
en sevdiğim enstrümandır galiba. yani tek bir enstrüman seçmem gerekseydi bu klavsen olurdu. klavyeli/tuşlu bir enstrümandır ama bir bakıma telli de diyebiliriz. klavikord ve klavsen gibi enstrümanlara piyanonun atası diyebilsek de, piyanoda tuşlara bastığınızda mekanizma bir çekicin ilgili bir yere vurması prensibiyle ses üretilirken, klavsende ise bir mızrap ilgili yerdeki teli çeker. piyanoda tuşlara "vurma" şiddetiniz doğal olarak ilgili çekicin de ilgili alana ne kadar şiddetli vurduğunu belirler. klavsende ise böyle müthiş bir tuşe hassasiyeti/değişkenliği olmaz. hatta hiç olmaz da deniyor. klavikord mevzubahisse de bu ikisinin arasında gibi bir dinamik olur diyebilirim. gelgelelim piyanodaki tuşe hassasiyeti bambaşka bir seviyededir.
gene de klavsen piyanonun atasıdır tabii. rönesans ve barok dönemi batı klasik müziği'nin başat enstrümanlarından biridir de bu. klavikord ise verdiği sesin pek de hacimli ve parlak olmamasından mütevellit öyle gösterişli müzikal performanslarda falan tercih edilmezdi.
klavsenin o tınısını ve tuşlarına basıncadan tellerin ilgili mekanizma vesilesiyle çekilmesine giden minör zaman dilimindeki böyle, nasıl desem, ufak gecikmeyi falan da çok lezzetli buluyorum. bu, bilhassa düşük tempolu veya tam olarak stabil bir ritmik yapısı olmayan parçalara büyük lezzet kapan bir unsurdur kanımca.
klavsen deyince birçok kişinin aklına ilk olarak johann sebastian bach gelse de benim george frideric handel gelir. colin tilney'nin handel klavsen süitlerini yorumlamasına ekstra bayılıyorum. bir örnek koyayım hatta: