oidipus kolonos'ta, sophokles’in thebai üçlemesi'nin ikinci halkasını oluşturan ve çoğu zaman kral oidipus’un karanlık devamı olarak görülen tragedyasıdır. bu oyun, ilk eserdeki gerçeğin ortaya çıkışından sonra, o gerçekle yaşamanın ne anlama geldiğini anlatır.
oyunun başında oidipus artık eski kudretli kral değildir; gözlerini kaybetmiş, sürgün edilmiş ve yıllarca dolaştıktan sonra kızlarıyla birlikte atina yakınlarındaki kolonos’a ulaşmış yaşlı bir adamdır. bir zamanlar kendi kimliğini arayan karakter, bu kez hayatının son durağını aramaktadır.
burada tragedyanın tonu değişir. kral oidipus suçun keşfi üzerine kuruluyken, oidipus kolonos'ta suçun sorumluluğu ve insanın kendi hikâyesini yeniden yorumlaması üzerine kuruludur. oidipus artık kendisini yalnızca felaketin faili olarak görmez; bilgisizlik içinde işlediği eylemler yüzünden bütünüyle mahkûm edilip edilemeyeceğini sorgular. aynı zamanda çocukları arasındaki iktidar kavgası yeniden sahneye çıkar ve thebai hanedanındaki çatlak daha da derinleşir.
ilk eserde yıkılan oidipus, bu eserde farklı bir biçimde yükselmiştir. kör, yaşlı ve sürgün edilmiş hâliyle bile politik ve manevi bir ağırlık taşır; hatta ölümü bile sıradan bir son değil, neredeyse kutsal bir geçiş olarak ele alınır.
oyunun başında oidipus artık eski kudretli kral değildir; gözlerini kaybetmiş, sürgün edilmiş ve yıllarca dolaştıktan sonra kızlarıyla birlikte atina yakınlarındaki kolonos’a ulaşmış yaşlı bir adamdır. bir zamanlar kendi kimliğini arayan karakter, bu kez hayatının son durağını aramaktadır.
burada tragedyanın tonu değişir. kral oidipus suçun keşfi üzerine kuruluyken, oidipus kolonos'ta suçun sorumluluğu ve insanın kendi hikâyesini yeniden yorumlaması üzerine kuruludur. oidipus artık kendisini yalnızca felaketin faili olarak görmez; bilgisizlik içinde işlediği eylemler yüzünden bütünüyle mahkûm edilip edilemeyeceğini sorgular. aynı zamanda çocukları arasındaki iktidar kavgası yeniden sahneye çıkar ve thebai hanedanındaki çatlak daha da derinleşir.
ilk eserde yıkılan oidipus, bu eserde farklı bir biçimde yükselmiştir. kör, yaşlı ve sürgün edilmiş hâliyle bile politik ve manevi bir ağırlık taşır; hatta ölümü bile sıradan bir son değil, neredeyse kutsal bir geçiş olarak ele alınır.