sevdiğim iki karakteri taktiksel olarak kıyasladım,
bu karşılaştırmada ilk sorun şu: john wick ile jack reacher aynı türde yazılmış karakterler değil. wick, gerçek dünyanın birkaç metre üzerinde çalışan, mermilerin bittiği ama insan dayanıklılığının pek bitmediği stilize bir suikast evreninin karakteri. reacher ise polisiye ve askerî gerilim içinde, olağanüstü fiziksel özelliklere sahip olmasına rağmen asıl gücünü gözlem, muhakeme ve hazırlıktan alan bir karakter. bütün külliyatı birlikte değerlendirdiğimizde ikisi de normal insan ölçülerini çoktan terk ediyor. biri merdivenden düşüp kalkıyor, diğeri insanları mobilya düzenler gibi odanın başka tarafına koyuyor.
bu yüzden “hangisi daha iyi dövüşür?” sorusu tek başına yetersiz. doğru soru şu: çatışma nasıl başlıyor, hangi mesafede gerçekleşiyor, tarafların elinde ne kadar bilgi var ve karşılaşmanın kurallarını kim belirliyor?
hazırlıksız, silahlı ve yakın mesafeli bir karşılaşmada john wick avantajlıdır. bu konuda reacher taraftarlığı yapıp aksini söylemenin pek anlamı yok. wick’in uzmanlığı yalnızca iyi nişan almak değildir. ateşli silah kullanımını yakın dövüş, tutuş bozma, fırlatma, boğuşma ve alan değiştirmeyle tek bir hareket zincirine dönüştürür. silahını kaybettiğinde dövüşe devam eder, yeniden silahlandığında ritmi bozulmaz. bir rakiple boğuşurken ikinci rakibe ateş edebilir, şarjör değiştirirken mesafeyi koruyabilir ve çok kısa sürede tehdit önceliğini değiştirebilir.
reacher da silah kullanmayı bilen eski bir askerî polistir. balistik, atış pozisyonu, görüş hattı ve ateş disiplini konusunda sıradan bir silahlı adam değildir. fakat wick’in bütün mesleği insanları çok kısa zaman aralıklarında öldürmek üzerine kuruludur. reacher bir silah çekme yarışına girecek kadar aptal değildir ama hazırlıksız yakalanırsa zekâsının mermiden hızlı koşma gibi bir özelliği yoktur. küçük bir odada, ikisinin de silahı üzerinde ve elleri serbestse ilk ciddi avantaj wick’e gider.
mesafe açıldığında fark azalır. wick yakın ve orta mesafeli çatışmada korkunç derecede etkilidir; reacher ise sabit bir düelloya girmek yerine görüş hattını, zemini, çıkışları ve örtüyü kullanır. uzun mesafe, sınırlı mühimmat veya değişken arazi söz konusu olduğunda reacher’ın askerî disiplini daha fazla önem kazanır. wick hedefi gördüğü anda öldürmeye çalışır. reacher önce hedefin onu nereden görebileceğini düşünür. küçük görünen fark budur ama çatışmanın tamamını değiştirir.
silahsız yakın dövüşte ise reacher açık biçimde daha avantajlıdır. wick teknik açıdan daha hareketli ve daha çeşitli bir dövüşçüdür. rakibin dengesini bozar, eklemleri kullanır, yere indirir ve bulduğu herhangi bir nesneyi silaha çevirebilir. kendisinden büyük adamlarla savaşma tecrübesi de vardır. reacher ise yalnızca büyük bir adam değildir. askerî eğitim, ciddi kavga tecrübesi, anatomi bilgisi, olağanüstü güç ve yüksek acı toleransı aynı bedende toplanmıştır.
wick’in reacher’ı yenebilmesi için hareketli kalması, doğrudan güç mücadelesinden kaçınması, eklemleri hedeflemesi ve dövüşü mümkün olduğunca kısa sürede bitirmesi gerekir. çünkü reacher’ın onu sağlam biçimde yakaladığı an teknik kıyas büyük ölçüde sona erer. wick’in fırlatma ve kaldıraç teknikleri ağırlık farkını bir ölçüde kapatabilir fakat reacher da nasıl düşüleceğini, nasıl tutulacağını ve rakibin ne yapmaya çalıştığını bilen biridir. karşısında iri ama eğitimsiz bir gece kulübü fedaisi yoktur.
reacher’ın dövüş tarzında estetik kaygı da bulunmaz. kafa atması gerekiyorsa kafa atar, diz kırması gerekiyorsa kırar, ilk darbeyi rakibin toparlanamayacağı yere vurur. wick de centilmen değildir fakat koreografisi akış üzerine kuruludur. reacher’ın yaklaşımı ise problemi mümkün olan en az hareketle kalıcı olarak çözmektir. silahsız, boş bir odada başlayan dövüşü reacher’ın kazanması daha olasıdır. wick onu yaralayabilir, yere indirebilir ve dövüşü uzatabilir; fakat reacher’a karşı uzayan yakın dövüş başarı değil, taksitli yenilgidir.
asıl ilginç senaryo ikisinin de diğerini bildiği ve birbirini avladığı durumdur. benim reacher’ı genel toplamda öne koyduğum yer de burasıdır.
john wick çok iyi bir avcıdır. takip, gizlilik, mekâna sızma, hedefe yaklaşma ve doğru anda öldürme konusunda bütün bir kariyeri vardır. ayrıca yeraltı dünyasının istihbaratına, silahlarına, güvenli alanlarına ve insan ağına erişebilir. birinin yerini bulmak, geçmişini araştırmak veya kaçış rotalarını kapatmak gerektiğinde tek başına hareket etmek zorunda değildir. “baba yaga” denmesi insan kaynaklarının hazırladığı bir kurumsal motivasyon sloganı değildir; adam gerçekten meslektaşlarının bile karşılaşmak istemediği bir suikastçıdır.
fakat reacher bu av için olabilecek en rahatsız hedeflerden biridir. düzenli adresi, sabit işi, ailesiyle gündelik teması, kendi adına kullandığı aracı ve takip edilebilir bir hayat düzeni yoktur. çoğu zaman yanında taşıdığı şeyler bile sınırlıdır. wick’in ağı insanları bulmakta çok güçlüdür ama reacher bulunabilecek iz bırakmama konusunda doğal bir avantaja sahiptir. reacher saklanmaya karar verdiğinde yalnızca kapıyı kilitlemez; sistemin onu hangi veri üzerinden arayacağını düşünür.
daha önemlisi reacher bir suikastçıyı yalnızca silahıyla değerlendirmez. wick’in nereden bilgi aldığını, nasıl seyahat ettiğini, hangi silahları tercih ettiğini, hedefe hangi mesafeden yaklaşmak istediğini ve kaçış için neye ihtiyaç duyacağını çözmeye çalışır. sonra wick’i en güçlü olduğu koridora çağırmaz. yanlış bilgi bırakır, ulaşımını bozar, onu gözlem altında tutar, mühimmat ve hareket seçeneklerini azaltır. gerekiyorsa saatlerce, günlerce bekler.
wick’in taktiği yok demek haksızlık olur. adam yalnızca hızlı ateş eden bir aksiyon kahramanı değildir. mekânı okur, rakipleri birbirine engel olacak biçimde konumlandırır ve çatışma sırasında sürekli uyum sağlar. fark şu: wick çoğunlukla çatışmanın içinde taktik üretir. reacher çatışmanın hangi binada, hangi saatte ve hangi şartlarda çıkacağını daha önceden değiştirmeye çalışır.
wick bir odaya girdiğinde odadaki herkesi öldürebilir. reacher o odaya girmemek için binanın planını bulur, elektriği keser, arka çıkışı kapatır ve wick’in dışarı çıkmasını bekler. bunun sinematik değeri daha düşüktür ama hayatta kalma değeri yüksektir.
psikolojik tarafta ikisi de kolay kırılacak karakterler değildir. wick acıyı bastırarak ilerler, yaralandığında bile hedefe yönelmeye devam eder ve iradesini fiziksel hasarın önüne koyar. reacher daha soğuk çalışır. öfkelense bile meseleyi kişisel bir gösteriye dönüştürmez. rakibini korkutmak, itibarını korumak veya adını duyurmak gibi bir ihtiyacı yoktur. kazanmak için adil görünmek zorunda da değildir.
wick’in en büyük psikolojik gücü durdurulamamasıysa en büyük zayıflığı da bazen aynı şeydir. hedefe ulaşmak için aldığı hasarı kabul eder. kendi evreninde bu yaklaşım işe yarar çünkü adamın kemikleriyle senarist arasında gizli bir anlaşma var gibidir. reacher ise mümkünse hasar almadan sonuca ulaşmayı tercih eder. wick “bu koridordan geçeceğim” der. reacher “neden koridordan geçiyorum?” diye sorar.
çevre de sonucu ciddi biçimde değiştirir. kalabalık bir şehir, kısa mesafeler, bol silah ve birbirine açılan kapalı mekânlar wick’in lehinedir. açık arazi, belirsiz hedef konumu, uzun takip süresi ve sınırlı kaynaklar reacher’ın lehine çalışır. wick’e kesin konum, hazır silah ve ani saldırı fırsatı verirseniz reacher’ın işi çok zordur. reacher’a zaman, bilgi kırıntıları ve hareket alanı verirseniz wick muhtemelen gerçek hedef sandığı yere ateş ederken reacher başka bir noktadan onu izliyordur.
hazırlıksız silahlı karşılaşmayı wick alır. silahsız yakın dövüşü reacher alır. iki tarafın da hazırlandığı uzun avı ise reacher’a veririm. çünkü wick daha iyi suikastçı, reacher ise daha kapsamlı problem çözücüdür.
john wick rakibini herkesten hızlı öldürebilir. jack reacher’ın farkı, rakibinin o fırsatı bulamayacağı bir düzen kurmasıdır. wick çatışmayı kazanır; reacher çatışmanın şartlarını. aynı hikâyenin içine koyarsanız sonunda muhtemelen wick daha fazla kişiyi öldürmüş olur ama hayatta kalan kişi reacher olur.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…