başrolümüz hirayama ağabeyimiz tuvalet temizleyerek hayatını geçindirmeye çalışan ve bu işi severek yapan bir insan. işini hayatının önüne geçirmekten ziyade hayatının minik bir parçası olarak gören, ilgi duyduğu birçok şeyi yapan, huzuru kendi içerisinde bulabilmiş, mutlu olabilmeyi isteyip başarabilmiş bir insan.
bunu nasıl yaptığını merak ediyorsunuz değil mi? açıklayayım biraz. mesela uyanır uyanmaz önce bitkileriyle ilgileniyor, hemen ardından evinden sabahın köründe dışarıya ilk adımı atarken gökyüzüne bakıp aşkla gökyüzünü birkaç saniye seyrediyor... harika fotoğraflar çekiyor, bisiklet sürerken yağmurda ıslanıyor, gerginlikten kaçabildiği kadar kaçıyor ve daha da güzeli insanların hemen hepsine gülümseyebiliyor...
filmde çok güzel bir detay var. fotoğraflar, hayaller ve rüyalar siyah beyaz iken hayat o kadar renkli ve güzel ki ister istemez ''vay be...'' dememe sebep oldu bu kısmı.
ya filmin soundtrackleri? patti smith'ten lou reed'e, velvet underground'tan van morrison'a kadar uzanıyor filmin müzikleri... zaten perfect days kısmının da lou reed'in perfect day şarkısından geldiğine emin olduk izlerken.
diyeceksiniz ki ''bu film hangi kısmını değiştirmiş olabilir ki?''
ben de bir zamanlar bu kadar sevgi dou bir insandım. ülke gündemi, okul, toplu taşıma, cart curt beni gergin bir bireye çevirdi... osuruktan nem kapar hale geldiğimi hatırlıyorum ama hayır, artık bu şekilde olmayacağına inanıyorum.
tekrar tekrar izlerim... wim wenders en sevdiğim filmlerin yönetmeni oldu.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…
tanım eklemek için giriş yapmalısın.