her ne kadar "karanlık" bir portre çizsem de, sanatta da genel itibarıyla karanlık temalı çalışmalar bana hitap etse de, en sevdiğim kurgu tarzı fantastik korku olsa da... da... da... da...
en sevdiğim film budur. favori filmim budur. benim için en özel film budur.

türkçe adıyla açtım başlığı zira bu filmi ilk olarak türkçe dublajlı izlemiştim. edit: balkon insanı ile konuştuk da, orijinal isimleriyle açalım böyle filmleri diye ortak karar aldık sonrasında. o yüzden filmin adı orijinaline çevrildi. ben geleceğe dönüş ve büyük lebowski gibi filmlerde bir istisna olabilir, zira bunlar bu türkçe isimleriyle de iyi biliniyor diye düşündüm başta. ama genel bir anlayış olarak orijinal adlarıyla açalım dedik sonra, ki bu da gayet makul bir tercih.
90'ların sonlarında çıkan bu film, zamanında bir gazete tarafından vcd formatında iki disk olarak verilmişti. yani çok gençtim o zamanlar. ingilizcem de şimdiki kadar iyi olmanın yanından bile geçemiyordu. ayrıca türkçe dublajı da net kelimeyle nefisti bu filmin. "ahbap" ya. yani the dude. o zamanlar bende amerikan özentiliği de vardı. bu aslında fark etmediğim bir şeydi. yani amerikan bayraklarıyla gezen, en büyük abd falan diyen veya öyle düşünen biri değildim. fakat amerikan kültürüne bayağı bağımlıymışım ben. bunu 20'lerimin sonlarına doğru fark ettim. yani bir uyanma, veya ingilizce tabirle bir disillusionment yaşadım.
işte öyle amerikan kültürü bağımlısıyken keşke "ahbap" gibi bir dostum olsa derdim. öyle bir dostum olmadığı için böyle melankolik hislerin dibine vurduğum bile olmuştur.
evet bu illüzyonlarım dağıldı. başta bu anti-amerikan bir felsefe edinmeme neden olmuşsa da, bunu da aştım sonra. artık abd benim açımdan sadece herhangi bir ülke. nötrüm yani bu bağlamda. amerikan kültürünün iyi taraflarını da kötü taraflarını da görebiliyorum artık yani (ki kötü tarafları kanımca daha fazla).
neyse efendim. majör spoiler vermeden filmden bahsedeyim biraz da. bu bir komedi filmi olsa da aslında filmde öyle olmayacak absürtlüklere rastladığımız da söylenemez. yani filmdeki hiçbir şeye "yok artık, gerçek hayatta böyle bir şey olamaz" falan demişliğim yoktur. gene de sıkı bir komedi filmidir. walter karakteri mesela kendisine çok güldürür. yani ahbap'ın çok tersi bir karakterdir bu, ama ikisinin ahbaplıkları gene de insanın içini ısıtır.
büyük lebowski, coen kardeşler'in en iyi filmlerinden biri olarak görülmez çoğu kişi tarafından. bu çok da umurumda değildir açıkçası. yani zaten "en iyi" ve "favori" apayrı şeylerdir. favori dendiğinde, bu favo(u)r kelimesinden gelir. yani "kayırmak" gibi. ben bu filmi her zaman kayırırım. hani öğrencisini kayıran öğretmenler misali. bazı öğretmenler, sevdikleri öğrencilerini kayırırlardı ya. ben de bu filme öyle bir etik dışı davranan öğretmen gibi yaklaşıyorum.
filmin underrated olduğunu falan da söyleyemeyiz elbette. yani gayet de popüler bir film. ben normalde pek bilinmeyen yapımları daha ilgi celbedici bulsam da, böyle popüler yapımları da sevebiliyorum bazen. işte bu da zaten en sevdiğim film. belki sinematik kıstaslarla 8/10 falan alabilir film. ama ben işte kayırıyorum. fazla not veriyorum. 10/10 diyorum!
en sevdiğim film budur. favori filmim budur. benim için en özel film budur.

türkçe adıyla açtım başlığı zira bu filmi ilk olarak türkçe dublajlı izlemiştim. edit: balkon insanı ile konuştuk da, orijinal isimleriyle açalım böyle filmleri diye ortak karar aldık sonrasında. o yüzden filmin adı orijinaline çevrildi. ben geleceğe dönüş ve büyük lebowski gibi filmlerde bir istisna olabilir, zira bunlar bu türkçe isimleriyle de iyi biliniyor diye düşündüm başta. ama genel bir anlayış olarak orijinal adlarıyla açalım dedik sonra, ki bu da gayet makul bir tercih.
90'ların sonlarında çıkan bu film, zamanında bir gazete tarafından vcd formatında iki disk olarak verilmişti. yani çok gençtim o zamanlar. ingilizcem de şimdiki kadar iyi olmanın yanından bile geçemiyordu. ayrıca türkçe dublajı da net kelimeyle nefisti bu filmin. "ahbap" ya. yani the dude. o zamanlar bende amerikan özentiliği de vardı. bu aslında fark etmediğim bir şeydi. yani amerikan bayraklarıyla gezen, en büyük abd falan diyen veya öyle düşünen biri değildim. fakat amerikan kültürüne bayağı bağımlıymışım ben. bunu 20'lerimin sonlarına doğru fark ettim. yani bir uyanma, veya ingilizce tabirle bir disillusionment yaşadım.
işte öyle amerikan kültürü bağımlısıyken keşke "ahbap" gibi bir dostum olsa derdim. öyle bir dostum olmadığı için böyle melankolik hislerin dibine vurduğum bile olmuştur.
evet bu illüzyonlarım dağıldı. başta bu anti-amerikan bir felsefe edinmeme neden olmuşsa da, bunu da aştım sonra. artık abd benim açımdan sadece herhangi bir ülke. nötrüm yani bu bağlamda. amerikan kültürünün iyi taraflarını da kötü taraflarını da görebiliyorum artık yani (ki kötü tarafları kanımca daha fazla).
neyse efendim. majör spoiler vermeden filmden bahsedeyim biraz da. bu bir komedi filmi olsa da aslında filmde öyle olmayacak absürtlüklere rastladığımız da söylenemez. yani filmdeki hiçbir şeye "yok artık, gerçek hayatta böyle bir şey olamaz" falan demişliğim yoktur. gene de sıkı bir komedi filmidir. walter karakteri mesela kendisine çok güldürür. yani ahbap'ın çok tersi bir karakterdir bu, ama ikisinin ahbaplıkları gene de insanın içini ısıtır.
büyük lebowski, coen kardeşler'in en iyi filmlerinden biri olarak görülmez çoğu kişi tarafından. bu çok da umurumda değildir açıkçası. yani zaten "en iyi" ve "favori" apayrı şeylerdir. favori dendiğinde, bu favo(u)r kelimesinden gelir. yani "kayırmak" gibi. ben bu filmi her zaman kayırırım. hani öğrencisini kayıran öğretmenler misali. bazı öğretmenler, sevdikleri öğrencilerini kayırırlardı ya. ben de bu filme öyle bir etik dışı davranan öğretmen gibi yaklaşıyorum.
filmin underrated olduğunu falan da söyleyemeyiz elbette. yani gayet de popüler bir film. ben normalde pek bilinmeyen yapımları daha ilgi celbedici bulsam da, böyle popüler yapımları da sevebiliyorum bazen. işte bu da zaten en sevdiğim film. belki sinematik kıstaslarla 8/10 falan alabilir film. ama ben işte kayırıyorum. fazla not veriyorum. 10/10 diyorum!