lisans ve yüksek lisansta okuduğum bölümdür. yalnız yüksek lisans tezimi vermedim, yani yüksek lisans mezunu değilim. yani bu bölümde yüksek lisans okudum, derslerimin tümünü de verdim ama sonra akademik kariyer yapmaktan vazgeçtiğim için tezimi tamamlayıp teslim etmediğimden mezun olmadım. çok da detaylara girmek istemiyorum da, yani cidden akademik kariyer yapmak demek tüm hayatınızın bunun üzerine kurulması demek. bir şekilde caydım ben bundan. motivasyonumun bozulmasına sebep olanlar utansın... gerçi kimse ayağımı kaydırmaya çalışmadı da işte ben felsefelerini pek benimseyemedim diyeyim ve bu konuyu burada noktalayayım.
bana göre bu bölümün adı ingiliz dili ve britanya edebiyatı gibi bir şey olmalı, zira ingilizler dışında iskoç, irlandalı yazarları falan da okuyoruz. bölümün ingilizce isminde sorun yok; yani english language and literature derken, english hem "ingiliz" hem de "ingilizce" manalarına gelebildiğinden bir sıkıntı yok. yalnız bizdeki isminde sadece "ingiliz" var ve bu da iskoç yazarları falan kapsamıyor haliyle. benim lisans tezim de zaten bir iskoç yazar olan robert louis stevenson'ın treasure island romanı üzerineydi mesela. yani ingiliz değil kendisi meselaaaaaa... ingiliz dili, okey. ama ingiliz edebiyatı? değil işte. britanya edebiyatı, veya spesifik olarak iskoç edebiyatına girer bu.
bölümümden memnundum aslında. lisansını da yüksek lisansını da severek okudum. kişisel gelişimimde de büyük faydaları oldu bu eğitim ve öğrenim süreçlerimin. ama işte akademik kariyer yapmak istemedim sonrasında. bu kararımda da bölümlerin doğasından ziyade, bölümü yönetenlerin anlayışları esas rolü oynadı. gene de kimseyi suçlamıyorum. bana uygun gelmedi diyeyim ve bu mevzuyu burada hakikaten bırakayım artık.
bu bölümde genelde "kızlar" okurdu. mesela lisansta benim senemde, benim üniversitedeki bu bölüme 110 kişi falan alınmıştı ve biz sadece 10 erkek falandık, gerisi kızdı/kadındı. hala da tablo aşağı yukarı böyle olsa gerek. yüksek lisansa da 3 kişi seçilmiştik ve tek erkek bendim. üstelik lisansta mezun olduğum üniversite de değildi, şehir bile farklıydı, hiçbir hocasını tanımıyordum, torpilim zaten yoktu ama işte seçilmiştim bir sürüüüü başvuru arasından, ilk başvurumda/mülakatımda—60 civarı başvuru olmuş o sene diye duymuştum. gönül isterdi ki devam edebilseydim ama işte gönül istese de aklım istemedi, felsefeme ters geldiğinden.
önerir miyim... bilemiyorum. ben severek okudum ama birçok kişi çok zor olduğunu da söyler bu bölümün. bana çok kolay ve eğlenceli gelmişti açıkçası ve epey yüksek bir not ortalamasıyla da mezun olmuştum—yüksek lisanstan bahsetmiyorum burada tabii ki.
bana göre bu bölümün adı ingiliz dili ve britanya edebiyatı gibi bir şey olmalı, zira ingilizler dışında iskoç, irlandalı yazarları falan da okuyoruz. bölümün ingilizce isminde sorun yok; yani english language and literature derken, english hem "ingiliz" hem de "ingilizce" manalarına gelebildiğinden bir sıkıntı yok. yalnız bizdeki isminde sadece "ingiliz" var ve bu da iskoç yazarları falan kapsamıyor haliyle. benim lisans tezim de zaten bir iskoç yazar olan robert louis stevenson'ın treasure island romanı üzerineydi mesela. yani ingiliz değil kendisi meselaaaaaa... ingiliz dili, okey. ama ingiliz edebiyatı? değil işte. britanya edebiyatı, veya spesifik olarak iskoç edebiyatına girer bu.
bölümümden memnundum aslında. lisansını da yüksek lisansını da severek okudum. kişisel gelişimimde de büyük faydaları oldu bu eğitim ve öğrenim süreçlerimin. ama işte akademik kariyer yapmak istemedim sonrasında. bu kararımda da bölümlerin doğasından ziyade, bölümü yönetenlerin anlayışları esas rolü oynadı. gene de kimseyi suçlamıyorum. bana uygun gelmedi diyeyim ve bu mevzuyu burada hakikaten bırakayım artık.
bu bölümde genelde "kızlar" okurdu. mesela lisansta benim senemde, benim üniversitedeki bu bölüme 110 kişi falan alınmıştı ve biz sadece 10 erkek falandık, gerisi kızdı/kadındı. hala da tablo aşağı yukarı böyle olsa gerek. yüksek lisansa da 3 kişi seçilmiştik ve tek erkek bendim. üstelik lisansta mezun olduğum üniversite de değildi, şehir bile farklıydı, hiçbir hocasını tanımıyordum, torpilim zaten yoktu ama işte seçilmiştim bir sürüüüü başvuru arasından, ilk başvurumda/mülakatımda—60 civarı başvuru olmuş o sene diye duymuştum. gönül isterdi ki devam edebilseydim ama işte gönül istese de aklım istemedi, felsefeme ters geldiğinden.
önerir miyim... bilemiyorum. ben severek okudum ama birçok kişi çok zor olduğunu da söyler bu bölümün. bana çok kolay ve eğlenceli gelmişti açıkçası ve epey yüksek bir not ortalamasıyla da mezun olmuştum—yüksek lisanstan bahsetmiyorum burada tabii ki.