körkarlen

1912 yılında selma lagerlöf'ün yayımlanan öyküsünü 1921 yılında victor sjöström beyaz perdeye aktarmaya karar verir ve ortaya son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birini ortaya çıkarır.

öncelikle bu sessiz, siyah-beyaz filmin senaryosundan bahsetmek istiyorum... senaryo isveç halk öykülerinden birini temel alıyor, yılın son günü, saat 00:00'da kim ölürse, tüm yıl boyunca insanların canını o alacak; azrail'e dönüşüyor. filmde de bununla dalga geçen bir karakterimiz var, kendisi ne hikmetse tam yeni yıla giriş anında ölüyor ve eskiden ona bu hikayeyi anlatan ve bir yıl önce ölmüş arkadaşı azrail yolunda yanına geliyor, ona yaptığı hataları göstermeye başlıyor...

film yer yer gerilim, yer yer de drama dönüşüyor, dram kısmı gerilimden elbette ki daha ağır lakin insanı gerçekten dağıtan, çarpan bir dramaya sahip... filmdeki ana karakterde kendimden bir şeyler gördüğüm için beni daha bir yaraladı açıkçası, bu güzel film yakın zamanda, yanılmıyorsam 1988 yılında mükmmel bir restorasyon geçirmiş, restorasyon sonrası 2007 yılında minik bir restorasyona daha uğramış ve bu esnada matti bye isimli besteci ağabeyimizin inanılmaz güzel bestesi de filme eklenmiş, bu da filmi inanılmaz farklı bir yöne taşımış, dinledikten sonra "hans zimmer yanında ot yemiş...." dersiniz, o kadar iyi bir müzikal şölen var, benim için en iyi film müziğidir kendisi.

filmin çekim açıları, geceyi, gündüzü ve geçmişi gösterdiği renk paletleri inanılmaz iyi, inanılmaz güzel ve insanı filmin içerisine çekiyor, restorasyon sebebiyle de günümüz filmlerinden bile kaliteli bir görüntü var, kaliteli olan kısım senaryo, görüntü ve müzik ile mi sınırlı? yoo hayır, oyunculuk var ya, beni ben-den aldı, götürdü, duvarlara çarptı diyebilirim... filmde sadece 20 saniye gözüken birisi bile inanılmaz iyi oyunculuk sergilemiş...

sinemaya ilgisi olup da bu filmi izlememiş olan birisi varsa büyük ayıp ediyordur.
0 0
kullanıcı adı kullanıcısının profil fotografı