john steinbeck tarafından yazılan gazap üzümleri, ekonomik kriz döneminin yoksulluğu, göçü, emek sömürüsünü, aileyi, tarımda sanayileşme sürecini ve insan onurunu anlatan en güçlü amerikan romanlarından biri olarak kabul edilir. hikâyeyi 1930’larda yaşanan iklim krizi(dust bowl) ve büyük buhran atmosferinde kurar.
roman, toprağını kaybeden joad ailesinin oklahoma’dan umutla california’ya göç etmesini anlatır. ancak yol boyunca karşılaştıkları şey, yola çıkarken hayalini kurdukları amerikan rüyasından ziyade ucuz işgücü, sınıfsal eşitsizlik ve insanın insana karşı sertleşmesidir. steinbeck burada açlığı salt fiziksel bir durum değil, sosyal bir mesele olarak işler. şartlar ağırlaştıkça, birlikte yola çıkılan herkes bir noktada rakip olmaya başlar.

tarımın sanayileşmesi konusunda da aslında steinbeck, sanayilesmeyi ve teknolojiyi kötülemekten ziyade, üretim araçlarının büyümesiyle küçük üreticinin sistem dışına itilmesini elestirir. eskiden toprağı işleyen insanın yerini artık banka adına çalışan, çoğu zaman kendi komşusunun tarlasını süren makine alır. toprakla kurulan kişisel bağ ekonomik verim hesabına dönüşür.
steinbeck, yanlış hatırlamıyorsam 750 sayfa civarı bu kitabı oldukça başarılı bir aktarım ile okuyucuya iletir. yıllarca kitaplığımda bekleyen, içindeki ayraç sayesinde daha önce başladığım ama devam etmediğimi anladığım kitabı; hazır olduğum zaman okuduğumda yer yer tekrar eden yerler olsa da; o tozlu yollarda terledigimi, kayaliklari izlediğimi ve su basan tarlalarda belime kadar çamura battığımı hissetmiştim. joad ailesini yakindan tanıyordum roman bittiğinde. hepsini zihnimde imgelestirdim karakterlerin. okuduktan sonra da bir süre hiçbir şey okumadım. okuduğum en iyi eserlerden biriydi.
4 1
gece kullanıcısının profil fotografı