internet meme kültürü denilen şey, internete komik resim koymaktan ibaret değildir. bir fikrin, görüntünün, cümlenin, sesin ya da davranışın insanlar tarafından kopyalanırken değiştirilmesi ve yeniden dolaşıma sokulmasıdır. ingilizcede “miim” diye okunan meme kelimesinin türkçedeki akademik karşılığı “mem”dir. biz ise yıllarca buna “caps” deyip işi kırmızı şeritli fotoğrafa indirdik.
kelime internetten daha eskidir. richard dawkins, 1976’da yayımlanan the selfish gene kitabında kültür içinde taklit yoluyla yayılan fikirleri genlere benzeterek “meme” adını kullandı. melodi, moda, slogan, davranış ve hatta batıl inanç bile bu tanıma girebiliyordu. internet bunu icat etmedi; yalnızca çoğalma hızını akıl dışı seviyeye çıkardı.
internet öncesindeki “kilroy was here” yazıları, tekrar tekrar anlatılan şehir efsaneleri ve herkesin başka biçimde söylediği ortak şakalar bugünkü meme mantığının atalarıydı. 1980’lerde bbs, usenet ve e-posta grupları ortaya çıkınca kültür ilk kez ağ üzerinden mutasyona uğramaya başladı. 1982’de kullanılan :-) işareti yalnızca bir surat değildi; düz metnin ton sorununa topluluk tarafından bulunmuş, taklit edilebilir bir çözümdü. ascii çizimleri, zincir e-postalar, tekrar tekrar yapıştırılan uzun metinler ve forum içi şakalar da bugünkü copypasta kültürünün ilkel hâliydi.
1990’larda web görselleşince dans eden bebek, hampster dance ve benzeri küçük gifler dolaşıma girdi. düşük bağlantı hızı yüzünden içerikler küçüktü ama ömürleri uzundu. bir gif aylarca, hatta yıllarca internetin farklı köşelerinde yaşayabiliyordu. bugün üç saatte tükettiğimiz şakayı o zaman disketle birbirimize taşıyorduk; mizahın kargo süresi vardı.
2000’lerde something awful, 4chan, newgrounds, ytmnd, youtube ve ardından reddit gibi platformlar meme üretim fabrikalarına dönüştü. all your base are belong to us, lolcats, demotivational poster’lar, rickroll, rage comics ve advice animals bu dönemin ürünleriydi. asıl yenilik tek tek şakalar değil, şaka yapmak için oluşan ortak dildi. aynı görsel kalıyor, üstündeki metin değişiyor; aynı karakter başka bir ruh hâlini temsil ediyor; önceki örneği bilmeyen yenisini tam anlayamıyordu. meme artık içerik değil, üzerine yeni içerik yazılabilen bir protokoldü.
4chan tarafında üretici çoğunlukla anonim olduğu için eserin sahibi değil, geçirdiği mutasyon önemliydi. 9gag gibi siteler ise bu yeraltı üretimini paketleyip geniş kitleye taşıdı. yani 9gag meme kültürünü yaratmadı; internetin bodrum katında üretileni alışveriş merkezi ışığında sergiledi.
2010’larda facebook, tumblr, twitter, instagram ve vine ile meme alt kültür olmaktan çıktı, günlük konuşma biçimine dönüştü. insanlar “üzgünüm” yazmak yerine reaction gif gönderiyor, birkaç saniyelik videoyla siyasi görüşünü ya da iş hayatındaki bezginliğini anlatıyordu. markalar da masaya oturdu ve doğal olarak bir süre sonra herkesin babası gibi espri yapmaya başladılar. meme üretmek isteyen şirketlerin çoğu, gençlerin kullandığı kelimeleri cümleye serpiştirince gençleştiğini sanıyordu. kravatı ters takınca kurumsallıktan kurtulamıyorsun oğlum.
2020’lerde tiktok ve reels, meme’in biçimini yeniden değiştirdi. artık sabit görsel şart değil; ses, dans, filtre, kurgu biçimi, yüz ifadesi ve kamera hareketi bile şablon olabiliyor. aynı ses binlerce farklı videoda başka anlam kazanıyor. post-ironi ve shitpost kültürü ise şakanın komik olup olmadığını bile şakanın parçası yaptı. yapay zekâyla üretilen görüntüler de üretim maliyetini düşürdü ama iyi meme üretimini kolaylaştırmadı. çünkü araç görüntü çıkarıyor; ortak bağlamı, zamanlamayı ve topluluğun sinir ucunu kendiliğinden bulmuyor.
türkiye bu kültüre geç katılmadı, farklı bir kapıdan girdi. 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında irc kanalları, forumlar, ekşi sözlük, e-posta grupları ve msn konuşmaları kendi tekrar eden dilini üretmişti. başlık kalıpları, sözlük içi göndermeler, kullanıcı jargonları, yanlış yazımlar ve forumda yıllarca dönen hikâyeler teknik olarak memetikti; yalnız biz bunlara meme demiyorduk.
bobiler.org döneminde “monte” kültürü gelişti. gündem, televizyon, siyaset ve popüler kültür photoshop ile birbirine geçiriliyordu. ardından 2009’da inci sözlük çevresinde yaygınlaşan kırmızı şeritli “caps” biçimi geldi. fatih terim görüntüleri, liseli tiplemeleri, futbol, dizi sahneleri ve sokak ağzı bu formatla birleşti. facebook sayfaları da bunu milyonlara taşıyınca türkiye’de meme ile caps aynı şey sanılmaya başladı.
oysa caps, meme’in yalnızca bir türüdür. belirli bir görsele yazı eklenmiş her caps meme olabilir ama her meme caps değildir. bir replik, ses kaydı, yanlış telaffuz, televizyon gafı, tekrar edilen hareket, video kurgusu ya da herkesin aynı bağlamda kullandığı tek kelime de meme olabilir.
türkiye’deki temel fark, kaynak malzemenin aşırı yerel olmasıdır. küresel kültür uzun süre çizilmiş karakterler ve anonim şablonlar üzerinden ilerlerken biz yeşilçam, kemal sunal, hababam sınıfı, kurtlar vadisi, evlilik programları, futbol yorumcuları, ana haber bültenleri ve siyasetçi gafları üzerinden yürüdük. türkçe; argo, ağız taklidi, eklerle oynama ve bozuk cümleyi yeni bir dile dönüştürme konusunda çok elverişli olduğu için bizde metin çoğu zaman görselden daha baskın kaldı.
gezi dönemiyle birlikte internet mizahı sokakla çift yönlü bir ilişki kurdu. internette üretilen slogan duvara yazıldı, duvardaki yazı fotoğraflanıp yeniden internete döndü. böylece meme yalnızca eğlence değil, baskı altında konuşma, tarafını belli etme ve ortak hafıza oluşturma aracı hâline geldi. siyaset küresel meme kültüründe de vardır ama türkiye’de gündelik hayatla öyle iç içedir ki bazen mizahçıya kurgu yapacak alan bırakmaz.
bizim zayıf tarafımız, üretimden çok yeniden paylaşımın ödüllendirilmesi oldu. caps sayfaları ve daha sonra instagram hesapları içeriği bağlamından ve üreticisinden koparıp aynı şakayı yüzlerce kez servis etti. küresel kültürde format mutasyona uğrarken bizde zaman zaman yalnızca filigran değişti. güçlü tarafımız ise yabancı şablonları dümdüz çevirmek yerine yerel karakterlere, dile ve memleketin bitmeyen absürtlüğüne uyarlayabilmemizdi.
bugün aradaki fark giderek kapanıyor. türkiye artık küresel şablonları aynı gün kullanıyor; kendi seslerini, videolarını ve karakterlerini de dolaşıma sokuyor. yalnız hâlâ bize özgü bir avantaj var: dünyanın geri kalanı meme üretmek için gerçeği bozuyor, biz çoğu zaman haberin sesini kapatınca hazır meme buluyoruz.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…