tık tık
süha arın*, hem fatma'nın hem de köyün, köylünün sonraki zamanını da çekmek istemiş fakat ömrü yetmemiş.
sezer ağgez diye bir akademisyen de bunu vasiyet gibi görüp yönetmen koltuğuna oturup "fatma'dan sonra 40 yıl" ismiyle 2022 yılında bir belgesel yayınlamış.
iyi, güzel, tamam da nerde arkadaşım bu belgesel? bu belgesel ve kısa film tayfaya da ayrı gıcık oluyorum. sanki herkes izlemek için ölüp bitiyormuş, salonlar kapılarında yatıyormuş gibi ne doğru düzgün gösterimleri olur ne bir ücretsiz erişim verirler, ne bi platforma koyarlar.
bak hele bak bir de instagram sayfasına letterboxd, imdb linki falan koymuşlar. izleyemediğim şeyin ne yorumu, ne puanlaması? bir de yönetmenin gittim röportajını izledim "para kazanmıyorum önemli değil" falan diyor. koysana o zaman zaten para kazanmıyormuşsun bari bir amme hizmetin olsun.
yazdıkça sinirlendim niye öyle oldu? neyse allah başka dert vermesin.
alıntı bırakayım.
11 yaşındaki bir çocuk 25 kilo ağırlığında stil motorlu testereyi tutar da ormanın içinde ağaç kesebilir mi? keser, ya motor onu kesecek, ya ölecek ya kesecek. çıkar yolu yok.
bizdeki iş işleyen çocuklar, ekmeğini pekmezine denk getiren yerde inanın oyuncak ister oynamak için özel oyuncaklar ister.
sanki bizim çocukların gözleri mi kör? ayakları felçli mi? allah etmesin.
kollarında menegiç hastalığı mı var? yok, onlar kadar türkiye'ye yararı olsun diye biz çocuk okutamaz mıyız?
okuturuz ama nasıl okutalım. nasıl okutalım?
bizdeki iş işleyen çocuklar, ekmeğini pekmezine denk getiren yerde inanın oyuncak ister oynamak için özel oyuncaklar ister.
sanki bizim çocukların gözleri mi kör? ayakları felçli mi? allah etmesin.
kollarında menegiç hastalığı mı var? yok, onlar kadar türkiye'ye yararı olsun diye biz çocuk okutamaz mıyız?
okuturuz ama nasıl okutalım. nasıl okutalım?