bence insanın bir süre sonra düzelmesini beklemekten vazgeçmesidir, yolunda gitmeyen şeylere alışmak. başta her şey can yakar. yanlış giden bir şeyi düzeltmek, eksik olanı tamamlamak, kaybettiğini geri getirmek istersin. sürekli “neden böyle oldu?” diye düşünürsün. sonra zaman geçer ve bazı soruların cevapsız kalacağını anlarsın. işte bu anlama durumu bir yerden sonra otomatik hâle gelir. buna da alışmak denir.
bir şey hâlâ içini acıtıyordur ama artık eskisi gibi tepki vermiyorsundur. birinin seni anlamamasına, bazı şeylerin istediğin gibi olmamasına, verdiğin emeğin karşılığını bulmamasına şaşırmamaya başlarsın. kabullenmişsindir ya da sadece yorulmuşsundur. aradaki farkı bazen ben de anlayamıyorum. ki anlaması da güç bence..
insan dışarıdan bakıldığında hayatına devam ederken, içinde bazı şeyleri sessizce taşımaya devam ediyor. gülüyorum, konuşuyorum, günlük işlerimi yapıyorum ama bu, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor. sadece bazı eksikliklerle yaşamayı öğrenmiş oluyorum. en garibi de şu, bir zamanlar değiştirmek için çok uğraştığım şeyleri artık olduğu hâliyle bırakabiliyorum. çünkü her şeyi düzeltmeye çalışırken insan bazen kendinden eksiliyor.
ben de artık bazı kapıların açılmayacağını, bazı insanların kalmayacağını, bazı hikâyelerin istediğim gibi bitmeyeceğini kabul ediyorum.
bu bana huzurdan çok sessizlik veriyor aslında. ama belki hayat biraz da böyledir ya. her şeyin yolunda gitmesini beklerken ömrü tüketmek yerine, yolunda gitmeyen şeylerin arasında kendime bir yol bulmayı öğreniyorum.
her şeyi sevmiyorum,
her şeyi kabullenmiş de değilim.
sadece artık her yanlışın peşinden koşmuyorum.
çünkü bazen iyileşmek, her şeyi düzeltmek değil; düzelmeyen şeylerle kendini kaybetmeden yaşamayı öğrenmek.
ben galiba tam olarak bunu öğreniyorum, yani yolunda gitmeyen şeylere de alışıyorum..
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…
tanım eklemek için giriş yapmalısın.