görsel

en çok beyond twilight adlı progressive metal grubuyla tanınan dan müzisyendir. ufaklığında yoğun piyano dersleri almış, akordeon çalmayı da öğrenmiş, 8 yaşına canlı performanslar sergilemeye başlamış—sanki "piyano resitalleri vermeye başladı" diye okumuştum ama bu sanırım grubun artık açık olmayan resmi sitesindeki biyografideydi ve şu anda teyit edemediğimden hafızama güvenmek durumundayım—ve okuduğuma göre 12 yaşında bir senfoni yazmış. yani bir "child prodigy" (çocuk mucize) olarak görülüyormuş ve kendi ayrıksı tarzını çok erken yaşlarında yaratmış.

klasik müzik tabanlı olduğunu aslında metal müzik yapmaya başladığından beri ürettiklerinde de görebiliyoruz. finn piyano ile birlikte klavye/synthesizer da çalıyor elbette metal müzik serüveninde. benim tüm zamanlar ve türlerdeki favori albümüm for the love of art and the making'in ana kompozitörü de kendisinden başkası değil. yani o başlıkta yeterince övmüştüm finn'i ve bu hayatımın sanat eseri olan, kendisinin başrolde olduğu albümü. burada elbette farklı şeylere eğilmek istiyorum.

beyond twilight'ın the devil's hall of fame albümünün tematik ve kompozisyonel yaratımı aşamasında sahra çölü'nün cehennemsi sıcağı ve atlas dağları'ndaki mağaraların derin karanlıklarındaki buzul kıyameti gibi soğuğunda kalmış kendisi. oralara gitmiş bu süreçte ve o koşullardan ilham almış yani bu albüm için. cidden böyle arıza bir adamla karşı karşıyayız. haha.

bundan bir sonraki beyond twilight albümü olan section x'in kompozisyonu aşamasında ise kendisini zifiri karanlıktaki bir çatı katına kilitlemiş ve mutlak karanlığın sızdırdığı ilham parıltılarından faydalanmış. dahası, soğuk bir gölde dalışlar yapıp nefesini tutabildiği kadar tuta tuta su altında yazmış bu albümdeki kimi melodileri. albümdeki portrait f in dark waters'ı bu uçuk yöntemle kompoze etmişti diye hatırlıyorum.



yine bu albümün kompozisyonu aşamasında bazı materyalleri londra'nın son derece tekinsiz muhitlerinde bir evsiz gibi yaşarken yazmış.

adam sanat için aşırı sıcak ve soğuklarda sağlığını kaybetmeyi, kendini zifiri karanlık bir çatı katına kilitleyip beste yaparak kafayı kırmayı, hatta işte o tekinsiz londra sokaklarında evsizler gibi yaşayarak birileri tarafından öldürülme riskini bile göze almış. tam bir çılgın! aslında o çöl, mağara ve göl mevzuunda sanırım "madde kullanmadan kafanın tuhaflaşması" felsefesini şiar edinmiş. yani böyle ekstrem deneyimler de cidden zihinde mistik çatlaklar açabilir. hem mis gibi işte, madde de kullanmamış! zifiri karanlıkta kendini kilitlemek ve tekinsiz sokaklarda evsiz gibi yaşamak da akıl hastası olmadan paranoyakça hisler deneyimlemeye kapı açabiliyor olsa gerek!

gelgelelim... grubun diğer çalışmalarını da çok beğensem de, dediğim gibi benim favori albümüm son beyond twilight albümü olan for the love of art and the making'dir. bu albümün zaten başlığını açıp kapsamlı bir tanım girdiğimden burada ekstra bir şeyler yazmayı lüzumlu görmüyorum.

en son 2015'te kendi soyadıyla, ayni zierler isimli projesiyle esc diye başka olağanüstü bir albüm çıkardı sadece finn...

yani kendisi hakkında daha güncel bir bilgim yok açıkçası. artık keyfine bakıyordur umarım, demekten de başka bir şey yapamam. sonuçta hayatımın albümünü, hatta sanat eserini üretmiş bir isimden bahsediyoruz. elbette isterim başka albümler de çıkarsın... ama çıkarmasa da olur. yani o kendini nasıl daha iyi hissediyorsa öyle takılsın.

her zaman dediğim gibi, bana göre finn zierler bir müzik dahisidir.
0 0
noctoth kullanıcısının profil fotografı