irlandalı ünlü oyun yazarı george bernard shaw'ın 1923 yılında kaleme aldığı ve türkçe literatürde "jan dark - ermiş joan" olarak bilinen eser, tiyatro tarihinin en büyük başyapıtlarından biridir. bernard shaw’ın 1925 yılında nobel edebiyat ödülü'nü kazanmasında bu oyunun payı oldukça büyüktür.
görsel
oyun, jan dark'ın 1920 yılında katolik kilisesi tarafından resmen "azize" ilan edilmesinden ilham alınarak, gerçek mahkeme tutanaklarına (1841'de yayınlanan belgeler) dayandırılarak yazılmıştır.
bernard shaw’ın bu eserini diğer jan dark anlatılarından ayıran ve özgün kılan temel bazı özellikleri vardır; klasik anlatılarda jan dark hep doğaüstü güçler, melekler ve mistik mucizelerle tasvir edilir. bernard shaw ise buna tamamen karşı çıkar. onun oyunundaki jan dark, olağanüstü bir mantık yeteneğine, güçlü bir sezgiye ve sarsılmaz bir liderlik vasfına sahip dahi bir köylü kızıdır. shaw, onun "gaipten duyduğu sesleri", aslında kendi yüksek zekasının ve sezgilerinin bir dışavurumu olarak yorumlar.

shaw’ın oyununda geleneksel anlamda "kötü adamlar" yoktur. onu ölüme mahkum eden engizisyon yargıçları, kilise yetkilileri ve ingiliz asilzadeleri sadist veya cani değillerdir. aksine, kendi dönemlerinin yasalarına ve inançlarına son derece sadık, düzeni korumaya çalışan dönemin "dürüst" insanlarıdır. trajedi de burada ortaya çıkar; bireysel özgürlüğü ve değişimi savunan bir dahi (jan dark), düzeni korumaya programlanmış dürüst kurumlar tarafından yok edilir. bu şekilde ele alınca, sophokles'in antigone'sini anmamak elde değildir.

oyun, sadece jan dark’ın hayatını değil, orta çağ'ın bitişi ve modern dünyanın doğuşundaki büyük fikir çatışmalarını işler. jan dark, tanrı ile iletişim kurmak için kilise'ye veya rahiplere ihtiyacı olmadığını söyler. bu, kilise otoritesine doğrudan bir tehdit ve protestanlıkın ayak sesleridir. bunun yanında jan dark, jan dark, fransız topraklarının fransızlara ait olduğunu savunur. bu fikir, o dönemin sınır tanımayan feodal ağalık sistemini ve feodal asilleri (nobility) sarsmaktadır ve milliyetçilikin (nationalism) simgesi haline gelir.

oyunun en vurucu kısmı, jan dark'ın yakılmasından 25 yıl sonrasında geçen "epilog" sahnesidir. bu sahnede jan dark'ın ruhu, onu ölüme gönderenlerin rüyasına girer. hepsi ondan özür diler, onu över ve onun bir "azize" olduğunu kabul eder. ancak jan dark, "peki, madem beni bu kadar seviyorsunuz, hayata geri döneyim mi?" diye sorduğunda, hepsi korkuyla geri çekilir ve onu yine istemezler.
bernard shaw bu epilogla insanlığın en büyük ikilemini yüzümüze vurur. -dünya, düzenini bozacak kadar büyük azizleri ve dâhileri yaşarken asla kabul edemez; onları ancak öldürüp "zararsız birer heykel" haline getirdikten sonra sevmeyi becerebilir.-
2 0
gece kullanıcısının profil fotografı