1998-2001 yılları arasında yayınlanan ve adeta “içerisi şampiyonlar ligi gibi” dedirten dizi. şener şen, türkan şoray, güven hokna, özkan uğur, settar tanrıöğen, nurgül yeşilçay, nazike teyze*, perihan teyze*…
eşimle birlikte yemek yerken, çay içerken old but gold mertebesindeki dizileri izlemeye başladık. çemberimde gül oya’yı bitirdik. şimdi ikinci bahar’ı izliyoruz.
eski türkiye, 90’lar, mahalle kültürü gibi anlatıların romantize edildiğini düşünür, nostaljisine pek sıcak bakmazdım. şimdilerde, ya bu çağda mutlu olamayıp çocukluğuma sığınma arzusundan ya da yavaştan yaşlandığımdan, bu anlatılara ölüp bitiyorum. sıcak mahalle kültürü, dürüst insanlar, imdada koşan komşuları izlemek beni mutlu ediyor.
bence şu an türkiye’nin arzu ettiği dizi formu bu. insanlar kendileri gibilerin dertlerinin, sevinçlerinin gerçekçi bir biçimde ekrana yansıtılmasını istiyor. ali haydar usta’nın evindeki koltuk bizde de vardı, çocuklarının giydiği önlüğü biz de giydik, anlatılan geçim sıkıntısını biz de çektik, anamız babamız bizim geleceğimiz için tasalandı… zengin puştlarının yat kat yaşamını izlemekten ikrah etti insanlar.
ayrıca, türkan şoray’ı pek tutmayan biri olarak bu dizideki yaş almış türkan şoray’a bayıldım. trakya ağzını hiç beceremese de bizim türkan şoray’ımız. bundan kelli türkancıyım.
bu kategoride başlık yok.
yükleniyor…
yükleniyor…
tanım eklemek için giriş yapmalısın.