artık ingilizce filmleri ve dizileri dublajsız ve türkçe veya ingilizce alt yazısız da izleyebildiğimden, geçmişte rastladığım kimi komedik alt yazı ve dublaj facialarından bahsedeceğim.

bir film izliyorduk vcd formatında abimle. işte çeyrek asır önce falandır. türkçe dublajlıydı. bilim kurgu filmi. işte kahramanlarımız dev örümcekten kaçıyorlar teknolojik bir komplekste ve orada bir asansöre giriyorlar. asansör de o fasilitenin görevrilerinin kimlik kartını geçirince çalışıyormuş. dublajda "giriş yapmam gerekiyor", "giriş yapmam gerekiyor" deyip duruyor asansördeki robotik ses. ama "yapman" değil, "yapmam". abimle ikimizin de ingilizcesi o zaman da iyiydi aslında. filmin dublajının altında ingilizce orijinal ses de belli belirsiz duyulabiliyordu. dandik vcd dönemlerinde bu rastlanabilen bir şeydi. abimle dikkat kesildik, ne diyor orijinalinde diye. zorla anlamıştık "id required to access" diyormuş. id, yani identity/identification/kimlik kısaltması, ki kimlik kartı yerine sadece id denmesi de kafi zaten ingilizcede, yani bu identification card'ın (kimlik kartı) yerini tutan bir kısaltma. bizimkiler herhalde "i do require to access" diye anlamış. alkjsdlajdlkajdlkja.

galiba what lies beneath filmiydi. gene o zamanlar vcd formatında izliyorum, ama bu sefer türkçe alt yazılı. biri böyle terk edilmiş gibi bir binaya giriyordu ve içeriye "hellooo, anybody there?" diyordu. bizimkiler "alooooooo, orada kimse var mı?" diye çevirmiş. alllooo, kime diyorum. aslkdjaksjdlkdja.

annemin müthiş bir anısı var. kendisi de emekli ingilizce öğretmenidir ama annemle hiç ingilizce çalışmadık. cidden. yani neyse... annem gençliğinde bir film izlerken bir bar sahnesinde bir kadın yanındaki adama "hadi sevgilim, viskilerimizi kayalıkların üzerinde içelim" demiş. whiskey on the rocks ya da scotch on the rocks, buzlu viski demektir. yani hani buzlar kayalıklara benzetilse de new york'un göbeğindeki bir barda da kayalık falan yok. insan çevirirken dikkat eder. zaşlksdşalksdşalksdşalkdsş.

şey de çok enteresan. the evil dead, korku sinemasının en büyük klasiklerindendir. bunu hatta ufaklığında izleyen benden birkaç yaş büyük kuzenim, 2 hafta uyuyamamış. yani sürekli kabuslarla yatağından sıçramış. bu filmin isminin tercümesi de bana kabus gibi gelmişti... şeytanın ölüsü diye çevirmişler. ajdslkajdlkajsdkj. kötücül ölüler, manasında aslında. tahminimi söyleyeyim. o zamanlar internet yok. muhtemelen bu film gösterime girmeden evvel işte sinema konusunda yetkili biri, ingilizce bilen bir ahbabını telefonla arıyor. böyle bir filmi vizyona sokacağız, bunun adını türkçeye nasıl çevirelim? diyor. ama "the evil"ı "de evıl" diye okuyor. ya da karşıdaki "di-ivıl"ı devil sanıyor. yani işte bir şekilde the evil, devil olarak anlaşılıyor. bu filmin türkçe adı hala böyle geçer. komedi ama gerçek. korkunç ama komik. aalskjdlakjdlakjsda. gerçi bu dublaj veya alt yazı faciası kategorisine girmedi ama şimdi bunun için başka başlık da açılmaz deyip burada yazayım dedim.

daha birçok şey sayabilirim de ilk anda aklıma gelenler bunlar oldu. başka aklıma gelenler olursa bilahare bu başlığa başka tanım(lar) da girebilirim.
2 1
noctoth kullanıcısının profil fotografı