıyla birlikte doğal olarak evrendeki her şeyle birlikte kendi ırkları da yok olacağından—ki aslında bu döneme zamanın sonu dense de bilinmeyen bir düşman illithid'lerin sonunu daha erken getirme tehdidi yaratıyormuş—çok radikal bir şeye girişmişler: çok büyük ve korkunç bir büyü ile dış uzayda büyü gücüyle gezinmekte olan (spelljamming) filolarını ölmekte olan kozmosta, zamanda geriye gönderirler birçok elder brain'lerini feda ederek ve daha genç dünyaların kadim göklerinde bulurlar kendilerini. yani d&d'deki "şimdiki zaman"ın 2.000 sene öncesine gelmişlerdir diyebilsek de bu süre dünyadan dünyaya değişir, zira yaptıkları zaman yolculuğu büyüsü farklı kozmolojilerde farklı neticeler doğurmuştur. zamanın sonu denen dönemin mesela d&d'nin tarihinin yazılmakta olduğu şimdiki zamanın ne kadar sonrasında olduğu söylenmese de, işte mesela bilindik bir d&d zamanının birkaç bin öncesine falan gelmiş oluyorlar illithid'ler bu şekilde, ki bu da d&d çerçevesindeki kadim zamanlara tekabül ediyor. tabii d&d'nin son edisyonlarında gelinen "şimdi" baz alınırsa bir d&d macerasında, birkaç ekstra bin yıl daha gerisi düşünülebilir...
bir anda göklerinde illithid'leri gören birçok alim/bilge, doğal olarak onların farklı bir dünyadan geldiğini düşünmüştür, farklı bir zamandan değil! yani illithid'ler artık zaman dışı varlıklar olduklarından, hatta zamanın sonunu bile bildiklerinden kendi ırklarının yükselip diğer ırkları tahakküm altına alacağını da bilmektedirler. fakat yani bu bir tür paradokstur da. yani henüz doğmamış da bir ırktırlar, doğal olarak. bir zaman lineer zamanda "doğmaları"nı garanti altına almak için de enteresan ve gizli bir ajandaları olagelmiştir ve kendi geçmişlerinin dünyasını , yani insanlar ve kendi türlerinin bir arada olması gereken dünya'yı manipüle edebilmek için bunu uygularlar. illithid'ler biliyordur ki onların planları başarısız olamaz, zira bariz olarak kendileri vardır ve nihai zaferleri kaçınılmazdır!
bu 2005 çıkışlı kaynakla, benim esas baz aldığım 1998 çıkışlı kaynak arasında, illithid'ler hakkında ufak tefek farklılıklar olsa da hatırladığım kadarıyla öyle majör farklar da yoktu. bunda mesela insanlara göre biraz daha zayıftır işitme becerileri, ama bir sesin tam olarak nereden geldiğini ayırt etmede gayet iyilerdir diye bir ekleme yapılmış. artık ulitharid'lerin elder brain'e dönüşebilmesinin de anlatıldığı 2016 tarihli kaynağı da buraya aktarmayayım diyorum, ki zaten şimdiki haliyle bile biri okur mu bu kadar uzun bir yazıyı, o da muamma. haha. genede buradaki ulitharid'in elder brain olması bu lore'da kritik öneme sahip elbette. ki volo's guide... kaynağında her elder brain'in kendine has bir kişiliği olduğu da vurgulanıyor, ki bu da ulitharid'liğinden gelen kişiliğinin/mizacının devamı olarak okunabilir sanırım.
yine aynı kaynakta elder brain'lerin challenge rating bazında ulitharid'lerden daha tehlikeli düşmanlar odukları vurgulanır. yani ulitharid'ler zaten ad&d 2e'de çok güçlüydü, ki ulitharid yaratığı ilk çıktığında elder brain konseptinin temelleri olsa da bu henüz detaylandırılmamıştı. d&d 3/3.5 edisyonlarında da gene epey güçlülerdi. d&d 4e'de core kaynaklarda böyle bir yaratık yoktu bile ama işte benim personam ythrilnaw için ilgili dungeon magazine sayısında ulitharid'lere yer verilip onların güçleri falan da listelenmişti. burada da epey güçlüler. d&d 5/5.5 edisyonuna geldiğimizde ise challenge raging'i 9 olan bir yaratık olarak karşımıza çıkıyor ulitharid'ler. fakat onların battle taktikleri tabii ki kendilerini hala çok tehlikeli düşmanlar yapıyor.
öncelikle çok zekiler ve bilgeler ve karizmatikler... yani her edisyonda böyleler aslında. gelgelelim 5. d&d edisyonunda getirilen bir özelliğe göre ulitharid'ler 2 mil yakınlarına gelen, 4 veya daha fazla intelligence score'u olan her varlığın anında farkına varıyorlar ve onların tam zeka seviyesini ve tam olarak hangi yönde ve uzaklıkta olduğunu da bu psiyonik güçleriyle biliyorlar. bir de thrall'ları oluyor, bodyguard'ları oluyor, başka mind flayer'lar falan oluyor yanında normalde zaten, bir ulitharid'in. yani mesela party'nizin üzerine bir sürü başka yaratık salıp sizi oyalarken, kurnazca kurulmuş bir mekanizmayı çalıştırarak sizi alt edebilir. veya siz işte thrall'larıyla falan uğraşırken party'nizdeki en güçlü karakteri gözüne kestirip, bir mind blast ve sonrasında onun beynini mideye indirerek ilgili karakteri bir anda yok edebilir. gibi gibi... yani mesela bir illithilich'in challenge rating'i 22 ve bir ulitharid'in 9. fakat işte illithilich'ler genelde single gezerler ve ulitharid'ler dediğim gibi taktiklerle ve başkalarını önden üzerinize salarak savaşır. o yüzden bir illithilich ile veya ulitharid'le kapışacaksanız "ulitharid de çantada keklikmiş ya" falan diyemezsiniz. tamam 5e'de, o süper güçlü yaratıklar gibi legendary action'ları/resistance'ları falan yoktur ama gene de işte zaten dediğim gibi önden thrall'larını falan sürüp size bayağı tekinsiz ve zorlu bir encounter deneyimi yaşatırlar.
zaten ulitharid'leri savaşçıdan ziyade satranç oyuncusu gibi düşünmek gerekir. yani tüm o şeytanca planlarını sinsice yürütürler ve işte "single boss" gibi olmazlar, yukarıda anlattığım gibi. ezcümle, bir ulitharid encounter'ı 9 challenge rating'i olan bir varlığı haklamak kadar basit bir şeyden çok daha ötesi olur normal şartlarda.
mesela 4e'deki ulitharid şu aşağıdaki görseldeki gibidir, ki bu ythrilnaw oluyor. fakat yazının başlarında link'ini verdiğim official kaynakta aslında bu ulitharid ile "bire bir" kapışamayacağınız da detaylıca anlatılıyor.

ythrilnaw'nın işte lunar citadel denen karargahından nasıl sinsi planlar yaptığını ve korkunç aksiyonlara giriştiğini de o yazının hemen başlarındaki link dediğim bağlantıdan okuyabilirsiniz. elbette ingilizce, ama işte çeviri programları veya yapay zeka yardımıyla bu içerik türkçeye de çevrilebilir elbet. yalnız ben olayın özünü gene de türkçe olarak hemen aşağı aktarayım dedim...
ilgili macera modülünde ythrilnaw lunar citadel'deki operasyonları yürütüp denetlerken, kolonilerinin elder brain'i ise dünyadaki güç yapılarına sızma "master plan"inin arkasındaki beyindir. ythrilnaw zaten sadece elder brain'in iradesine riayet eder ve standart illithid'leri aşan kurnazlığı ve gücü neticesinde ve bu zaten doğal bir neticedir. yani elder brain de ulitharid'i aşıyor sonuçta bu bağlamda. fakat ythrilnaw da bu dünyanın güç dengelerini ters yüz etme planının farkındadır ve lunar citadel'de bulunan, kayıp/unutulmuş bir ırktan kalma olan üstün gelişkinlikteki cihazların da doğal dünyayı fethetmede iyi araçlar olduğunu düşünmektedir. her ne kadar bu klonlama aktiviteleri tam istedikleri sonuçları vermese de hiç meyve vermiyor da değildir; daha doğrusu tam istedikleri gibi başarılı klonlamalar yani kusursuz klonlar, sayısız başarısız klonlama yani kusurlu klonla birlikte geliyor. ama sonuçta istediklerine ulaşabiliyorlar bu bağlamda denebilir. çok pislik bir planları var hakikaten... yoksa planımız mı desem?..
mesela dünyadaki çok nüfuzlu birini kaçırıyorlar ve onu lunar citadel'de klonluyorlar. bu klonlama işlemi başarılı olursa da o kaçırdıkları kişinin beynini lüpletip—tabii doğal olarak onun tüm hafızasını, benliğini falan da öğreniyorlar o beyni yerken—kendi kontrollerindeki ama tıpkı o nüfuzlu karakter gibi olan klonu yeryüzüne gönderiyorlar falan—yani bu klonu yeryüzüne göndermeden önce bir endoktrinasyon süreci de kaçınılmaz oluyor elbet... bu, kayıp/unutulmuş bir ırktan kalma olan teknolojiyle bu konuda henüz ne kadar ileri gitmişler tam bilinmese de belki de yeterince ileri gitmişlerdir bile. belki de dünyanın zaptı yakındır! belki de dünyayı yönetiyor sandığımız herkes artık ythrilnaw ve kolonisinin yönetimindeki birer kukla klondur bile! valla tam alien abduction senaryosu. tam benlik konular, konseptler bunlar!
başta aslında bu sayede sınırsız ve kolay beslenme yolunu da bulduklarını sansalar bile, klonların tadı kadar besin değerlerinin de hiç iyi olmadığı ortaya çıkıyor falan fistan. zaten bu, kayıp/unutulmuş bir ırktan geriye kalan teknolojiye de tümden hakim oldukları söylenemez ythrilnaw ve kolonisinin. fakat elbette çok zeki yaratıklar olduklarından epeyini de çözüyorlar ve geriye kalanları da çözebilmek uğruna çalışmalarını sürdürüyorlar. bence hatta "backup plan" olarak kimi cihazları underdark'ta bir yerlere taşımış da olabilir ythrilnaw. yani lunar citadel'i günün birinde birilerinin keşfedeceği öngörülmüş deniyordu diye hatırlıyorum ve işte ythrilnaw mesela buraya gelen adventurer'ları alt edemezse underdark'a kaçabilir deniyordu.
zaten kendisi öncelikle daha yeterince gelişmemiş klonları düşmanlarının salıyor. minion'ları ve bodyguard'ları düşmanlarını oyalarken de oradaki mechanical arm'ı ve/ya compulsion ability'sini kullanarak kurbanlarını klonlama kapsüllerinin içine hapsetmeye çalışıyor. eğer düşmanları bir şekilde bunlardan sıyrılıp onun üzerine gelebilirse ve ythrilnaw savaşmak durumunda kalırsa dokunaçları ve mind blast'larıyla atak yapıyor ve kaçması gerekirse diye manipulate reality ability'sini sona saklıyor. bu da cidden nefis bir kaçabilme yöntemi! işte bunları ben yazının başına bağlantısını koyduğum kaynaktan aktarıyorum ama bu ability'lerinin nasıl şeyler olduğunu, şayet ingilizceniz iyiyse birkaç paragraf yukarıda, yine aynı kaynaktan ekran görüntüsü alarak yüklediğim görselden okuyabilirsiniz.
tabii "kahramanları" karanlık bir son da bekleyebiliyor... yani ythrilnaw sizi alt ederse, "ben kendim miyim yoksa klonlandım da kendimin klonu muyum" gibi sefil durumlara da düşebilirsiniz. diyelim ki ythrilnaw yenileceğini anladı ve kaçtı... sonra oradan ally'ler toplayıp lunar citadel'e dönerek adventurer'lardan intikam alabilir de ama dönmeyebilir de, falan yazıyordu ythrilnaw için. yani biraz da dm'e bırakılmış oraları. bence mesela ikincil bir üs kurmuş ve lunar citadel'deki kimi teknolojik aygıtları da oraya, her ihtimale karşı taşımış diye de düşünebiliriz. çünkü neden olmasın?..
fakat lunar citadel elbette yeryüzüne hükmetme planlarında çok kilit rol oynuyor bu illithid'lerin. yoksa o kocaman elder brain'i başka yere taşımak falan üstlenilecek iş değil!
lunar citadel'e elbette portal'lar vasıtasıyla gidip gelinebiliyor, zira burası ilgili gezegenin ayında. yani bilemiyorum. zaten ay'a da öyle yürüyerek ya da uçakla gidilmez. haha. yani biz insanlık olarak kendi ay'ımıza taşıtlarla gidebilsek de portal seçeneği olsa biz de portal'lardan geçerek giderdik bence. * - hem "portakal, orda kal" dense de mevzubahis portal ise gayet de "başka yere şak diye ulaş" demek manasına gelir bu. haha.
geçenlerde sözlükte mythykyl başlığını açıp bu pc oyunu karakterini tanıtmıştım. ilgili oyun 2000 çıkışlı olduğundan, burada elder brain konsepti de bittabi vardı ama işte mesela mythykyl'in de geleceğin bir elder brain adayı olması olamazdı zira bu dediğim gibi ta 2016'da düşünülmüş bir konsept. 2016'daki bu devasa konsept değişiminden evvel ulitharid'ler, elder brain'lerin "seçilmiş kişisi" gibi varlıklardı. bu da anlaşılır bir şey: ulitharid'ler tipik illithid'lerden çok daha güçlü, zeki ve karizmatik. yani mesela elder brain'ler, kolonilerinin kurulu olduğu bölgeyi kolay kolay terk edemeyecek, hatta içinde bulundukları brine pool'ların bile taşınmasının pek meşakkatli olduğu devasa beyinler formundalar ve bu durumda koloninin diplomatı olarak bir ulitharid'in görevlendirilmesi son derece mantıklıdır.
ythrilnaw'nın epey detayını vermiş oldum da aslında böylelikle, baştaki planım bu olmasa da. bu da işte ulitharid'lerin hani inanılmaz kudretli varlıklar olmasalar da üstün zekaları ve sıra dışı becerileriyle ne kadar tehlikeli varlıklar olabildiğine güzel bir örnek teşkil etti kanımca. yani mesela lich'ler "kendileri" de inanılmaz güçlüdür. hoş, ad&d 2e'de ulitharid'ler lich'lerden daha güçlüydü ama işte son d&d edisyonlarında lich'lerin challenge rating'leri çok daha yüksek diyebiliriz. yalnız işte yeterince vurguladığımı düşündüğüm üzere, ulitharid'lerin olayı şeytani planlar yapıp bunları sinsice uygulamaları. bu tabii ki lich'ler için de geçerli olabilir, fakat lich'ler ekseriyetle yalnız varlıklardır. larloch gibi, count dahlvier gibi orduları olan lich'lere de rastlayabilsek de, lich'ler genelde solitary creature'lardır. ulitharid'lere ulaşabilmek ise daha zordur. yani sonuçta koskoca illithid kolonilerini yönetirler, bir sürü thrall'ları vardır falan...
bir de ythrilnaw örneğinde gördüğünüz gibi, burada dahi seviyesinde zekaya sahip iki yaratık birden bu yeryüzünü domine etme stratejisini yönetiyor: ythrilnaw ve elder brain'i... ekran görüntüsünü koymasam da ilgili kaynakta bu koloninin elder brain'inin 28 intelligence score'u olduğu görülebiliyor. ythrilnaw'nınki ise üstlerdeki ekran görüntüsünde var ve onun da 26 intelligence score'u var. bunlar anormal yüksek skorlar yani. elder brain yeryüzüne diz çöktürme işine kafa yorarken, ythrilnaw da lunar citadel'deki işleri yönetiyor ve işte buradaki kayıp/unutulmuş bir ırktan kalan üstün teknolojinin sırlarını deşifre etmekle meşgul. ki demişimdir herhalde, standart mind flayer'lar bile süper zekidir, ki buradaki kaynaktaki sıradan bir mind flayer'ın intelligence score'u 23! bunlar tabii d&d 4e istatistikleri, ama yer aldıkları her edisyonda bunlar süper zeki yaratıklar. ayrıca tüm bu illithid kolonisinin zekalarının da kovan arısı mantalitesinde (hive-mind) çalışması da görmezden gelinemez ve bu tarz bir kolektif zeka da elbette sakınılası bir şeydir düşmanları tarafından.
neyse, ythrilnaw konusunu burada sonlandırabilirim artık. kendimden yeterince bahsettim. ha-ha!
ama ulitharid konusu daha bitmedi...
işte 2016'da ilgili kaynakla birlikte yapılan katkıyla "ulitharid'ler 'zamanı geldi' deyince koloniden kendisine sadık bir grup illithid'i, belki koloninin yarısını yanına alarak ayrılır ve kendi kolonisini kurarak, belli bir ritüelistik hamleyi gerçekleştirerek kendi kolonisinin elder brain'i olur" konseptiyle birlikte artık bir koloninin elder brain'i, kolonide bir ulitharid "doğarsa" onu bir rakip, hatta düşman olarak görme eğiliminde olmaya başlamıştır. fakat türlerinin "dünyaya" egemen olabilmesi için bu türden bir yayılmanın olması gerektiğinin de farkında olan elder brain'ler, durumu belirli bir anlayışla kabullenmekten de fazla bir şey yapamazlar.
ulitharid'ler genelde elder brain'lerinin "seçilmiş kişisi" gibi özel muamele görür, buna rağmen. misal extremiton, 2018 tarihli bir d&d kaynağında tanıtılan bir ulitharid'dir ve söylenene göre kendisi elder brain'inin "favorisi"dir. yani "sen benim otoritem için bir tehditsin" ayağı çekmemiştir burada ilgili elder brain, extremiton'a. şunu da aklıma gelmişken söyleyeyim; d&d'de her zaman "standart dışı" durumlar ve karakterler olabilir, bu da unutulmamalıdır. örneğin, illithid'ler evil, yani kötücül varlıklar olarak bilinseler de, baldur's gate 3 oyununda gayet de dostane tavırlı omeluum adlı illithid'e de rastlamaktayızdır. internette okuduğum bilgilere göre kendisi hatta illithid'lerin ayda 1 beyin yeme ihtiyaçlarını senede 1'e falan indirebilmek için bir şeyler üzerinde çalışıyormuş. yani psiyonik değil de arcane alanlara yönelmekle de kalmamış, bu beyin yeme doğal ihtiyacından bile rahatsızmış demek ki kendisi. öyle bir standart dışılık yani... elder brain ve ulitharid ilişkilerinde böyle "sıra dışı" bir şey gelmedi aklıma ama illaki vardır/olabilir diye düşünüyorum. hoş, thalynsar gibi müthiş bir örnek vardı sahi ve bunu nasıl unuturum... haha. yazının gerisinde kendisine değinsem de elder brain'iyle ilgili konudan bahsetmemiştim galiba. yani koskoca elder brain'in tüm o bilgilerini kendine aktarmaya çalışmak nedir allasen?..
"okuduğuma göre" dedim, zira bu oyunu henüz oynamadım. aslında açılış/tanıtım sinematiğinde bile baş kötüler illithid'ler gibiydi bu oyunda, hatta oyunun logosu bile illithid konseptli. fakat şimdiki laptopumun hem ekranı ufak sayılır, hem de epey eski olduğundan en düşük ayarlarda anca oynayabilirim bu oyunu. o eski gamer'lık zamanlarım da bayağıdır olmadığından, tek oyun için başka her işimi gören laptopumu yenileme gereği duymadım. bir zaman illaki yenilerim ve belki o zaman oynarım. belki diyorum, zira o eski gamer'lığıma dönüp dönemeyeceğimden emin sayılmam. haha.
standart dışı demişken... 1998 tarihli the illithiad adlı, benim de yazıda en çok faydalandığım kaynağın yazarının abolethic sovereignty adlı roman serisinde de mesela illithid'lerin, aboleth'ler tarafından bir nevi köleleştirilmesi konsepti var. var oluş amaçları diğer tüm ırkları köleleştirmek gibi görünen illithid'ler bile böyle sıra dışı kurgularda başka ırkların/türlerin kölesi olabiliyor demek ki. el elden üstündür demişler... bu arada bir yerlerde okuduğumdan aklımda kaldığı kadarıyla bu aboleth'lerin hafızalarında illithid'lerin meydana geliş hikayesi yoktur. yani milyonlarca yıl öncesine giden çoklu evrenin tüm tarihini, hatta modern tanrıların doğuşunun öncesindeki primordial zamanları dahi bilmek gibi olağan dışı ve d&d standartlarında bile tabiatüstü sayılabilecek bir genetik hafıza becerileri olduğu bilinen bu varlıkların illithid'lerin doğuşundan haberdar olmaması da işte illithid'lerin zamanın sonundan, müthiş bir büyümsü patlama ve zamansal girdapla geçmişe fırlatılmalarından kaynaklanıyor olsa gerek. yani aboleth'ler "henüz doğmamış" bir ırkın doğuşunu da bilemez, doğal olarak. bu, genetik olarak aktarılan akılalmaz hafızaları sadece bugünü ve geçmişi kapsar zira aboleth'lerin. "her şeyi bilme" kibrine sahip aboleth'ler bahsettiğim sebeple illithid'lerden hiç hazzetmezler. haha.
bu olaydan yukarılarda bahsetmiştim ama basitçe geçmiştim bu "hadise"yi. orada büyü demiştim ama psionic bir şey bu elbette ve o zamanın sonundaki elder brain'lerin birçoğu feda edilerek psiyonik bir girdap oluşturulması ve sonunda kazanılan, en azından illithid'lerin nesillerinin tümden tükenmesinin engellenebildiği bir kumar. tabii galiba önceden de de dediğim gibi belirli paradokslar, belki illithid'lerin zaten o zamanın sonlarındaki iyiden iyiye soylarının azalmasına neden olan kritik hataların tekrarı... başkası da diyebilir ki onları tekrar yapmasalar zaten hiç var olamazlardı ve böylesi majör bir paradoks zaten onları uzay ve zamandan tamamen silerdi. bu da mantıklı bir argüman ve ben olsam dikkate alırdım. haha.
bir de elder brain'lerin 2016'daki içerikle birlikte ulitharid'lerin dönüştüğü şeyler olduğunun belirlendiğini söylemiştim. mesela 2005 tarihli lords of madness kaynağında bunun bilinmediği vurgulanıyordu ve bir mind flayer'ın bile bunu bilmediği söyleniyordu. bu gizem giderilse de burada biraz çelişki de var tabii. yani illithid kolonisi olmadan bir ulitharid, bir elder brain'e dönüşemez. yani çelişki derken, bu biraz da kaçınılmazmış diye ekleyeyim. veya belki ulitharid'lerin kendi beyinlerini o tuzlu suya çıkarttıktan kısa sayılabilecek bir süre sonra elder brain'e dönüştüğünü gizlemesi gibi bir şey düşünülebilirmiş. ama benim anladığım kadarıyla gayet de ayan beyan ortada yani bir illithid için, ilgili ulitharid'in beyninden bir elder brain'in oluştuğu.
esasında 2016'da gelen "ulitharid'ler zamanı gelince elder brain olur" konseptiyle birlikte "elder brain" ismi de biraz manasız oluyor sanki. başta zaten bunların nasıl oluştuğu, nereden geldiği bilinmiyordu. illithid'ler bile elder brain'lerinin ezeli, zamansız varlıklar olduğuna falan inanıyordu. elder da ezeli demek olmasa da işte yani çok zamandır var olduklarını belirten bir kelime. mesela 100 yaşındaki bir ulitharid, kolonisinden bir grup illithid'i toplayıp kendi kolonisini oluşturarak oranın elder brain'i olursa ve aralarında mesela 110 yaşında bir illithid de varsa burada elder (daha yaşlı) olan aslında elder brain değil de o illithid olur. yani böyleyken böyle işte. aslkdjalksdjalkdj. belki de "elder" derken lovecraftian bir şeyler düşünülmüştür. yazının başlarında da dediğim gibi, illithid'ler lovecraftian varlıklar. ama "genç bir elder brain"e "elder" demek gene de abes geliyor kulağa.
yazıda ulitharid'lerin bugünkü anlayışında kritik diye bahsettiğim 1990, 1998 ve 2016 tarihli içeriklerle birlikte 1994'te bu yaratıkların monstrous compendium annual one'daki içeriğinden de bahsetmek gerekebilir diye düşündüm sonra. 1990'daki ilgili dungeon magazine ile birlikte tanıştığımız akuloth isimli ulitharid'den sonra bu yaratıklar kanona tam olarak 1994'te dahil oldu da denebilir. ulitharid'lerin psiyonik güçleriyle birlikte arcane büyüleri de var aslında. spell-like abilities olarak geçse de bayağı arcane wizard büyüleri de yapabiliyorlar yani ulitharid'ler. gene de bunlar psionics kapsamında değerlendiriliyor, ki çoğu mind spell kategorisinde veya işte telekinezik büyüler falan. benim online personam olan ythrilnaw adlı ulitharid de 2012 tarihli bir dungeon magazine sayısıyla birlikte gelen bir karakter. yani bu yaratık bir dungeon magazine ile birlikte d&d'ye dahil olmuş, benim bu online personam da bir dungeon magazine ile birlikte geldi. yaşasın dungeon magazine'ler! gerçi bunlar da official d&d kaynağı olarak değerlidir aslında zaten. 3rd party falan sayılmazlar yani.
bu süper uzun yazımın da burada sonuna geldik. beyninize iyi bakın. bu, onu son görüşünüz olabilir!.. * - kendim olarak aklınızı alabilecek kadar uzun bir tanım girmiş oldum burada, fakat ythrilnaw olarak fiziksel beyninize de talibim! ha-ha-ha!
ekleme: nautiloid'lerden bahsetmeyi unutmuşum. bunlar illithid'lerin dünyalar arasında ve astral düzlemde yolculuk yapmalarını sağlayan tuhaf görünümlü uçan gemilerdir. bunları uzun uzun anlatmak yerine üstlerde bahsettiğim baldur's gate 3 oyununun açılış sinematik videosunu koyayım alta ve işte bir nautiloid'in animasyon stilinde resmedilişini kendi gözlerinizle görün:
üstteki videoda bir tadpole (iribaş), kurbanın gözünden giriyordu diye hatırlıyorum. yani izleyeli çok olsa da aklımda öyle kalmış. benim faydalandığım kaynakta kulaktan girerler dense de "başka yerden giremezler" diye net bir blokaj konduğunu da hatırlamıyorum. kaldı ki, zaten oyunlarda böyle olağan dışı şeyler de enteresanlık katmak için yer bulabilir sıklıkla. elbette saçmalık derecesinde bir şeyler yapıldığında bu benim gibi kurallara önem verenleri bazen rahatsız edebilir, ama bazen de etmeyebilir. biraz da yaratıcılığının ne kadar ikna edici kullanılabildiğine bakar, benim "gözüme girebilmeniz" için... gerçi pardon ya, burun ve göz de girebildikleri delikler arasındaydı. ben the illithiad'daki kulak bilgisiyle sınırlı tutsam da, lords of madness ve bir başka kaynakta daha diğer iki delikten de girebildikleri söylenebiliyordu. o kadar çok edisyon ve kaynak var ki, işte ister istemez böyle kafa karışıklıkları olabiliyor. bir de benim hafızam bazen böyle işliyor. bir şeyi yüzeysel bir düşünme sonrasında yazmaya başlıyorum ve yazımım bittikçe hafızamın daha derini yüzeye çıkıp "lan bu böyleydi galiba" deyip kendimi düzeltiyorum. bu sık başıma gelen bir şey yani. laksjdlskajdlkajsd.
artık bu yazının cidden sonuna gelelim diyorum. haha. lich ve ultroloth'lar ile birlikte en ilginç bulduğum d&d yaratığı da kesinlikle illithid'dir. bunlar ağırlıkla "evil" varlıklar. "neutral"lardan da aurumach (rilmani) var mesela, gene çok enteresan bulduklarımdan. stranger things dizisiyle birlikte mind flayer ve lich, epey popülarite kazandı, malum—ki bg3 oyunuyla birlikte mind flayer'ların bilinirliği daha da arttı bittabi. neyse... yani stranger things dizisindeki mind flayer (yani illithid) konsepti d&d'dekinden epey farklı olsa da, hatta yine bu dizideki, bir lich-deity olan vecna da epey standart dışı olsa da, bir sürü insan bunların isimlerini ve pek olduğu gibi yansıtılmasa da konseptlerinin bir kısmını öğrenmiş oldu en azından, bu dizi sayesinde; ki 2023 tarihli, şimdilik son d&d filmi olan dungeons & dragons: honour among thieves de d&d'yi bilmeyen birçok fantastiksevere de ulaşabilecek kadar popüler oldu ve buradaki szass tam karakteri de lich'lerin bilinirliğini bir hayli artırdı denebilir. adventure time denen çizgi yapım da şimdi aklıma geldi. bundaki lich karakterinin popülaritesi de görmezden gelinemezdi.
ultroloth'lar ise sırada bekliyor... mesela şu illithid'lerin zamanın ve dolayısıyla evrenin sonunda kapıştıkları şeyler ultroloth'lar olsa ve işte illithid'ler milenyumlarca geçmişe gidip nesillerini kurtardıktan sonra farklı bir bilgelikle ultroloth'lara gene savaş açsa... ikisi de çok zeki, kurnaz ve entrikacı varlıklar ve işte bunların birbiriyle savaşı harbiden ilgi celbedici olabilirdi. biri aberrant, diğeri fiend olsa da bunları ortak bir düzlemde uzun süreli bir savaşa sokabilecek kurgusal bir şeyler düşünülebilirdi kanımca. ultroloth'lar da işte şeytan türü olsa da alışıldık "mindless" şeytan türlerinden değil ve zaten illithid'lere birebir benzemeseler de ikisi de dik duran, insansı uzaylı ırklarına benziyor farklılıklarına rağmen! ultroloth'ların tamamen yok edilmesinin tek yolu meydana geldikleri yerde öldürülmeleri olduğundan illithid'lerin burada bunları yok etmeye kalkışması gerekirdi elbette.
peki mind flayer'lar ultroloth'ların beyinlerini yiyebilir miydi... yani ultroloth'ların meydana geldiği düzlemde bu mümkün sanırım ama bir fiend, bilhassa bu kadar zeki bir fiend'in beynini yemek bir ulitharid'i bile zehirleyebilir veya delirtebilirdi. gene de belki de yiyebilirler ve beklenmedik mahiyette daha özel psychic power'lar da kazanabilirlerdi bu sayede. sıra dışı bir kurguda bu iş böyle düşünülmeli! öncelikle ad&d 2e'de dahil olarak ultroloth'lar, mind flayer'lardan çok daha güçlü. yani 5e'de mesela ulitharid'lerden bile çok daha güçlü ultroloth'lar. birebir kapışsalar ultroloth'lar ezerdi ama işte olağan dışı kurnazlıkta bir entrikacı olmak da böyle imkansız şeyler için şeytani planlar yapıp uygulamaktır bir bakıma! böyle, bunların karşı karşıya getirildiği bir oyun konsepti veya dizi, belki animasyon dizisi şahane olabilirdi bence. aurumach rilmani'lere de illaki yer bulunur böyle bir kurguda, kozmik dengeyi sağlamak onların en iyi bildiği iş çünkü; daha doğrusu belki başka hiçbir d&d yaratığı bu konuda onlar kadar usta, kadir ve yetkin değil. tüm yapımcılara duyurulur bu kurgu fikri önerim. eminim hepiniz duyacaksınız bu fikrimi! *
bu yazımda en çok the illithiad'ı temel alsam da, bu kaynak kitabın yazarı bruce r. cordell imzalı başka eserlerden de yazımın sonunda bahsetmek istedim. abolethic sovereignty adlı roman üçlemesinden zaten dem vurmuştum ama kendisinin a darkness gathering, masters of eternal night ve dawn of the overmind adlarındaki, gene bir üçleme oluşturan ama bu sefer romandan ziyade macera modülü serisi de var misal. ki tanımın gerilerinde bahsettiğim ve bu yazı için de epey faydalandığım lords of madness'ın yazarlarından da biri cordell idi aslında. yani mind flayer konseptinde bu bağlamda en değerli katkıları yapan kişi zaten cordell olsa gerek. bu yaratıklar ilginizi çektiyse, r.a. salvatore imzalı the legend of drizzt serisinde de bu yaratıklara ziyadesiyle rastlayabilirsiniz, ki bu epey popüler bir seri olduğundan belki de rastlamışsınızdır bile! tabii kitap okumayı sevmiyor ama oyun oynamayı seviyorsanız da baldur's gate 2 ve 3 de bu varlıklarla tanışabilmek için çok cazip bir fırsat sunuyor ve seçkin bir eğlence vadediyor denebilir. dediğim gibi bg3'ü henüz oynamasam da bunun ne denli iyi bir oyun olduğunu her yerde okuyorum diyebilirim. zaten "ölümsüz" bir klasik olacaksa 10 sene sonra oynasam bile hayran kalmam gerekir. kendi adıma hiç acelem yok, bir zaman nasılsa oynarım diye düşünüyorum.
neverwinter nights oyunlarını da önerebilirim sahi, bu bağlamda. yani crpg oyunlarından aklıma ilk bunlar geldi. başka oyunlarda da bu mahlukata rastlayabilirsiniz elbette ve sanırım google aramalarıyla o "başka oyunlar"a ulaşabilmeniz gayet kolay olur.
bu lovecraftian yaratıkların cthulhu ekolündeki canavarlar olmasındaki tek unsur elbette ki ahtapotsu kafa yapıları değil... cthulhu'yu gören bir insanın anında aklını kaybedeceği lovecraft tarafından aktarılmıştır. illithid'ler de "düşmanlarının aklıyla oynayan" varlıklar. yani cthulhu elbette tanrısal bir varlık ve tipik bir illithid onun yanında minyatür figür gibi kalır ama işte psiyonik güçleriyle cidden de aklını kaybettirebiliyor bunlar da düşmanlarına. zaten beyninizi yiyerek aklınızın kaynağı olan fiziksel organınızı da yok edebildikleri malum. haha. bir de cthulhu mesela hani uykuda gibi ya... ama o haliyle bile insanların rüyalarına penetre edebiliyor falan. bu da bir bakıma mind flayer'ların psiyonik güçlerine paralel olarak düşünülebilir. peki bu iki kurgusal varlığın da gerçek dünyadaki ilham kaynağı... yani ahtapotlar! geçenlerde sözlükte dorado ahtapotu başlığını açmıştım. bu hayvanların zaten "sıradanı" bile çok ilginçtir, bilenin bildiği üzere.
hani ahtapotların mesela 8'i dokunaçlarının bağımsız düşünüp hareket etmesine olanak sağlayan toplam 9 beyni olması ve 3 tane kalbe sahip olmaları... bu bile yeter ya. amma tuhaf yaratıklar cidden. bazı komplo teorisyenlerine göre uzaydan gelmiş bunlar zaten. veya en azından uzaydan gelen bir organizmanın falan evrimleşmesiyle oluşmuş... yani bunlar sadece iddia olsa da dinozorlardan bile onlarca milyon yıl öncesine giden süper kadim hayvanlar olması mesela... mavi renk kanları bile çok "cool" bence. bu konuyu açmamın esas sebebi de işte uzayın derinliklerden gelen böyle ahtapot ilhamlı lovecraftian yaratıklar ve gerçek dünyadaki ahtapotların da uzaydan gelmiş olabileceği, bazı niteliklerinin dünyevi biyolojik normların dışında olması iddiaları falan... valla enteresan. bir de illithid'lerin çok zeki varlıklar olduğunu söylemiştim, ki ulitharid'ler ve elder brain'ler kademeli olarak standart illithid'lerden bile zeki, hatta dahi seviyesinde görülen zekilikte varlıklar. bizim ahtapotlar da üstün zekalarıyla bilinen birkaç hayvan türünden biri. bence cidden illithid'lerin lovecraft, dolayısıyla ahtapot ilhamlı olması süper bir seçim sırf bu yüzden bile!
ama bununla da kalmıyor elbette. yazımda bahsettiğim, illithid'ler ilgili birçok müthiş şey var bence. favorim ise zamanın sonundan eski zamanlara, elder brain'lerin bir ultimate mind blast gibi bir şey yaparak gönderilmeleri. işte ultroloth'lar ile bir kurguda karşı karşıya getirilmelerinin çok heyecan verici bir fikir olabileceğini söylerken bahsetmiştim. daha da deli gibi bilim kurgusal fantastik korku senaryoları üretilebilir bu konsept üzerinden. yani hatta mesela o zamanın sonu denen zamanları da bildiklerinden, geçmişe o zaman girdabı ile çekildiklerinde mesela onların soylarının tükenmesine neden olmakta olan şey(ler)i engellemeye de çalışabilirler. üstlerde bahsettiğim ultroloth'lar olabilir mesela bu düşmanları, bu zamanın sonu ve illithid'lerin bu zamanlarda nesillerinin tükenmekte olduğundan bahsedilen lords of madness kaynağında, bilinmeyen bir düşmanın buna sebep olduğu söyleniyordu. yani neden ultroloth'ları düşünmeyelim?..
kaldı ki bu sanırım artık yıldızların sönmesi sonucunda evrenin doğal ömrünün bitmesi şeklinde bir "zamanın sonu" idi, fakat mesela evrenin bu şekilde ne zaman sonlanacağını illithid'ler biliyor diye düşünebiliriz, o zamanlardan geldiklerinden. onların nesilleri biraz daha erken tükenecekti gibi görünse de işte evrenin ısı/ışık kaynağı olan yıldızlar yok olunca bu herhalde evrendeki canlı yaşamının, belki de direkt evrenin yok olacağı anlamına gelirdi. illithid'ler mesela bu konuda rilmani'leri uyarabilirlerdi, ve onların aracılığıyla d&d evrenindeki tüm zeki ve teknolojik yönden becerikli ırklar birleşip bu sonu engellemeye çalışabilirdi. sonuçta illithid'ler "evil" karakterler olsa da zamanın sonunun gelmesini de istemezlerdi herhalde.
evet, böyle bir doğal sonu yapay/teknolojik bazlı girişimlerle engelleyebilmek belki de imkansızdan hallice. fakat bu yine de işte imkansızı imkanlı kılmak da bir nevi kurguların asıl olayıdır. hem "doğa mı yoksa teknoloji mi" gibi münazaralarda dahlimiz olmuştur ilkokuldan beri. açıkçası böyle, evrenin/zamanın doğal sonu gibi bir minvalde "teknolojicilerin" işi olanaksız gibi görünse de işte fantastik kurgularda da imkansız diye bir şey yoktur da diyebiliriz. ki zaten bu "zamanın sonu"na en az milyarlarca, belki trilyonlarca sene vardır. yani tüm yıldızların sönmesi falan... o zamana kadar yapay yıldızlar, hatta yapay evrenler bile yaratılabilir bence! illithid'ler süper kurnaz ve zeki olduklarından da, o zamanlara yeniden ulaştıklarında da o bilinmeyen düşmanlarına çok fena tuzaklar hazırlayabilip kendi kaderlerini de olumlu yönde değiştirebilirdi.
elder brain'ler katledilmedikleri sürece ölümsüz. yani mesela bir tanesini çok iyi korusan ve zamanın sonuna kadar yaşasa... tüm bu geçmiş ve gelecek bilgileriyle illithid'lerin neslinin tükenmesini gayet engelleyebilirdi. rilmani'ler de aynı şekilde katledilmedikleri takdirde ölümsüz. yani bu illithid'lerden zamanın sonu denen çok çok uzak zaman hakkında gerekli bilgileri edinen rilmani'ler de böyle bir senaryoda elbette kilit rol oynarlardı. tabii bunun yanında evrenin yok oluşu da engellenebilirdi—ki neutral karakterler olarak rilmani'lerin önceliği bu olurdu zaten, ama bu çok değerli bilgiler için de illithid'lere bir kıyak yaparlardı bence—veya dediğim gibi, teknolojiyle alternatif evrenler yaratılabilirdi. win-win bence. bilinmeyen düşman deniyor lords of madness kaynağında da illithid'ler biliyordur herhalde düşmanlarını da biz bilmiyoruzdur. haha. yani işte çok enteresan ve ilgi celbedici senaryolar üretilebilir bu konsept üzerinden.
üstteki gibi bir senaryoyu kendim yazsam, yani mesela böyle konulu bir roman falan yazsam başkahramanını kesin ythrilnaw yapardım. haha. yani o kadar kafa patlatmışım, uğraşmışım... buradaki ana karakter tabii ki online personam olurdu. kendisini nasıl ölümsüz kılardım bilemiyorum gerçi. belki bir illithilich/ulitharilich olarak, ya da d&d 5e'ye uyarlayıp o işte milyarlarca, belki trilyonlarca yıl korunan elder brain'e dönüştürerek... veya yazının gerilerinde dediğim gibi, lunar citadel'de o kayıp/unutulmuş ırkın bıraktığı ölümsüzlük bahşedebilen üstün teknoloji ürünü bir cihaz vasıtasıyla... yani çok da ciddiye almayın ya. eğlencesine böyle kurgu fikirleri üretmeyi seviyorum ben. yoksa böyle bir roman falan yazacağımı hiç zannetmem. zaten ythrilnaw gibi doğrudan official d&d karakteri üzerinden bir roman da kimse öyle kafasına göre yazamaz. telifi var, şeysi var... ama mesela fikrimi sunup çok beğendirebilirsem bana böyle bir olanak da sağlanabilir elbette. yani hayal kurmak bedava. haha. aslında böyle bir olanağım olsa bile öyle bir roman yazar mıyım emin değilim. yani üşengeçliğim de ağır basabilir. ki böylesi devasa bir kurgu tek romanda da işlenemez. bayağı roman serisi yazmak gerekir. nasıl olsa uğraşmayacağımdan bu konuyu kapatıyorum. ama teklif gelirse de düşünürüz. alasjdlaksjdlkasjdlkjdalkj.
benden bu kadar diyorum artık. kaç kere "yazım bitiyor" falan desem de bu sefer hakikaten sözümü tutuyorum. yani başta yazdığımın 2 katından daha uzun bir yazı oldu bu, yaptığım birçok eklemeyle. sonunda bitiyor ama hakikaten. 10.000 kelimeyi de geçmiş olacak bu yazım sanırım. vay be. 10.000 kelime! dile kolay. aslında dile daha zor, parmaklara daha kolay bence. neyse, şimdi sadede geleyim nihayet...
yani yazı bu kadar uzun olunca "adam illithid'ler hakkında çoğu şeyi anlatmış" falan gibi düşünülmez umarım. bilakis, anlatmadığım şeyler, anlattığım şeyleri 100'e bile katlayabilir! fakat tabii ki önemli gördüğüm her şeyi bu yazıya aktarmaya çalıştım bu hususta ve kusursuzluk kasmasam da yeterince kapsayıcı ve bilgilendirici bir yazı olması gayesi güttüm. 100'e katlayabilir derken... yani işte official d&d kaynaklarındaki tüm illithid'lerden bahsetsem falan 100'e katlayabilir demek istemiştim. yoksa core bilgiler bazında elbette bundan 100 kat daha fazla bilgi falan yoktur, 2 katı bile olmayabilir hatta. haha. bir yandan da işin eğlencesinden sapmadım elbette. yani kendim eğlenmesem neden yazayım ki böyle bir yazıyı? valla hiç uğraşamazdım, kendim keyif almasaydım. umarım bazılarınızın da hoşuna giden ve olursa da kiminizin işine yarayan bir içerik sunabilmişimdir.
yazımın tümünü okuyabilen birileriniz olduysa vallahi helal olsun. yani benim standartlarımda bile çok uzun bir yazı oldu. bu sözlükte girdiğim en uzun tanım olmakla birlikte belki de sözlük ortamlarında yazdığım en uzun birkaç yazıdan da biri oldu bu kesinlikle. bu bağlamda 2. olması işten bile değil hatta! benim açımdan yazması çok keyifliydi, baştan sona okuyan birileriniz olmuşsa umarım okuması da sizin için öyle olmuştur. bu yaz sıcağında hiç böyle bir yazı yazmaya kalkışamam demiştim başta ama bir kaptırınca gerisi de geldi vallahi. zaten baştan planlasaydım kesin gözüm korkardı ve yazamazdım. ahaha. şöyle derler ya, ve öyle de oldu hakikaten:"girince alıştım". :p - ki bir de bir sürü ekleme yaptım yazıya. yani bu brine pool'u sevdim de. defalarca yüzdüm pdf'lerinin okyanuslarında! vallahi biraz daha yazarsam 10.000 kelimeyi bile geçen bir tanım olacak bu. bakın bu psikolojik sınırdır. bu sınırı aşmadan bu yazıya artık hakiki bir nokta koyuyorum efem. esen kalınız.
not: yazı boyunca "katledilmedikleri sürece ölümsüz" gibi ifadeler kullandım defalarca ve sonra bunun çok iyi/doğru bir ifade olmadığı aklıma takıldı. yani kozmik bir felaketle, büyük bir kaza sonucu falan da ölebilir rilmani'ler, lich'ler, elder brain'ler falan... yani böyle immortal varlıklar. yaşlılıktan ölmezler dersem daha doğru olur. elder brain'ler işte brine pool'dan çıkarılırsa, iyi beslenemezlerse falan da ölebilirler mesela. evet, yani geçen yıllar onları yaşlılıktan öldürmez desem daha doğru olurmuş, ama şimdi yazıda nerelerde bu "katledilmedikleri sürece ölümsüzler" ifadelerini kullandım diye tek tek bakamayacağım, farklı kelimelerle de bunu ifade etmiş olabileceğimden ctrl+f'de işimi tam göremeyebilir, bu haseple burada düzelteyim dedim.
sahi ya, ultroloth'lar da bu kategoride! yani onlar da yaşlılıktan ölmüyorlar, daha da ötesi yazının gerilerinde dediğim gibi, onları yok etmek çok daha zor: meydana geldikleri yerde öldürülürlerse tamamen yok oluyorlar, başka bir yerde öldürülürlerse ise meydana geldikleri yerde yeniden oluşuyorlar. işte illithid-ultroloth savaşı kurgusunda bu da kurguda önemli rol oynayabilecek bir şey. mesela bir ultroloth o milyarlarca/trilyonlarca yıl yaşaması için çok sıkı korunan elder brain'e dönüşen veya bir illithilich/ulitharilich olan, veyahut işte lunar citadel'deki kayıp/unutulmuş bir ırktan kalan ölümsüzlük bahşedebilen aygıt vasıtasıyla kendisini ölümsüz kılan ythrilnaw'dan geleceğe dair kritik bilgiler çalsa ve o da illithid'lerin akılalmaz uzaklıktaki gelecekteki tuzaklarına karşılık olarak kendi ırkını örgütleyip beklenmedik kurnazlıkta bir kontra satranç hamlesi yapsa, ama bunun karşılığında da illithid'ler, ultroloth'ları inanılmaz dezavantajlı duruma düşürecek bir şey olan, onların true name'lerini bir şekilde öğrense falan... tam bir satranç oyunu misali yani...
hoş, burada o tahayyül edilmesi bile imkansız olabilecek uzaklıktaki gelecekten gelen bir elder brain'in o çok iyi korunan elder brain olması daha iyi bir fikir olurdu. sonuçta ythrilnaw elder brain'e dönüşse bile o uzak geleceği deneyimlemediğinden o zamanı bilemezdi doğal olarak. gene de ythrilnaw'ya ölümsüzlük ve bu inanılmaz bir zaman dilimini kapsayan kurguda kilit bir rol verirdim ben kesin. hahaha. sonunda kimler kazanırdı acaba?.. yoksa rilmani'lerin dengeleyiciliği mi galip gelirdi?.. elbet böyle bir kurguyu ciddi olarak yazmayı düşünürsem burada sadece illithid'ler, ultroloth'lar ve rilmani'ler olmazdı. yani bunlarla sınırlı tutmazdım. bilenin bildiği üzere d&d'de envaitürlü yaratık var ve böyle bir kurguya bunların hepsinin hatta çeyreğinin falan bile dahil edilmesi pek mümkün olmayabilse de 10'larcası, kimi majör kimiyse minör roller verilerek dahil edilebilirdi. mesela insanlar (human) da dahil edilebilirdi, fakat o milyarlarca belki trilyonlarca sene sonrasındaki "zamanın sonu" dönemine insanlık ulaşabilir miydi bilemiyorum. yani insanlara bir kıyak yapıp onların ta o zamanlara kadar nesillerini devam ettirebilmeleri olanağını sağlar mıydım acaba onlara...
şunu da eklemesem olmazdı. ythrilnaw'nın baş kötüsü olduğu, şu yazının başlarında bağlantısını verdiğim macera modülünden direkt ekran görüntüsü:

yani ythrilaw'nın operasyonlarını yönettiği lunar citadel'e/den açılabilen portal'ların sadece uzak mesafe değil, zamanlar ve boyutlar arası yolculuğa olanak tanıması da olasıymış. böylece yukarılarda kurguladığım o milyarlarca/trilyonlarca sene sonrasına gitmek için böyle bir yöntem de kullanılabilir. ya da işte ara biz zaman dilimine, farklı bir boyuta falan... bu da ythrilnaw'nın bu kurguladığım hikaye için ne denli uygun, kendisinin yer aldığı macera modülünün de böylesi bir kurgu için ne denli çeşitli kapılar açabilecek bir içeriğe sahip olduğunu belgeliyor bence. yani illithid'ler yazının gerilerinde belirttiğim gibi fantezi, bilim kurgu ve korku türlerinin hepsini birden yansıtan bir mahiyette. ythrilnaw'nın yer aldığı macera modülünün konseptinde ise bilim kurgusal anlayış epey uçuk boyutlara ulaşıyor veya en azından olasılık kapıları açıyor...
illithid'lerle ilgili bu tanımım burada sonlanıyor artık. evet, bunu kaç kez dedim ama sonuçta bu yazı da bir yerde bitmeli ve o yer burası olsun. dediğim gibi, başta ulitharid başlığı açıp öyle 300-400 kelimelik falan bir tanım girerim diyordum ki hiç beklemediğim bir destan çıktı en nihayetinde ortaya. destan derken, uzunluğundan dem vuruyorum yazının. yoksa "çok iyi yazdım" falan demiyorum. yani kendi yazılarıma karşı nötrümdür zaten. okuyan birileri çıkarsa onlar değerlendirebilirler istedikleri gibi. misal "üstteki paragrafta" falan dediğim bir kısım 2 üstteki paragrafa falan kaymış olabilir, araya bir paragraf sıkıştırmışsam falan. gene de elimden geldiğince özendim bu yazıya. kusurlarım olmuşsa da affola.
ekleme: bu da yazıya yaptığım son eklemedir. 10.000 kelimeyi hakikaten de geçtim. hatta 11.000 kelimeyi bile geçti bu yazım! bu, bir sözlükte yazdığım en uzun tanım olmuş oldu böylece. daha önce 10.000 kelimeyi açtığım bir tanımım olmuştu ama 11.000'i ilk kez geçiyorum. diğer yazdığım bu sözlükte değildi. ikisi de 10.000 kelimeyi geçmişti ama bu 11.000 kelimeyi de geçti. yazının ilk kısımlarında bahsettiğim 1981 tarihli kaynağı kendim bir çek edersem bir ekleme daha yapabilirim sahi ya. onun haricinde, yazının nihai hali budur diyebilirim.