adrian ilie

yani bunu açık açık söylemeye çekindim her zaman. hani sonuçta galatasaraylıyım ve taraflı algılanırım, objektif değerlendirmiyorum sanılır falan diye.

artık gizleyemeyeceğim: adrian ilie, dünya üzerinde stilini en sevdiğim oyuncuydu, hala da öyle. çok mu objektifim? hayır. bilakis çok subjektifim bu mevzuda. ama yani sonuçta hayatta futbolunu izlemekten en çok keyif aldığım ve heyecan duyduğum isim buydu, hala da öyle. bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

görsel

galatasaray'a geldiğinde ben zaten yeni yeni futbolla ilgilenmeye başlamıştım. aslında 1980'lerin ilk yarısından beri galatasaraylıyım ama işte 90'lar ortalarında, souness döneminde futbolla ciddi ilgilenmeye başlamıştım. spor gazetesi almasak da aldığımız gazetelerin spor sayfalarını falan okumaya bu dönemde başlamıştım.

galatasaray'ın o iki avrupa kupasıyla taçlanan efsane dönemi de souness'tan hemen sonra başlamıştı, malum. süper yerlilerimizle birlikte 4 tane de rumen futbolcumuz vardı. bunlar arasındaki en büyük yıldız elbette hagi idi. sonra da tecrübesiyle takıma çok şey katan popescu vardı. filipescu ve ilie ise genç rumenlerimizdi. filipescu biraz hantal olsa da gerçek bir savaşçıydı ve takımımıza iyi katkı verebiliyordu.

adrian ilie ise... bence bir yetenek küpüydü. sadece yetenek de değil elbette. çok da zeki bir topçuydu. iki ayağıyla da müthiş şutlar çıkarabilmesinden anlaşılabiliyordu ki çalışkandı da.

gol sezgileri müthişti ve kimsenin beklemediği anlarda çıkardığı şutlarla az kaleci avlamamıştı. zaten bizden sonra gittiği valencia'da kendisine "kobra" lakabı takılmıştı. bu lakabı bizim bulmamız lazımdı!!!

yılan gibi defansın içinden de bir anda geçebiliyordu bir de. cidden bence anormal yetenekli bir oyuncuydu.

galatasaray'ın kendisini satacağının anlaşılması taraftarları küplere bindirdiğinden "sarılık oldu" diye bir yalan uydurulmuş o dönemde. ben de şahsen birçok kişi gibi buna inanmıştım. hatta "valencia'ya iyi kakalamışız" da demiştim. yalnız ilie çok sonraki bir video röportajında sarılık geçirmediğini bizzat söyledi. taraftarımızın öfkesini dindirmek için yönetim bildiğin uydurmuş bunu. alaksdjlsajdlksajdlkdja.

7 milyon euro'ya mı ne satmıştık kendisini. yoksa o aralar euro yoktu da başka bir para birimi miydi? şimdi hatırlayamadım ve internetten bakmaya da üşendim. ama o türk futbol tarihinin bonservis rekoruydu. çok iyi paraya satmıştık da keşke satmasaydık ya... valencia'da da süper oynuyordu ilie. arada maçlarını izlerdim. ama sonra çok talihsiz ve ciddi bir sürü sakatlık geçirdi ve işte çok erken bitti o tırmanışı denebilir bu yüzden. belki de bu sakatlıkları olmasa, en azından bu kadar olmasa şu anda dünyanın en iyilerinden biri olarak bahsediliyordu kendisinden. zaten 31 yaşında geçirdiği aşırı ciddi ayak bileği sakatlığı da kariyerinin sonunu getirdi diyebiliriz.

sonra bir ara beşiktaş'a da gelmişti galiba ilie. ama tabii o "eski ilie" misali zımba gibi hali değil... hatta bunun kardeşi sabin ilie'yi de fenerbahçe almıştı galiba. umarım karıştırmıyorumdur.

valla devasa ötesi bir adrian ilie hayranıyım. ne icardi, ne osimhen... yani bunlara kötü bir şey diyemesem de ilie işte stiline en çok hayran olduğum futbolcu sonuçta. hele o kurnazca attığı aşırtma şutları... yani cidden tilki ve yılan karışımı bir oyuncuydu diyebilirim!
0 0
noctoth kullanıcısının profil fotografı