antik yunan tiyatrosunun en etkili isimlerinden biri ve tragedya sanatını bugünkü dramatik yapıya yaklaştıran yazarlardan biridir. mö 5. yüzyılda yaşamış, özellikle karakter psikolojisini, ahlaki ikilemleri ve insanın kader karşısındaki konumunu sahneye taşımasıyla öne çıkmıştır. yaklaşık 120’den fazla oyun yazdığı söylenmektedir; ancak bunların yalnızca yedisi günümüze ulaşmıştır.
en bilinen ve en önemli eserleri arasında thebai üçlemesi ya da oidipus üçlemesi olarak bilenen, kral oidipus, antigone ve oidipus kolonos'ta yer alır. özellikle kral oidipus, "insan kaderinden kaçabilir mi?" sorusunu merkeze alan yapısıyla hem edebiyat hem de psikoloji tarihinde ayrı bir yere sahiptir; hatta sigmund freud'un geliştirdiği oidipus kavramına da isim vermiştir. sophokles’in dünyasında trajedi; kötü insanların başına gelen kötü şeyler değil, çoğu zaman doğru olduğuna inanan insanların kaçamadıkları sonuçlarla karşılaşmasıdır ve okuyucu katarsise ulaşamaz.
sophokles’i çağdaşlarından ayıran önemli özelliklerden biri de, sahnedeki oyuncu sayısını artırarak diyalog ve çatışmayı güçlendirmesi, koroyu ise anlatının merkezinden biraz geri çekmesidir. böylece tragedya yalnızca tanrılarla ilgili bir anlatı olmaktan çıkıp insanın kendi seçimleriyle yüzleştiği bir alana dönüşmüştür.
en bilinen ve en önemli eserleri arasında thebai üçlemesi ya da oidipus üçlemesi olarak bilenen, kral oidipus, antigone ve oidipus kolonos'ta yer alır. özellikle kral oidipus, "insan kaderinden kaçabilir mi?" sorusunu merkeze alan yapısıyla hem edebiyat hem de psikoloji tarihinde ayrı bir yere sahiptir; hatta sigmund freud'un geliştirdiği oidipus kavramına da isim vermiştir. sophokles’in dünyasında trajedi; kötü insanların başına gelen kötü şeyler değil, çoğu zaman doğru olduğuna inanan insanların kaçamadıkları sonuçlarla karşılaşmasıdır ve okuyucu katarsise ulaşamaz.
sophokles’i çağdaşlarından ayıran önemli özelliklerden biri de, sahnedeki oyuncu sayısını artırarak diyalog ve çatışmayı güçlendirmesi, koroyu ise anlatının merkezinden biraz geri çekmesidir. böylece tragedya yalnızca tanrılarla ilgili bir anlatı olmaktan çıkıp insanın kendi seçimleriyle yüzleştiği bir alana dönüşmüştür.