(ref: #4476)
hektor'un öcünü aldık söylemi fatih'e olduğu kadar mustafa kemal atatürk'e de atfedilir. truva savaşının anlatıldığı ilyada destanının da arka planında yer alan doğu-batı çekişmesinin ve medeniyet nedir kavgasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir rivayettir. atatürk çanakkale savaşı'nın ardından mı söyledi, yunanları yurttan kovup denize dökünce mi söyledi tartışılır. fatih için de çanakkale ziyareti esnasında mı söyledi, istanbul'u alınca mı. o da tartışılan bişi. yüksek ihtimalle hiç söylenmemiş bir söz ancak işte doğu-batı çekişmesinin doğu tarafında yer alan bizlerden birileri atmış ortaya böyle bir rivayet. neyse padişahımıza geri dönelim.
kendisine celal&ilber tarzı bir hayranlığım yok. ya da kardeş katlini yasal kıldı göt herif şeklinde bir çemkirmem/kızma durumum da yok. fatih bi 10 yıl daha yaşasa roma bizimdi ver mehteriiii tarzı hamaset şeylerine de girmicem. osmanlı'daki top 10 komutan/asker arasına da girmez kişisel tier listimde. ancak şöyle bir gerçek var ki, okuduğum/bildiğim kadarıyla, dedesi çelebi mehmed ile beraber osmanlı'yı osmanlı yapan adamdır kendisi.
çelebi mehmet'e kadar primus inter pares (eşitler arasında birinci) takılan devlet; tahtın en zayıf adayıyken kardeşleri ile mücadele edip tahtı kazanan çelebi mehmed ile çandarlı/diğer türkmen, soylu ailelerin etkisini kıran fatih sayesinde imparatorluk oldu. eşitler arasında birinci değil, tek ve sorgulanamaz hükümdar/hanedan moduna bu şekilde geçti o beylik. türkmen soyluların belinin kırılması, yönetimden uzaklaştırılması iyidir kötüdür tartışılır. günümüz perspektifinden bakıldığında zararlıdır bu durum. sermaye birikimi olmuyor, burjuva sınıfı ortaya çıkmıyor, denetimsiz ve sorgulanamaz otoriteye yol açması sebebiyle içten çürümeye yol açıyor vsvs bir çok argüman sunulabilir. ancak dönemin şartları göz önüne alındığında, 15. yy'da olması gereken de tam olarak buydu sanırım. fatih bu dönüşümü ve kurumsallığı getirdiği için çok büyük bir adam. onun bu vizyonuna sahip yöneticiler ilerleyen tarihlerde yönetimde söz alabilseydi ya da istediklerini yapabilseydi; osmanlı finansal, kurumsal ve idari devrimini 18. yy'da yapabilir, ingiltere'yi ve batı devletlerini yakalayabilirdi belki de.
10 dil biliyormuş, istanbul'u fethetmiş, rönesans adamıymış falan. bunlar elbetteki değerli şeyler. ancak devlet adamlığı, kurumsallaşma ve o dönemin şartlarına uygun şekilde getirdiği kurumsallaşma, merkezileşme anlayışı çok daha değerli benim gözümde.
askerliği ve komutanlığı ile ilgili de bir kaç şey söyleyecek olursam. ben kendisinin komuta yeteneklerini pek beğenmem. hee ben kim miyim? evde oturan, 9-6 işe gidip gelen, bira içip göt büyüten bir boş kümeyim, haddim değil elbette değerlendirmek ancak az çok merakım var işte bu savaş taktiklerine vs. ki fatih'in askerliğini eleştirdiğim konular da sadece istanbul'u zar zor fethetmesi, sikenderbeg'e karşı mücadelesi, vlad ile olan olayları falan değil. her asker/komutan her savaşı/muharebeyi kazanacak diye bir şart yok. ki fatih de aslında çok fazla muharebe kaybetmiş ancak bir o kadar da savaş kazanmış bir adam. muharebe-savaş ayrımını iyi bilmek lazım. neyse.
komutanlığını kendimce eleştireceğim nokta şu; bu adam savaş ekonomisi, asker psikolojisi/ruhu vs konularından biraz bihaber. osmanlı'daki ilk yeniçeri isyanı kendisinin döneminde çıkmış. (ref: buçuktepe isyanı). hadi bu isyan fatih tahta ilk geçtiğinde meydana gelmiş; ekonomik(akçenin değerinin düşürülmesi) ve çiçee burnunda padişahın otoritesini sağlayamaması ile ilgili. ancak tahta ikinci çıkışı ve sonrasında askeri de halkı da canından bezdirmiş seferden sefere koşarak. muhteşem yüzyıl'da gördük ya hani asker/yeniçeri isyan ediyordu sefer isteriz diye. aha fatih zamanında da yeter artık sefere çıkmayalım der hale gelmiş ahali. savaş muharebe çok ciddi para ve motivasyon gerektiren işler. işin para ve lojistik tarafında da, motivasyon/moral tarafında da sınıfta kalmış bir lider bence fatih.
ancak okuduğum bir makalede de; fatih'in bu kadar çok sefere çıkma sebebinin daha o yıllarda bozulmaya başlayan ekonomiyi, tarım devleti olmanın getirdiği mali yük ve külfeti, enflasyonu sefer ve ganimet yolu ile çözmeye çalıştığı tarzında bir şeyler yazıyordu. ganimet ile beraber osmanlı'da o zamana kadar çok da fazla gelişmemiş, lokal takılan merkantalizmi/ticareti geliştirmek amacıyla seferler yaptığı yazıyordu. sikenderbeg ve vlad dışında sefer yaptığı her yer dönemin üst düzey ticaret merkezi baktığınız zaman. istanbul, rodos, belgrad, kırım, mora, trabzon, amasra vesaire vesaire.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…
tanım eklemek için giriş yapmalısın.