türk edebiyatının en köklü ve en çok uyarlanan eserlerinden biri olan halit ziya uşaklıgil’in aşk-ı memnu romanının, modern ve farklı bir perspektifle sinemaya aktarılmış 2023 yapımı bir dönem filmidir.
dizi uyarlamalarının aksine, bu film hikayeyi 19. yüzyılın sonlarında (romanın orijinal döneminde) tutarak, odağı tamamen ana karakter bihter’in iç dünyasına, arzularına ve toplumsal sıkışmışlığına çevirir. dönem filmi olmasina rağmen alışılmışın dışında, canlı bir renk paleti tercih edilmiş, oldukça tiyatral bir haldedir. yapısal olarak daha önceki dizi uyarlamalarından oldukça farklıdır.
filmde "bihter" karakterini oynayan farah zeynep abdullah, aynı zamanda anlatıcıdır. dördüncü duvarı sık sık ve s*k sok yıkarak doğrudan kameraya replik verir. bunu o kadar ciddiyetsiz yapar ki; ana dili türkçe olan biri olarak, ana dili türkçe bir film seyrederken alt yazı açmıştım. normalde beğenirdim kendisini ama bu filmde gerçekten katlanmasi zordu yuttuğu harflere.
filmde tilbe saran'dan osman sonant'a, çok ciddi ve başarılı oyuncular olmasına rağmen; farah zeynep abdullah'taki ciddiyetsizlik herkese sinmişti. yani, ortaya bir film koymaktan çok; yönetmen prova sırasında mola vermiş, yemeğe gitmiş de ergen oyuncular text ile daşdaş geçiyor gibi bir hâl. hande ataizi de, farah zeynep abdullah da gayet yaşlarını gösteren insanlar olmasına rağmen bu ikiliyi ana-kız yapmak hangi akla hizmet bilemiyorum. firdevs hanım çocuk anne idi galiba.
film feminist bir perspektiften ele alinmaya çalışılmış ama cidden bu da bana absürt geldi. bihter'in attığı triplere bakınca sanki görücü usulü zorla evermişler... feminizm bu değil...
aslında farklı bir şey yapma çabaları hoşuma gitti ama keşke bunu biraz incelikli ele alıp, ciddiyetle yapsalardı. film boyunca elle tutulur bir şey bekledim ama maalesef kötü bir film izlemiş olmanın ötesinde elime bir şey geçmedi. bir de bu tanımla alacağım+1 karma işte...
hayat, sen plan yaparken başına geleenlerdir. alın yazımızda boran kuzum'un götünü, amazon prime farkıyla full hd izlemek de varmış. şuraya ne yazıldıysa o.
dizi uyarlamalarının aksine, bu film hikayeyi 19. yüzyılın sonlarında (romanın orijinal döneminde) tutarak, odağı tamamen ana karakter bihter’in iç dünyasına, arzularına ve toplumsal sıkışmışlığına çevirir. dönem filmi olmasina rağmen alışılmışın dışında, canlı bir renk paleti tercih edilmiş, oldukça tiyatral bir haldedir. yapısal olarak daha önceki dizi uyarlamalarından oldukça farklıdır.
filmde "bihter" karakterini oynayan farah zeynep abdullah, aynı zamanda anlatıcıdır. dördüncü duvarı sık sık ve s*k sok yıkarak doğrudan kameraya replik verir. bunu o kadar ciddiyetsiz yapar ki; ana dili türkçe olan biri olarak, ana dili türkçe bir film seyrederken alt yazı açmıştım. normalde beğenirdim kendisini ama bu filmde gerçekten katlanmasi zordu yuttuğu harflere.
filmde tilbe saran'dan osman sonant'a, çok ciddi ve başarılı oyuncular olmasına rağmen; farah zeynep abdullah'taki ciddiyetsizlik herkese sinmişti. yani, ortaya bir film koymaktan çok; yönetmen prova sırasında mola vermiş, yemeğe gitmiş de ergen oyuncular text ile daşdaş geçiyor gibi bir hâl. hande ataizi de, farah zeynep abdullah da gayet yaşlarını gösteren insanlar olmasına rağmen bu ikiliyi ana-kız yapmak hangi akla hizmet bilemiyorum. firdevs hanım çocuk anne idi galiba.
film feminist bir perspektiften ele alinmaya çalışılmış ama cidden bu da bana absürt geldi. bihter'in attığı triplere bakınca sanki görücü usulü zorla evermişler... feminizm bu değil...
aslında farklı bir şey yapma çabaları hoşuma gitti ama keşke bunu biraz incelikli ele alıp, ciddiyetle yapsalardı. film boyunca elle tutulur bir şey bekledim ama maalesef kötü bir film izlemiş olmanın ötesinde elime bir şey geçmedi. bir de bu tanımla alacağım+1 karma işte...
hayat, sen plan yaparken başına geleenlerdir. alın yazımızda boran kuzum'un götünü, amazon prime farkıyla full hd izlemek de varmış. şuraya ne yazıldıysa o.