filmin ilk 5-10 dakikalık bölümünde ana karakterimiz olan julie tıp fakültesinde okurken; tıp okumanın kendisine iyi gelmediğini düşünüyor. tıbbı bırakıp psikoloji okumaya başlıyor. sonra ondan da sıkılıyor onu bırakıp fotoğrafçılığa ilgi duyduğunu keşfediyor. sonra bir ara yazarlığa heves ediyor, fotoğrafçılığı da salıyor.
şöyle bir kariyer/yaşam tercihinin gerçekleşmesini bırak düşünmenin bile ne kadar zor olduğunu konuştuk biz kendi aramızda. zaten sadece bu kısımlar julie ablaya sinir olmaya başladık. neyse; filmin devamında bu ablamız sürekli bir şeyler arıyor, kendiyle ilgili bişiler keşfetmeye çalışıyor. filmin ana konusu bu zaten. antartika'yı keşfediyor sanki bana karı. neyse sinirlendim yine.
kendi adıma konuşacak olursam; karakterlere de çok sinirlendiğim oldu. julie karısı için yaratıcı sıfatlarım var ancak söyleyemem. yoksa norveç-ortadoğu farkının gözümüze gözümüze sokuluşuna mı sinirlendim bilemiyorum. belki de ikisi. bilmiyorum. filme puanım 10/4.5.
edit: aksel sen adam gibi adamsın.