4chan

4chan karanlık web değildir. tor’a, özel davetiyeye veya hacker bilgisine ihtiyaç duymazsınız. bildiğimiz tarayıcıdan girilen, 2003 yılında christopher “moot” poole tarafından japon futaba channel örnek alınarak kurulmuş bir imageboard’dur. başlangıçta anime ve manga konuşulsun diye açılan yerin internet tarihinin en büyük kültür fabrikalarından ve en pis umumi tuvaletlerinden birine dönüşmesi ise insan doğasının küçük bir teknik tercihle neler yapabileceğini gösterir.

o teknik tercih anonimliktir.

4chan’de hesap açmazsınız, takipçi toplamazsınız, profil fotoğrafınız ve geçmişiniz yoktur. isim alanını boş bırakırsanız herkes gibi “anonymous” olursunuz. konular sürekli aşağı düşer, birkaç saat veya gün içinde sistemden silinir. yani söylenen söz kalıcı bir kimliğe, itibar puanına veya sosyal çevreye bağlanmaz. bugün sosyal medyada insanların “kişisel markam zarar görür mü?” diye düşünerek kurduğu cümlelerin hiçbirine burada ihtiyaç yoktur.

bu yapı ilk bakışta özgürleştiricidir. fikriniz diplomanızdan, unvanınızdan, cinsiyetinizden ve takipçi sayınızdan bağımsız değerlendirilir. /g/ üzerinde teknoloji, /diy/ üzerinde tamirat, /fit/ üzerinde spor, /lit/ üzerinde edebiyat, /mu/ üzerinde müzik konuşurken yıllarca aynı işi yapmış birinden internette kolay kolay bulamayacağınız kadar iyi bilgi alabilirsiniz. karşınızdakinin kim olduğunu bilmezsiniz ama adam bazen üç paragrafta ücretli danışmanın anlatamayacağı ayrıntıyı verir.

sonra hemen altındaki gönderide biri gelip ırkçı bir küfür eder, porno paylaşır ve konuyu dağıtır. 4chan deneyimi aşağı yukarı budur: insanlığın ortak aklıyla ortak göt deliği aynı sayfada çalışır.

siteyi yalnızca /b/ ve /pol/ üzerinden anlatmak eksik olur. bütün 4chan aynı değildir. fakat 4chan’in dışarıya taşan kültürünü en çok bu iki bölüm belirlemiştir. /b/, “random” başlığı altında kontrolsüz deney laboratuvarıdır. /pol/ ise “politically incorrect” adıyla siyasetin, komplo teorilerinin, ırkçılığın, antisemitizmin, kadın düşmanlığının ve aşırı sağ propagandanın birbirine karıştığı bölümdür.

kuralların bulunmadığı da söylenemez. moderatörleri, janitor denilen görevlileri, gönderi silme ve kullanıcı yasaklama sistemi vardır. mevcut kurallar yasa dışı içeriği, kişisel bilgi paylaşımını ve organize baskınları açıkça yasaklar. aynı kurallar ırkçılık, trol içerik ve birtakım grotesk pornografik malzemeler için kabaca “/b/ dışında paylaşmayın” der. cidden internet özgürlüğünün anayasasını yazarken kenara “ırkçılık için ilgili departmana başvurunuz” notu düşmüşler.

4chan’in anonymous’a vesile olması da tam burada başlar. anonymous başlangıçta kurulmuş bir hacker örgütünün adı değildir. başkanı, merkezi, üyelik formu ve gizli yönetim kurulu yoktur. herkes aynı isimle yazınca site içindeki kolektif davranış tek bir kişinin işiymiş gibi görülmeye başlanmıştır. “anonymous bunu yaptı”, “anonymous affetmez” denirken ortada bazen yüzlerce kişi, bazen üç ergen, bazen de gerçekten yetenekli birkaç güvenlik uzmanı vardır.

ilk dönem anonymous kültürü siyasi ideallerden çok “lulz”, yani başkasının uğradığı zarar veya düştüğü durum üzerinden eğlenme üzerine kuruluydu. çevrim içi topluluklara baskınlar düzenlemek, anketleri sabote etmek, telefonları kilitlemek, insanlara istemedikleri siparişleri göndermek, kişisel bilgileri bulup yaymak ve tepki verenleri daha fazla kızdırmak normal eğlence sayılıyordu. epilepsi hastalarının kullandığı forumlara nöbet tetikleyebilecek yanıp sönen görseller gönderilmesi gibi olaylar, bunun masum internet şakası olmadığını yeterince anlatıyor.

dönüm noktası 2008’deki project chanology oldu. scientology kilisesi, tom cruise’un konuştuğu bir videoyu telif başvurularıyla internetten kaldırmaya çalışınca 4chan ve benzeri topluluklardaki kullanıcılar bunu kendilerine yönelmiş bir sansür girişimi olarak gördü.

4chan gönderileri, başka imageboard’lar ve ırc kanalları üzerinden örgütlenen kalabalık önce scientology sitelerine ddos saldırıları yaptı, telefon ve faks hatlarını doldurdu, ardından iş sokak gösterilerine kadar uzandı. guy fawkes maskesi takan binlerce insan farklı şehirlerde scientology merkezlerinin önüne çıktı. anonymous ilk defa yalnızca ortalığı dağıtan anonim bir güruh değil, gerçek dünyada siyasi eylem yapabilen lidersiz bir ağ gibi görünmeye başladı.

buradan operation payback’e, wikileaks’i destekleyen saldırılara, şirket ve devlet kurumlarından yapılan veri sızıntılarına uzanan anonymous efsanesi çıktı. fakat buradaki önemli ayrım şu: anonymous 4chan’den doğan bir kimliktir ama 4chan’in resmî silahlı kuvveti değildir. hareket kısa sürede ırc’ye ve başka platformlara taşındı. anonymous adına açıklama yapmak için kimseden izin almak gerekmediğinden aynı maske altında aktivistler, güvenlik araştırmacıları, suçlular, ergenler, muhbirler ve ilgi arayan salaklar yan yana geldi.

medyanın anlattığı “dünyanın bütün sistemlerine girebilen görünmez süper hacker ordusu” da tam doğru değildir. kimi operasyonlarda gerçekten yetenekli kişiler vardı. kimi operasyonlarda ise kullanıcılar loıc adlı aracı indirip hedef adresine trafik gönderiyordu. aracın ıp adreslerini gizlemediğini bilmeyen katılımcılar sonradan kapılarında polisi gördü. “biz milyonlarız” diye videoda robot sesi kullanmak kolaydır; access log biraz daha az romantiktir.

4chan’in iyi tarafı kültür üretme hızıdır. lolcat’ler, rickroll, rage face’ler, greentext hikâyeleri, copypasta’lar ve sayısız internet şakası ya burada doğmuş ya da burada işlenerek bütün internete yayılmıştır. scp foundation’ın ilk tohumu /x/ üzerinde atılmış, backrooms fikri bir 4chan gönderisinden çıkmıştır. pepe başka bir eserden alınmış ama 4chan’in elinde yüzlerce farklı anlama sokulmuştur. bugün x’te, reddit’te, discord’da veya arkadaş grubunda kullandığınız internet dilinin önemli bir kısmı, nereden geldiğini bilmediğiniz 4chan atığıdır.

anonimlik burada yaratıcı bir ortak mülkiyet sistemi kurmuştur. kimse fikrin sahibinden çok fikirle ilgilenmez. biri bir görsel atar, diğeri yazı ekler, üçüncüsü bozar, dördüncüsü yeniden üretir. bir gecede ortaya çıkan şaka ertesi gün milyonlarca insanın kullandığı dile dönüşebilir.

fakat sahipliğin bulunmaması sorumluluğu da ortadan kaldırır. aynı sistem bir meme’i kusursuzlaştırdığı hızla bir insanın hayatını da mahvedebilir.

çalınmış özel fotoğrafların paylaşılması, intikam pornosu, doxxing, kadınlara karşı organize taciz, sahte ihbar, tehdit ve hedef göstermeler 4chan tarihinin kenar süsü değildir. 2014’te yüzlerce kadının çalınan özel fotoğrafları ilk olarak burada yayıldı. gamergate döneminde “oyun gazeteciliğinde etik” ambalajıyla kadın geliştiricilere ve eleştirmenlere yönelen taciz kampanyalarının önemli örgütlenme alanlarından biri yine burasıydı.

mesele birkaç kötü kullanıcının kuralları çiğnemesiyle açıklanamaz. sistem, bedeli başkasının ödediği davranışı fail açısından ucuzlatıyordu. bir insanı hedef göstermek birkaç saniye, o hedefin hayatını toparlaması bazen yıllar sürüyordu. saldırganın gönderisi birkaç saat sonra siliniyor ama kurbanın adı arama motorlarında, arşivlerde ve insanların telefonlarında kalıyordu.

ardından /pol/ geldi ve şaka ile ideoloji arasındaki çizgi tamamen dağıldı. ilk başta “sadece tepki çekmek için” yazılan ırkçı, kadın düşmanı ve faşist ifadeler sürekli tekrarlandıkça ortak dile dönüştü. herkes gerçekten inanıyor muydu? hayır. fakat on bin kişinin ironik biçimde söylediği yalan, ona gerçekten inanacak bin kişiyi gayet güzel yetiştirir.

buradaki en kullanışlı savunma her zaman “şaka yaptım” oldu. ırkçı söz söylersiniz, tepki gelirse trolldür. alkış gelirse görüşünüzdür. tehdit edersiniz, ciddiye alınırsa mizahı anlamamışlardır. biri gerçekten harekete geçerse onun zaten psikolojik sorunları vardır. böylece herkes üretime katkıda bulunur ama ortaya çıkan zehrin sahibi kimse olmaz.

qanon’un ilk “q” mesajı 2017’de /pol/ üzerinde ortaya çıktı; ardından 8chan’e taşınarak küresel bir komplo hareketine dönüştü. 4chan tek başına insanları radikalleştiren sihirli makine değildir ama radikalleşmek isteyen kişiye dil, mizah, düşman, topluluk ve alkış sağlar. laboratuvarın kapısına “biz sadece şaka yapıyorduk” yazınca içeride üretilen zehir kaybolmuyor.

4chan ile 8chan’i de birbirine karıştırmamak gerekir. aynı kültürel soyun parçalarıdırlar fakat aynı site değillerdir. 4chan’in bile yasakladığı içerik ve örgütlenmelerin bir kısmı daha gevşek yönetilen 8chan’e taşınmıştır. christchurch ve el paso saldırılarıyla ilişkilendirilen manifesto ve gönderilerin ana sahnesi 4chan değil, 8chan olmuştur. bütün “chan” sitelerini tek torbaya atmak eleştiriyi güçlendirmez; yalnızca neyin nerede olduğunu bilmediğinizi gösterir.

4chan’e “ifade özgürlüğünün son kalesi” demek de romantik saçmalıktır. özel bir şirkettir, moderasyon yapar, gönderi siler, kullanıcı yasaklar, vpn ve tor çıkışlarını engeller, gerektiğinde ıp kayıtlarını kollukla paylaşır. anonimlik, yöneticiler ve internet servis sağlayıcısı karşısında görünmez olmak değildir; diğer kullanıcılara karşı kalıcı kimlik taşımamaktır.

site 2015’te poole’dan 2channel kurucusu hiroyuki nishimura’ya satıldı ve hâlâ bir sahibi, geliri, altyapısı ve hukuki sorumluluğu bulunan işletme olarak çalışıyor. yani anlatıldığı gibi sahipsiz, kimsenin kontrol edemediği mistik bir internet yaratığı değildir. faturası, sunucusu, reklamı ve yöneticisi olan bir bok çukurudur.

2025’te sitenin saldırıya uğrayarak günlerce çevrim dışı kalması ve yönetici ile moderatör bilgilerinin sızdırıldığı iddiaları da hikâyeye yakışan bir ironiydi. yıllarca başkalarının sistemlerini, özel hayatlarını ve kimliklerini kurcalayan kültürün mabedi bu defa kendi arka odası açılınca pek eğlenemedi.

4chan ne yalnızca hacker yetiştiren gizli okul ne de sadece porno ve gore paylaşılan bir çöplüktür. internetin anonim bırakıldığında ne kadar yaratıcı, komik, bilgili, örgütlü, zalim, sapık ve tehlikeli olabileceğini yirmi yılı aşkın süredir aynı ekran üzerinde gösteren canlı deneydir.

insanın maskeyle daha dürüst olduğunu kanıtlamadı; bedel ödemediğinde ne kadar çıplak kaldığını gösterdi.
1 1
ayı kullanıcısının profil fotografı