herkes gider mersin’e, ben giderim tersine..
tüm yıl boyunca haklı nedenlerle yeyip içip, yaz biterken diyet ve spora başladım. haklı nedenlerimi fazla kurcalamayın, genel dünya hali, sorumluluklar, stresli durumlar diyelim kısaca. insan bazen hayatın yükünü biraz da yemek yiyerek taşıyormuş.
yaklaşık iki haftadır her gün on bin adım atıyor, 1000 kaloriyle sınırladığım sıkı bir diyet uyguluyorum. bu akşam mantarlı makarnaya üzülerek hayır demek zorunda kaldım. üzerine soğuk bir maden suyu içip acımı hafifletmeye çalıştım. hayat bazen gerçekten çok acımasız.
akşamları dere boyunca, benim gibi orta yaş ve üzeri insanların arasında yaklaşık bir saat tempolu yürüyorum. yürürken arsızca insanların fazlalıklarını inceliyorum. “hah, demek benden daha kötü durumda olanlar da varmış” diye içten içe seviniyorum. kendi halime şükretmenin en hafif yöntemini buldum sanırım ama işe yarıyor.
insan selinin arasında yürürken bir yandan da kafamın içindeki düşünce seline karışıyorum. galiba yürümek bedenime iyi geliyor ama zihnime pek yaramıyor. düşünmek yerine müzik dinlesem daha iyi olacak. insan belli bir yaştan sonra kendi zihninin başına buyrukluğundan da yoruluyor.
geldiğim yaşta düşünceler eskisi kadar merhametli değil. geçmişi kurcalıyor, geleceği hesaplıyor, bugünü sorguluyor. en kötüsü de insan kendisini yargılamaktan bir türlü vazgeçemiyor.
neyse, yarın yine on bin adım var. muhtemelen yine insanları inceleyip kendimi teselli edecek, yine kafamın içinde bin türlü şey düşüneceğim. belki bir gün sadece yürürüm. şimdilik hedef o kadar basit değil.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…
tanım eklemek için giriş yapmalısın.